Amasyalıdır. Şehir kethüdâsı Abdî Beyzâde el-Hâc İbrâhim Çelebi’nin mahdûmu ve Rûmeli pâyelilerinden esbak Van vâlîsi Mehmed Paşa’nın yeğeni ya’nî birâderzâdesidir.
Gençliğinde enderûn sarayına girib seferli odasına kaydedildi. Orada künyesi “Hüseyin İbrâhim Amâsiyye” diye Enderûn defterlerinde görüldü.
Enderûn mektebinde güzel bir tahsîl ve terbiye gördü. Tefeyyüz ederek rikâb-ı hümâyûn ağaları silkine girdi.
Bu esnâda bostaniyân-ı hassa oda-başısı bulunan Amasyalı Veli Ağa’ya dâmâd olup 1143 senesi rebîülâhirinde [110] vâki’ tebeddül-i saltanât üzerine taşra çıkarılıb kapıcıbaşı, sonra kapıcılar kethüdâsı, 1148’de sipâhiler ağası, 1151’de başbâki kulu oldu.
1152’de sadrâzam olan Zanalızâde es-Seyyid el-Hâc Ahmed Paşa’nın sadâretinde teayyün edib sânîyen sipâhiler ağası oldu. 1155’de sadr-ı müşârün-ileyhin azlinden sonra ma’zûl olup 1156’da İstanbul’dan gönderilen Şehzâde safı ordusunun kethüdâsı ve nüzül emîni oldu.
1157’de avdet edib kahve gümrükcüsü olarak yıllarca bu vazîfeyi ifâya devam etdi. 1165’de surre-i hümâyûn emîni olarak Hicâz’a gidip avdetde ihtiyâr-ı tekâüd ve 1170 senesi cumâdelâhiresinde dâr-ı naîme tesâud etdi.
Müdebbir, tecrübe-dîde, müstakîm bir zât idi. Ne çâre ki tali’i yaver değildi. Mahdûmları Mehmed, Said, Sadullah Ağalardır. Ocak imâmı Amasyalı Halîl Efendizâde es-Seyyid Mustafa Paşa bunun kitâbetinden yetişdi. [111]