
Nigârî (Seyyid Mîr Hamza): Şair ve Eserleri
Karabağ'dan Amasya'ya gelen Nakşibendî şeyhi Nigârî'nin şiiri: Türkçe ve Farsça divanları, Nigârnâme ve Çaynâme, hece şiirleri ve Hüsameddin'in değerlendirmesi.
Karabağ'dan Amasya'ya gelen Nakşibendî şeyhi Nigârî'nin şiiri: divanları, mesnevileri, hece şiirleri ve kaynaklarda kalan yirmi dört şiiri.

Karabağ'dan Amasya'ya gelen Nakşibendî şeyhi Nigârî'nin şiiri: Türkçe ve Farsça divanları, Nigârnâme ve Çaynâme, hece şiirleri ve Hüsameddin'in değerlendirmesi.

Nigârî'nin Merzifon'dan sürgüne giderken arabada yazdığı "ne ‘aceb" redifli gazel: gelmeyen kurtarıcıya sitem, peygamber kıssaları ve sonda bir tövbe.

Nigârî'nin Amasya ulemasına yönelttiği dört mısralık hiciv: vaize yem, eşeğe semer, sofuya lokma; Hüsameddin'in tek tek adlandırdığı hedefler.

Nigârî'nin Hüsameddin'in "şatahât" diye andığı beyitleri: aşkta emsalsizlik iddiası, Hallâc'ın Ene'l-Hak sözüne ve Musa'nın Rabbi erinî duasına telmih.

Nigârî'nin hece ölçüsüyle yazdığı, Hüsameddin'in "pek hazin" bulduğu dörtlük: mahlasına adını veren Nigâr'ı anmaktan iradesi kalmayan bir âşığın sesi.

Nigârî'nin hekime derdinin sebebini sormamasını söyleyen beyti: açığa vurulamayan aşk sırrı ve Hüsameddin'in örnek olarak verdiği bir söyleyiş.

Nigârî'nin aşk çölünde yalnız dolaşan gönül hümâsını anlattığı beyit: Anka ile kıyas ve "tek" kelimesinin iki anlamıyla kurulan bir söz oyunu.

Nigârî'nin gönlün sevgilinin ayak toprağına secde ettiğini söylediği beyit: zülfün komutan, gönlün onun buyruk kulu olarak anlatıldığı bir benzetme.

Nigârî'nin gönül kuşunun sevgilinin perçemine dolaştığını anlattığı beyit: zülüf tuzağı mazmunu ve turra ile tarrâr arasında kurulan ses oyunu.

Nigârî'nin Nigâr'ın köşkünü sultanların hizmet ettiği bir sığınak, Arş'ın burçlarını onun ayağının dibinde gösterdiği dört mısralık parçası.

Nigârî'nin sevgilinin gamzesini ve gözünü âşığın kanına susamış zalimler olarak anlattığı beyit: "susuyor" kelimesinin iki anlamı ve kan imgeleri.

Nigârî'nin ayrılığı âşıkların cehennemi sayıp o cehennemde bile kavuşma düşüncesinin gönlü sevindirdiğini söylediği kısa mısralı, Arapça terkipli beyti.

Nigârî'nin sırların sevgi anahtarıyla, kilitli kapıların dolu kadehle açıldığını söylediği "feth" redifli matla: mihr kelimesinin iki anlamı.

Nigârî'nin Hz. Peygamber'in güzelliğini feleğin dönüşü, Ay, Leylâ ve Mecnun mazmunlarıyla anlattığı "Muhammeddir" redifli bir naatın matlaı.

Nigârî'nin şiirlerini İlahî bir bağış, müritlerinin başında taşıdığı bir misk kutusu olarak anlattığı kıt‘a ve divanına gösterilen hürmetin hikâyesi.

Nigârî'nin gönül ehlini hayran bırakan sözlerin vahiy mi, mucize mi, sihir mi olduğunu sorduğu beyit; Hüsameddin'in maddesindeki son şiir alıntısı.

Nigârî'nin doğduğu Bergüşad'ı, Hekeri ırmağını ve Karabağ'daki sevgilisini andığı gazel: gurbet acısı, Yakup telmihi ve Azerbaycan Türkçesinin sesi.

