Merzifonludur. Sadr-ı esbak Kara Mustafa Paşa’nın eniştesi el-Hâc Süleyman Ağa’nın oğludur. Köprülü Mehmed Paşa’nın sadâretinde mektûbî-i mâliye kalemine girip orada tefeyyüz ederek mâliye hulefâsından ve ba’dehû mektûbcu oldu.

1087 senesi şa’bânında sadr-ı a’zam olan dayısı Kara Mustafa Paşa’nın himmetiyle başdefterdâr olarak ta’ayyün etdi. Beş yıl kadar makâmını hüsn-i muhâfaza ve idâre ederek fevka’l-âde nüfûz u i’tibâra nâ’il oldu. Ancak ba’zı zevâtı ve hâssaten sadr-ı müşârün-ileyhi gücendirecek ba’zı harekâtı sudûr eylediğinden 1094 senesi şa’bânında bâ-rütbe-i vezâret Tımışvâr eyâletine vâlî olup İstanbul’dan çıkarıldı.

Ancak Kara Mustafa Paşa ve Yanya hezîmetinden dolayı Belgrad’a avdetinde mağzûben maktûl ve yerine kendisine muğber olan Kara İbrâhim Paşa Sadr-ı a’zam olduğuna binâ’en 1095 senesi muharremi evâsıtında Trablusşâm vâlîliğine nakl edilerek avdeti ve Trablusşâm’a azîmeti emîr ü te’kîd edildi.

Bî-çâre Tımışvâr’dan hareketle rikâb-ı şehriyârîye azîmet etmek üzere yola çıkıp Şarköy’e geldiği haber alındıkta düşmanlarının isnâdâd ü iftirâsıyla 1095 saferinin evâhirinde yok yere i’dâm ve bütün emvâl ü emlâki müsâdere edildi.

Müverrih Râşid Mehmed Efendi “Vekâyi’-nâme”sinde diyor ki:“Merhûm vezîr-i maktûle karâbeti takrîbiyle mukaddemâ defterdâr-ı şıkk-ı evvel iken Tımışvâr eyâleti ihsân olunan Hasan Paşa azl ile rikâb-ı kâm-yâba azîmet üzere Şehir köyü nâm menzile vâsıl oldukta taraf-ı şehriyârîden me’mûr silahşör Kara Bayram Ağa yediyle vürûd eden fermân-ı hümâyûn mucebince tomar-ı ömr-i nâ-pâydârı pîçîde-i dest-i gadr-ı rûzgâr oldu.

Paşa-yı mezbûrun maktûl olmasına bâ’is bu olmak üzere menkûldur ki mukaddemâ Bec Kal’ası muhâsarasında Koca Cebecibâşı Fazlı Ağa dâne-i tüfenk ile mecrûh ve ol sebeb ile ocaktan matrûh olup Cebecibâşılık Siyâvuş Ağa’ya tevcîh olunduğun ma’zûl-i mûmâileyh Hasan Paşa’dan bilip bu def’a hakkında nice ifk ü iftirâ ve sebeb-i katli olacak mertebe nice müftereyât îrâdına cesâret etmiş ola el-uhdetü ale’r-râvî.

Lâkin mezbûr Fazlı Ağa dahi bu hareket-i gayr-i lâyıkasının az zamânda seyyi’âtını görüp evkât-ı hayâtı muhannet-i mihnet ü meşakkat ile güzâr ve âkibet cellâd-ı sipihr-âyin dahi alef-i şemşîr-i ateş-bâr eyledi.”