Amasyalıdır. Çavuşân-ı dergâh-ı âlîden Mustafa Ağa bin Hasan mahdûmudur. Divân-ı Hümâyûn kâtibi iken 1048’de vefât eden Kasım Efendi’nin yeğeni olup pederinin irtihâlinde zeâmeti kendisine ihsan edilerek dergâh-ı âlî çavuşları silkine girdi. Çavuşân defteri’nde “Hüseyin Mustafa Amâsiyye” diye yazılı görüldü.

Enderûn sarayında hatt ü ma’rifet öğrendi. Hüsn-i terbiye görüb Bayram Paşa’nın zaman-ı ikbâlinde hazine kâtibi ve 1057 senesi şa’banının on birinde beytü’l-mâl-i âmme ve hassa emîni olduğu Tevcîhât Defteri’nde görüldü. 1058 senesi recebinde istikâmetine binâen Darbhâne-i Âmire Emîni oldu.

Tam yedi yıl Darbhâne-i devleti kemâl-i istikâmetle tedvîr ederek “Darbhâneci” demekle iştihâr etdi. 1065 senesi recebinde sadrâzam İbşîr Paşa’nın katli hengâmesinde ma’zûlen Hicâz’a gidip avdetde mukâbele-i süvârî oldu. 1068’de “Atlu mukâbelesi Hüseyin Mustafa Amâsiyye” künyesi [64] görüldü.

Çünkü 1068 senesi şa’banında baş-bâkikulu Ahmed Ağa azl edildiğinden yerine Köprülü Mehmed Paşa’nın arzıyla baş-bâkikulu oldu. Bu me’mûriyet-i mühimmesini de kemâl-i istikâmetle ifâ eylediğinden sadr-ı müşârün-ileyhin itimâdını kazanıb 1071 senesi ramazânının evâhirinde Rûmeli pâyesiyle baş-defterdâr oldu.

1072 senesi rebîülevvelinde Köprülü Mehmed Paşa’nın vefâtı üzerine sadrâzam olan Fâzıl Ahmed Paşa’nın arzıyla makâmında ibkâ edildi ise de sene-i mezbûrenin evâsıt-ı ramazânında defterdârlıkdan azl edilib mûteakiben Van Eyaleti beylerbeyi oldu.

Târihen malûmdur ki Köprülü Mehmed Paşa müşârün-ileyhe ba’zı husûsâtından dolayı muğberdi. Onu Defterdâr nasb etmesi, muğayir-i istikâmet bir hali zuhûrunda i’dâmını halk nazarında mazûr göstermekdi. Sahîb-i terceme Paşa’nın bu tasmîm ve tasavvuruna vâkıf olduğundan defterdârlığı can korkusuyla kabûl etmişdi.[65]

Fakat müşârun-ileyhin vazîfesinde ikdâm ve istikâmeti ve sadr-ı müşârün-ileyhin de az müddet sonra vefâtı, hayatını ölümden kurtardı. Fâzıl Ahmed Paşa, pederinin silkine vâkıf ve tarîk-ı i’tidâle sâlik olduğundan azl ve ihrâciyle iktifa etdi.

1074 senesi saferinde Uyvar Kal’asının fethinde hidemât-ı fedakâranesi üzerine vezâretle Silistre vâlîsi olup 1076 senesi cumâdelâhiresi beşinci günü rikâb-ı hümâyûn kâ’im-makâmı oldu ise de gurre-i şa’banda Kapudan Merzifonî Kara Mustafa Paşa kâ’im-makâm-ı rikâb olduğundan Silistre’ye iâde edildi.

Ancak Kırım Hânı Mehmed Giray ile bir yıldan beri araları açık olup yekdiğerini dergâh-ı âlîye şikâyet ediyorlardı. Rikâb-ı kâ’im-makâmlığı ile İstanbul’a celb edilib kendisinden izahât alındığından 1076 senesi ramazânı evâilinde Hânın azliyle Âdil Giray Kırım Hân’ı oldukda kendisi de azl ve İstanbul’a geldi.

1077 senesi evâilinde Selânik Sancağı’yla Kandiye harbine me’mûren [66] Girid’e gidip hidemât-ı meşkûresine binâen 1079 senesi rebîülevvelinde Rûmeli vâlîsi oldu. 1080 senesi hücûmunda yaralandığından avdet edib yolda arabası yıkıldı.

Bundan daha ziyâde müteessir olup Sofya’ya girmeden evvel 1080 senesi zilka’desinde vefât edib cenazesi İstanbul’a nakl edilerek Koca Mustafa Paşa Kabristânı’na defnedildi. Erbâb-ı maârifden müstakîm, afîf, müdîr, işgüzâr, muktedîr bir vezîr idi. Mahdûmları Ahmed, Mehmed, İsmail, Ebûbekir Beylerdir. Ebûbekir Bey 1086 şevvâlinde ve bunun mahdûmu Hasan Bey de 1091 cumâdelâhiresinde vefât etdi. ¹¹