Nigârî'nin "olmayan bilmez" redifli gazeli: aşkın, ayrılığın ve hakikatin ancak yaşayanca bilinebileceği; Leylâ, Ferhad ve Hallâc telmihleri.

Nigârî'nin "Sana Kur'an dimese ben sana insân dimezem" mısraıyla bilinen terci‘-bend bendi: Hassan'a benzeyen şair ve Peygamber'e yazılmış bir naat.

Nigârî'nin sekiz heceli üç dörtlüğü: kafesteki bülbül, bağını unutmayan bahçıvan ve avcı imgeleriyle ayrılığın sebebini anlatan sade bir halk söyleyişi.

Nigârî'nin hakikat yolcusu için vahdet köşesini bir okula, aşkı fidanı büyüten suya benzettiği matla: aşk ile vahdet tecrübesi arasındaki bağ.

Nigârî'nin vahdet meyhanesinde herkesin kendi işiyle meşgul olduğunu, kimsenin seyr ü sefer istemediğini söylediği beyit ve iki türlü okunuşu.

Nigârî'nin sevgiliden görünüşte uzak, gerçekte yakın olduğunu söylediği beyit: zâhir ile mâna, uzak ile yakın ve akşam ile seher arasındaki karşıtlıklar.

Nigârî'nin Ehl-i Beyt sevgisini hece ölçüsüyle anlattığı altı mısra: Peygamber soyuna duyulan kin, ona duyulan sevgi ve şairin kendi seyyidliği.

Nigârî'nin "siz bir taraf biz bir taraf" nakaratlı manzumesi: Ehl-i Beyt ile Emevîleri karşı karşıya koyan ve Amasya'daki Ali-Muâviye tartışmasını yansıtan sert bir dil.

Nigârî Türkçe divanını Allah'ın adıyla içilen bir şarap ve yüksek sesle anılan bir adla açar; bu sâkî rubaisi, harf sonlarına konan sâkî rubailerinin de ilkidir.

Divanı açan ikinci sâkî rubaisi: rintler meclisine açıkça sunulan şarap, Peygamber'e salavat ve Ehl-i Beyt'e dua ile tamamlanan kısa bir açılış düzeni.

Divanın gazel bölümü, dokuz beytinin her biri "Ey ‘aşk" diye açılan bu şiirle başlar; aşk burada sözün, nağmenin, şarabın ve yolun kaynağı olarak çağrılır.

On iki mısraının hepsi "‘Aşkdandır" diye başlayan gazel: güneş, ay, kuş, balık, gök ve Kaf dağı üzerinden varlığın başı ve sonu olarak aşk ve Arapça kafiyeler.

Nigârî sevdayı tanımlamaz, ona unvanlar verir: nakkaş, hattat, komutan, kimyager, kılavuz, peygamber, öğretmen ve sonunda Hayber kalesinin kapısını açan Hz. Ali'nin eli.

"Ey hüsn" seslenişiyle açılan yedi beyitlik gazel: âşığı yakıp ferahlatan cazibe şarabı, sözle anlatılamayan anlam ve "Mîr Nigârî" mahlasının okunuşu.

İkinci "Ey hüsn" gazelinde göz baktıkça doymaz; tuzlu, esmer güzellik demek olan melâhat tıpkı tuz gibi susatır ve güzelliği seyretmek kıyamet her an yeniden kopsa bile sürer.

Sevgiliye seslenir gibi Tanrı'ya yalvaran münacat gazeli: "nigâr" kelimesiyle mahlas oyunu, Hâfız'ı hatırlatan kafiye ve Semerkant ile Buhara pirleri.

Kur'an'ın şairler hakkındaki hükmünü kendi lehine okuyan Nigârî, iman eden şairleri ayrı tutar; melâmet ve "nevâ" kelimesinin iki anlamı gazelin öteki iki direğidir.

Tanrı'yı övmeye dilin yetmeyeceğini söyleyen gazel: Peygamber'in "lâ uhsî senâen" duası, Kaf ve Anka, muamma ve ebced benzetmeleri ve övgü olarak acz.

Şair aşk belasının azalmasını değil çoğalmasını ister, bedeninin ney gibi delinmesini diler ve cenazesine Hz. Hamza ile Hz. Hüseyin'i çağırır.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.