Sâdât-ı Hüseynîyeden es-Seyyid Hüseyin bin Ali el-Horasânî mahdûmudur. Es-Seyyid Şerîf Cürcânî derslerinde ikmâl-i tahsîl [271] ve Nakşibendiyye Hâcegânı’ndan ahz-ı tarîkat etdi. Topal Timur oğullarının muhârebelerinden bîzâr olup Horasân’dan çıkıp bilâd-ı Irak’ı dolaşıp Anadolu’ya rihlet ve Amasya’ya Sultân Murâd-ı Sânî devrinde gelip ikâmet etdi.

Amasya vâlisi Yörgüç Paşa’dan lütuf ve riâyet gördü. Bir müddet Dârbhâneci Zâviyesi şeyhi olup yüksek vazîfe aldı. Şehzâde Sultân Alâeddîn Bey Amasya vâlisi olup gelince buna fevkalâde teveccüh ve i’tikâd etmişdi. Ancak 846’da müşârün-ileyhin ihnâkında Amasya’dan kalkıp civâr-ı şarkîsinde kâin Yenice köyü’nde oturdu.

Köylüler, kendisine yaptıkları tekkede ikâmet ve inzivâ edib ömrünün son demlerinde gözleri görmez oldu. Yetmiş yaşını geçkin olduğu halde 867’de dâr-ı naîme irtihâl etdi. Âlim sâlih, zâhid, pek müteşerri’, mazınne-i kerâmet bir zât-ı sütûde-simât idi. Tekkesi bahçesinde medfûndur.

Kabri ziyâretgâh olup ba’zı hâlât-ı şifâ-bahşâsıyla meşhûrdur. Mahdûmları es-Seyyid Hüseyin, Abdullah, İbrâhim Efendilerden ahfâdı çoktur. Es-Seyyid Hüseyin Çelebizâde es-Seyyid Alâeddîn Ali Efendi muallim-i [272] Sultânî es-Seyyid Abdullah Efendizâde ilk Nakîbü’l-eşrâf olan Emîrî Mahmûd Efendi ve Amasya müftüsü Koca Emîr İbrâhim Efendi meşhûrdur. Sultân Bâyezîd kendisine “baba” derdi.