Amasyalıdır. Amasya’da Uzun Mustafa Mahallesi müntehâsında bir minâreli câmi-i şerîfi olan el-Hâc Pir Mehmed Çelebi bin Hoca el-Hâc Süleyman Çelebi mahdûmudur. Amasya’da hutût-ı mütenevvi’ayı ahz ü teallüm ve maârif-i lâzımeyi tahsîl etdikden sonra Sultân Selîm Hân’ın cülûsunda İstanbul’a gitdi.

Eniştesi Defterdâr-ı meşhûr İskender Çelebi sâyesinde Maliye Kalemine girib Sultân Süleyman-ı Kânunî devrinde ağır zeâmetlerle taltîf edilerek 938’de Maliye tezkerecisi oldu. Hayfâ ki eniştesi İskender Çelebi birtakım isnâdât ile 941 senesi cumâdelâhiresinin on üçüncü günü salb edildiğinden üç mâh sonra 941 senesi ramazânının yirmi sekizinci günü Bağdad’da boynu vuruldu. Sahî, hattât, maârif-mend idi. Mahdûmu el-Hâc Ahmed Çelebi de İstanbul’da kaldı. Şânî Çelebi budur. [23]