Boşnakdır. Sultân Bâyezîd-i sânî kölesi olup Amasya sarayında hüsn-i terbiye gördü. Âkil ve bâliğ oldukdan sonra i’tâk edilib tefeyyüz ederek sultân-ı müşârün-ileyhin Amasya’da kapıağası oldu.
Fevkalâde nüfûz ve servet sâhibi olup Şamlular [15] Mahallesinin şark-ı şimâlisinde bağçeler içinde âli bir medrese ihyâ edib 888’de ikmâl etdi. Ba’dehû Amasya’nın ortasında Yakut Paşa Bedestânı’nın ittisâl-i garbiyyesinde diğer bir bedestân inşâ ederek bu medresesi mesâlihine 890’da vakf eyledi.
Buna kuyûd-ı vakfiyede “rikâbdâr-ı şehriyârî Hüseyin Ağa” denmişdir. Amasya’da Argoma, Suluova nâhiyesinde Eymir karyesi vakıf malikânesi medresesi evkâfından olduğu da yazılıdır.
Ba’dehû İstanbul’a gidip Babü’s-saade Ağası olarak nüfûz ve itibârını hüsn-i muhâfaza etdi. İstanbul’da “Küçük Ayasofya” demekle meşhûr olan kiliseyi, minâre ve minber ve mihrâb ilâve ederek câmi-i şerîfe tahvîl eyledi.
İstanbul kütübhânelerinde manzûrum olan “Kitabü’l-İşârât” zahrında “Kitabü’l-İşârât vakafehu umdetü’l-müderrisîn Mevlânâ Ebû’l-Hayr bin Mehmed bin Ahmed el-Acemü’ş-Şirvânî el-müderris bi-medreseti üsvetü’l-ümerâi’l-izâm ve umdetü’l-küberâi’l-fihâm Hazreti Hüseyin Ağa bi-dâri’l-fazli Amasya sene semânin ve tis’i mie" ibaresinden müstebân olduğu üzere 908’de ber-hayat olup sonra maktûlen vefât etdiği “Hadîkatü’l-Cevâmi”de yazılıdır.
Bu zâtın Amasya’da medresesi ve bedestânı meşhûr olduğu münâsebetle tercemesi yazıldı. Bu medrese, halk arasında Büyük Ağa Medresesi ve ulemâ beyninde “Medrese-i Hüseyniye” demekle meşhûr [16] olup, kibâr-ı ulemâya tevcîh edilir ve yevmî altmış akçe vazife verilirdi. 1293 tarihine kadar gâyet ma’mûr ve talebe-i ulûm ile meskûn olup son müderrisi Şeyhzâde el-Hâc Hâfız Ali Efendi bin es-Seyyid eş-Şeyh Ahmed Rüşdi Efendi bin es-Seyyid el-Hâc Abdullah Vecîhi Efendi idi.