Amasyalıdır. Mu’allim-i Sultânî Amasyalı Ömer Efendizâde Rûmeli kazaskeri Abdullah Efendi’nin mahdûmu ve Amasya’da nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı olan es-Seyyid Osmân Efendi bin es-Seyyid Mustafa Efendi’nin kızı oğludur.

Pederi Amasya’da ikâmete me’mûr iken 1036’da Amasya’da doğdu. 1039’da pederi ile beraber İstanbul’a gidip Minkârîzâde Yahyâ Efendi’nin halka-i tedrîsinde ikmâl-i tahsîl ederek 1056 recebinde Şeyhülislâm Bahâyî Mehmed Efendi’den tedrîse mülâzim ve müderris olup vâsıl-ı erbâ’in oldu.

1067 recebinde kırkdan ma’zûl iken yeni yapılan Hüsrev [166] Paşa Medresesi’ne ilk müderris olarak hâric pâyesiyle taltîf edildi. 1069 rebîülevvelinde hareket-i misliye pâyesiyle 1073 muharreminde Rum Mehmed Paşa, 1076 zilka’desinde Ebü’l-fazl Mahmûd Efendi medreselerine müderris oldu.

1079 rebîülevvelinde Fâtîh’de Mehmed Ağa, 1080 rebîülevvelinde Sâhn-ı Semâniyye ve rebîülâhirinde Mu’îd Ahmed Efendi, 1081 muharreminde Eski Murâd Paşa, 1084 rebîülevvelinde Şehzâde Mehmed, 1086 cumâdelûlâsında dârü’l-hadîs-i Süleymaniye medreselerine müderris olarak ikmâl-i devre-i medâris etdi.

1087 zilhicce gurresinde Haleb kadısı olup 1089 rebîülâhirinde ma’zûl ve 1092 rebîülâhirinde Bursa mollası olup 1093 cumâdelûlâsında ma’zûl ve 1095’de Mekke-i mükerreme kadısı olarak Hicâz’a gitdi. Tam bir yıl orada kalıp ikmâl-i müddet-i örfiyye ederek avdet etdi.

1096 cumâdelûlâsında İstanbul kadısı, 1097 cumâdelûlâsında müddetini ikmâl ederek ma’zûl ve 1098 rebîülevvelinde Anadolu kazaskerliği pâyesiyle tebcîl edilip 1103 muharreminde Anadolu kazaskeri oldu. 1104 muharreminde ma’zûl ve 1105 zilka’desinde Rûmeli [167] kazaskerliği pâyesiyle mükerrem ve 1106 şa’bânında nakîbü’l-eşrâf oldu.

1110 senesi şa’bânında ikinci def’a Anadolu kazaskeri olup 1111 rebîülevvelinde ikmâl-i müddet ve akîbinde nekâbetten de isti’fa ederek tekâ’üd edildi. Çünkü Şeyhülislâm es-Seyyid Feyzullâh Efendi Harisoğlu es-Seyyid Fethullâh Efendi’ye Anadolu sadâretiyle nekâbet eşrâfı vermek için müşârun ileyhi tekâ’üd ve istî’fâya icbâr etmişdi.

1111 recebinde kendisinin taleb ve iltimâsıyla 1112 gurre-i muharreminden i’tibâren Medîne-i Münevvere mollası olarak Hicâz’a gitdi. İkmâl-i menâsik ettikten sonra Medîne-i Münevvere’ye gelip vazîfesine mübâşeret ve 1112 senesi cumâdelûlâsının on yedisinde dâr-ı kudse rihlet etdi. Bakî’de Hazreti İbrâhim bin Resûl-i Ekrem’in kabr-i eşrefleri civârında medfûndur.

Şeyhî Efendi “Zeyl-i Zeyl-i Şakâyık”ta diyor ki: “Mevlânâ-yı müşârun ileyh ilm ü fazlıyla mezkûr, bi’t-tahsîs fenn-i lâzimü’l-intisâb fürû’a mensûb, nebî nev’i beyninde mahbûb, vakûr, vecîh, nazîf, nebîh, hasenü’l- ahlâk, [168] tıbbü’l-a’râk idi.”

İlm-i fıkıhda mütehassıs olduğunu gösteren bir “Mecmu’a-i Fıkhiyye”si vardır. Mahdûmları es-Seyyid Abdullah, Ömer, Mehmed, Hüseyin Efendiler’dir. Es-Seyyid Abdullah Efendi 1157’de Anadolu kazaskeri olup 1160 zilhiccesinde vefât etdi. Es-Seyyid Ömer Efendi 1144’de İstanbul kadısı olup azlinden sonra vefât etdi.

Mahdûmu es-Seyyid Mehmed Sa’îd Efendi kibâr-ı mevâlîden olup 1180’de vefât etdi. Nükebâ-yı eşrâf hakkında bir eseri vardır. Es-Seyyid Mehmed Efendi müderris iken 1113 şa’bânında vefât etdi. Bunun mahdûmu es-Seyyid Osmân Efendi de müderris iken 1145’de ve es-Seyyid Hüseyin Efendi de müderris iken 1130’da vefât etdi.