Amasyalıdır. Hasan Bey bin Ali Bey’in mahdûmudur. Şehzâdeliğinde Sultân Selîm Hâna intisâb edib 896’da beraber Trabzon’a gitdi. Orada ma’iyyet ümerâsından olup cülûsunda Hüdavendigâr ve 921’de Aydın sancâklarına mîr-livâ oldu.

923’de Mısır Seferine me’mûren gidip Mısır’ın akib-i fethinde Cidde Sancağı Beyi olarak Mekke-i Mükerreme canîb-i âlisine [18] me’mûr oldu. Şürefâ ve a’yân-ı Mekkeyi in’âmât-ı padişahî ile celb ve isti’mâlet ederek Cidde’yi hüsn-i idâre etdi.

926’da Yemen kıtasın feth ve istihlâsa me’mûr olup azimet edeceği esnâda Sultân Selîm Hân’ın irtihâl eylediğinden te’hîr-i hareket etdi. 927’de Kanunî Sultân Süleyman’ın fermânıyla Yemen kıt’asına gidip Hadide’ye çıkdı. Müstevlî-i Yemen olan Kemal Bey’i San’a’da tazyîk ederek 928’de Yemen vâlîsi oldu.

Kendisinin adl ü sehâsı, fazl ü takvası bütün meşâyîh-i arâbân-ı teshîr edib Yemen eyâletini dört yıl kadar bilâ-vukû’ât hüsn-i idâre ederek 932 senesi evâhirinde vefât etdi. Âlim, fâzıl, müttakî, kerîm, kâmil, müdebbir bir zât idi.

Yeğeni Mustafa Bey, müsteşâr-ı umûru Hüseyin Çelebi, kâdısı Mevlânâ Mahmûd Çelebi de ahlâk-ı hâmide ile muttasıf olduklarından Yemen eyâleti bunların hüsn-i idâresi sâyesinde memâlik-i Osmaniyeden olmuşdu. Yemen müverrihi Ziyaeddîn Ahmed bin Mûsa el-Vasıtî “Târih-i Manzûm”unda bunları bir lisan-ı şükrân ile [19] kayd etmekdedir.