Amasyalıdır. Amasya sancâğı kâtib-i dîvânı Alî Efendi bin Abdülcelîl Efendi’nin mahdûmudur. Gençliğinde yeniçeri olup hayli müddet yasakçı, bir kaç def’a Amasya serdârı olarak Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın Kandiye fethinde gözüne girdiğinden İstanbul’a yerleşti.

Tedrîcen ocakta terakkî edib silahdâr ağası oldu. 1095 senesi muharreminde Sadr-ı a’zam Bayburdluoğlu Kara İbrâhim Paşa’nın himmetiyle bâ-rütbe-i mîr-i mîrânî İçil sancâğı mutasarrıfı olarak Rûmeli harbine me’mûr oldu.

Ba’dehû Adana, Mar’aş ve 1101’de Musûl Beylerbeyi olup kethüdâsı olan ammizâdesi Abdülcelîl Ağa bin Hüseyin Ağa’yı [431] mütesellim gönderdi. Kendisi Rûmeli harbine me’mûr olup avdette Musûl’a gitdi. 1103’de Basra muhâfızı ve 1104’de sânîyen Musûl vâlîsi olup 1105’de vefât etdi. Şecî’, gayûr bir Beylerbeyi idi. Birâderi Abdülcelîl Efendi 1121’de vefât etdi.

Ammizâdesi Abdülcelîl Ağa Musûl’da yerleşip kaldı. Bunun evlâdı Mehmed Ağa ile İsmâ’îl Paşa meşhûr olup Mehmed Ağazâde Hüseyin Paşa ve evlâdı orada büyük bir hânedân teşkil etdi.