Amasyalıdır. Amasya hükümdârı Hacı Kutlu Şâhzâde Şehabeddîn Ahmed Şâh evlâdından Şâdî Bey bin Gâzi Burak Bey bin Ahmed Şâh’ın mahdûmudur. Lakabı “Şehabeddîn” olduğu vakfiyesinde yazılıdır.
Amasya’da tahsîl-i ilim ve edeb edib Amasya vâlisi [58] iken Çelebi Sultân Mehmed Hân’a intisâb ederek 804’de Timur muhârebesinde isbât-i liyâkat ve ibrâz-ı sadâkat etdi. Müşârün-ileyhin Amasya’ya avdetinde esdikâsından olup bütün muhârebâtında bulundu. Fevkalâde i’timâd ve teveccüh kazanıp ümerâdan oldu.
812’de Çelebi Sultân’ın emriyle Rumeli’ne gönderilen Şehzâde Sultân Mûsâ’nın maiyyetine me’mûr ve müsteşâr-ı umûrı olup gitdi. 814’de Edirne hükümdârı Sultân Süleyman’ın inhizâm ve i’dâmı üzerine Edirne’de Osmanlı tahtına cülûs eden Şehzâde Sultân Mûsâ’nın vezîri olarak teayyün etdi.
Bundan dolayı Çelebi Sultân’ın kendisine i’timâdını şâibedâr etdiğinden aralarında cereyân eden muhâberât-ı hafîyye ile vezâreti mecbûrî olduğunu arz ederek hasıl olan şâibeyi kaldırdı. Çelebi Sultân’ın Rumeli’ne geçmesi ve bunun da teşebbüsâtı neticesinde Sultân Mûsâ harben mağlûb ve maktûl olup Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın müstakillen tahta cülûsunda Edirne’de ikâmet ederek erkân-ı saltanatdan oldu. [59]
819’da Yıldırım Sultân Bâyezîd’ın şehzâdesi Sultân Mustafa’nın kıyâm ve harbinde serdâr olan Sadr-ı a’zam el-Hâc Halil Paşa’nın maktûlen vefâtı ve Edirne’nin zabt ve istîlâsı üzerine Çelebi Sultân Mehmed ile Bursa’ya gelip Amasyalı Bâyezîd Paşa Sadr-ı a’zam ve ba’dehû Anadolu Beylerbeyi oldu.
824 senesi cumâdelûlâsında Çelebi Sultân’ın irtihâli üzerine Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Murad’ı alıp Edirne’ye getirdi. Sultân Murad’ın cülûsunda yine erkân-ı saltanatdan olup vezîr-i sâlis olarak teayyün etdi.
826’da Şehzâde Sultân Mustafa’nın ikinci defa kıyâmında serdâr olan Sadr-ı a’zam Bâyezîd Paşa şehzâdeye esir ve badehû mağdûren şehîd olduğu esnâda vezîr-i a’zâm olan Çandarlızâde İbrâhim Paşa ile araları açıldığından ibtidâ Rumeli Beylerbeyi ve ba’dehû Niğbolu muhâfızı olarak Edirne’den uzaklaşdırıldı.
829’da Rumeli Beylerbeyi olan Köle İshak Paşa’nın me’mûriyetine harben itirâz eden Rumeli’nin Türk beyleri bir vak’a çıkarmış, Şehzâde Sultân Mustafa [60] üçüncü defa kıyâm ederek, itirâz eden beyleri kendisine uydurmuşdu.
Bu vak’ada Sultân Murad’ın kendisine olan i’timadını sarsmış ise de müteâkiben Sultân Murâd-ı Sânî ile birlikde şehzâdeyi basıp i’dâm ve kıyâm eden beyleri tenkîl etdikde eski i’timâda nâil olup Edirne’ye geldi.
Bu vak’a yüzünden 820’de tesmîn edilen Sadr-ı a’zam Çandarlızâde İbrâhim Paşa yerine Tokatlızâde Hacı İvâz Paşa sadârete geldikde vezîr-i sâlis olduysa da İbrâhim Paşa’nın tesmîmi bunun siâyetine haml edilmişdi.
833’de Sadr-ı a’zam Hacı İvâz Paşa da maktûlen vefât edib yerine Osmancıklı Koca Mehmed Paşa’nın sadâretinde vezîr-i sânî oldu. Ancak bir tarafdan Koca Mehmed Paşa’nın istirkâbı diğer tarafdan kazasker olan Çandarlızâde İbrâhim Paşa’nın mahdûmu Halil Paşa’nın hırs, intikâm ve adâveti yüzünden gözden düşdü.
835’de Gelibolu ve havâlîsi muhâfızı olarak vezâret-i sânîyeden azledildiğini müteâkib emlâkını vakfederek [61] Gelibolu’ya gitdi. 838’de tekâüd edilip Edirne’de vakfeylediği konağında ikâmetine müsâade buyuruldu. 840’da bakiyye-i emlâkını da vakfederek beş yıl sonra 845’de menkûbâne vefât etdi.
Edirne’de Tunca Nehri kenarında Köprübaşı’nda kâin Câmii hazîresinde medfûndur. Câmii yanında bir medresesi ve Niğbolu’da kezâlik Câmii vardır. 1331’de Edirne’de Selimiye Kütübhânesi’ni teftîş ve tetkîke me’mûr olduğum esnâda müşârün-ileyhin insana hüzün telkîn eden kabrini ziyâret etdim. Seng-i mezârında şöyle yazılıdır:
إنتقل من دار األلم إلى دار البقاء المرحوم شاه ملك بن شادي في تاريخ سنة خمس وأربعين وثمانمأة¹¹⁸
Şu kitâbe merhûmun hayatında duyduğu elemleri pek vecîz bir sûretde terennüm etmekdedir. Sadr-ı a’zam Çandarlızâde Halil Paşa tarafından ifnâ etdirilmiş olması da melhûzdur. Akibet, Halil Paşa da 857’de İstanbul’un fethini müteâkib maktûlen vefât etdi. [62]
Gelibolu civârında Şâh Melik Paşa İskelesi vaktiyle pek meşhûr ve Niğbolu’da Şâh Melik Paşa Câmii, Edirne’de Şâh Melik Paşa Camii ve medresesi unvânıyla kuyûd-ı vakfiyede nâmı mukayyed ve vakfiyesi bâlâsında Şâh Melik Paşa Vakfiyesi diye muanvendir. 835 târihli vakfiyesinde:
إفتخار األمراء واألكابر حاوي المكارم والمعالي والمفاخر شهاب الدولة والدين شاه ملك بن شادي¹¹⁹
ve 840 târihli vakfiyesinde:
إفتخار األعيان والمشاهر جامع المعالي والمفاخر صاحب الخيرات شاه ملك بك بن شادي دام عزه¹²⁰ diye yazılıdır.
Bunlar zamân-ı azlinde tanzîm edilmiş olduğu cihetle bu kadar teşrifâta nâil olabilmişdir. Mahdûmlarından Balaban, Erdoğdu beyler ve azâdlı kölelerinden Hacı Altunbaş, Sungur Ağalar ma’rûfdur.
Muallimi Mevlânâ Sinaneddîn Yûsuf bin Abbas, kethüdâsı Lâdikli Mehmed Beyzâde Hızır Bâlî Ağa, kâtibi Amasyalı Gönüloğlu el-Hâc Kemâl Çelebi bin el-Hâc İvâz [63] Çelebi bin Mevlânâ Selim Çelebi’dir. Bunun birâderi el-Hâc Hüseyin Çelebi de ma’rûfdur.