Amasyalıdır. Üçler Mahallesi eşrâfından Boyacızâde Mehmed Bey’in oğludur. Sultân Murâd-ı Râbi’ devrinde bevvâbân-ı şehriyârî silkine girip terakkî ederek Amasya’da “Boyacıoğlu Hasan Ağa” demekle meşhûr iken [405] İstanbul’da “Boyacı Hasan Ağa” diye iştihâr etdi.

Amasya’da cizye tahsîlâtında bulunarak Bayram Paşa’ya intisâb, müşârün-ileyhin bir müddet hazînedârı ve sadâretinde Sivas vilâyeti cizye tahsîldârı ve ba’dehû Zile voyvodası Sivas vâlî kâ’im-makâmı oldu. Gerek tahsîlâtında ve gerek vilâyeti idâre husûsâtında iş-güzârlığı görüldüğünden 1054’de dergâh-ı âlî kapıcı-başılarından oldu.

1059’da Anadolu bakâyâ tahsîlâtına me’mûr olup ibrâz-ı şiddetle hayli bakâyâ-yı tahsîle muvaffak olduğundan 1061’de dergâh-ı âlî kapıcılar kethüdâsı oldu. Üç yıl kadar devlete musallat olarak icrâ-yı mezâlimde tazannün ve iki refîkıyle tefer’un eden Arnavut Bektâş Ağa’yı kemâl-i celâdetle ta’kîb ve bâ-fermân-ı âlî i’dâm ederek nâm-âver oldu.

Ancak Bektâş Ağa’nın, kayın pederi olan mi’mâr-ı meşhûr Kâsım Ağa’nın tertîb etdiği adamlar vâsıtasıyla mûmâileyhin Anadolu tahsîlâtında icrâ-yı mezâlim etdiği Sultân Mehmed-i Râbi’e arz u şekvâ edildiğinden 1062’de azl edilerek Tımışvar vilâyeti dâhilinde Göle sancâğıbeyi olup gitmesi ta’cîl edildi.

[406] Ancak ba’zı şüfe’â vâsıtasıyla hidemât-ı mühimmesi ve isnâd edilen mezâlimin müretteb olduğu pâdişâha arz edilerek Sadr-ı a’zam Bosnalı Sarı Tarhuncu Ahmed Paşa’nın garazkârlığı anlaşıldığından yoldan i’âde edilip eski mevki’ini buldu.

1063 senesi rebîülâhirinde Tarhuncu Ahmed Paşa’nın i’dâmıyla Çerkez Dervîş Mehmed Paşa, sadârete geldikte surre-i hümâyûn emîni olarak nâ’il-i teveccüh olduğu esnâda rukabâsının durmayıp pâdişâhı iğzâb edecek vak’alar arz edildiğinden sene-i mezbûre cumâdelâhiresinde İstanbul’da i’dâm edildi.

Mi’mâr Kâsım Ağa’nın gayzı bu kadarla kalmadı. Mûmaileyhin İstanbul ve Amasya’da olan bütün emvâl ü emlâki müsâdere edilerek Amasya’da Üçler Mahallesi’nde kâ’in peder-mânde hânesi mahdûmu Mehmed Bey’e bırakıldı. Mukdim, iş-güzâr, hayli müşkil işleri suhûletle becermiş, şedîdü’ş-şekîme bir devlet adamı idi.²⁵⁴ Mi’mâr Kâsım Ağa buna yaptığının cezâsını sadârete getirdiği Köprülü Mehmed Paşa’dan gördü. [407]