Dağıstân Eyâleti dâhilinde Şekilidir. Hacı Mûsâ Kâzım Efendi bin Hacı Mehmed Sa’îd Efendi bin Ömer Efendi’nin mahdûmudur. 1272’de Şeki’de doğdu. Pederi ve birâderi Mustafa Vefâ’î Beyle beraber 1284’de Amasya’ya hicret etdi.
Eş-Şeyh el-Hâc Hamza Nigârî Efendi’ye intisâb ve ondan [62] edebiyât-ı Arabiyye ve Fârisiyye tedrîs etdi. İbtidâ muhâsebe kalemine girip bir müddet oraya devâm etdi. Ba’dehû Amasya kazâlarında sandık emîni, ba’dehû mâl müdürü oldu.
1308’de ma’zûlen İstanbul’a gidip Sultân Abdulhamîd-i Sânî kurenâsından Şirvânî Mehmed Emîn Bey’e çattı. Bunun sâye-i ikbâlinde 1309’da Kerbelâ sancâğı muhâsebecisi olup en ziyâde sevdiği yere gitdi. Dört yıl kadar orada kalıp 1313’de naklen Trablusgarb vilâyetinde Cebel-i garbî sancâğı muhâsebecisi oldu.
On iki yıl kadar orada muhâsebeci ve senelerce mutasarrıf vekîli olduğu esnâda cihet-i askeriyyeye hizmeti ve bir askerî hasta-hâne inşâ etdirmesi takdîr edilerek Trablusgarb vâlîsi ve kumândânı Müşîr Receb Paşa’nın inhâsıyla tevârîh-i muhtelifede mütemâyiz rütbesi ve dördüncü Osmânî ve Mecîdî nişânlarıyla taltîf edildi.
1325’de terfî’an Cidde sancâğı muhâsebecisi ve 1326’da muhâsebecilik uhdesinde kalmak üzere Hicâz defterdârı vekîli olup îfâ-yı farîza-i Hâc ederek 1327 senesi evâsıtında [63] me’zûnen İstanbul’a geldi. İstid’âsıyla tekâ’üde sevk edilip Bursa’da ve ba’dehû İstanbul’da ihtiyâr-ı ikâmet etdi. 1356 senesi ramazânının yirmi üçüncü cumartesi gününe mütesâdif 1937 teşrîn-i sânînin yirmi birinci günü vefât ederek ertesi pazar günü Sultân Bâyezîd câmiinde namâzı edâ ve Merkez Efendi mezârlığına defn edildi.
Kâtib, ehl-i dâniş, iş-güzâr, hoş-sohbet, Hamzavî-meşreb, evlâd-ı Ali’ye meftûn, şâir idi. Mahdûmları Ali Dâver, Hüseyin Hâmî Beylerdir. Kerbelâ’da iken muharrem ayında Necef’e gidip Hazreti Ali’ye nisbet edilen türbeyi ziyâret esnâsında Îranîlerin mâtemine iştirâk ederek irticâlen söylediği şu mersiyyeyi terceme-i hâliyle beraber göndermişdi:
Mâh-ı aşûrâdur ey dil bil cihân ağlar bugün
‘Arş ü ferş ü şems ü mâh u âsumân ağlar bugün
Öyle bir gündür bugün kim şâh-ı deşt-i Kerbelâ
El-‘ataş-gûyâ olup eyler figân ağlar bugün
Ey emîrü’l-mü’minîn gel kândesin imdâd kıl
Zâde-i Zehrâ içün fahr-ı cihân ağlar bugün
Mürg-i cânım lâne-i tende karâr itmez döner
Neylesün netsün ne yapsın ins ü cân ağlar bugün
Farz iken ‘âlemde ehl-i beyte hubb u ihtirâm
Tîğ-i a’dâdan bedensiz ser hemân ağlar bugün [64]
Saht-dil mel’ûn Yezîd ü Şimr ile bin Ziyâd
İtdiği ef’âle billâh kudsiyân ağlar bugün
Sâmiyâ gördim bu dem çekmiş siyâh pûşideyi
Lâ-fetâ sırrına mazhar bî-gümân ağlar bugün