Amasyalıdır. Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed muallimi olan Pîr Mezîdzâde Mevlânâ Bedreddîn Mahmûd Çelebi bin Ya’kûb Çelebi bin imâm-ı sultânî Mevlânâ Pîr Mezîd Çelebi mahdûmudur. Amasya fuzalâsından ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve müderris-i be-nâm oldu.
Ba’dehû şehzâde-i müşârün-ileyhin hizmet-i tâ’limiyyesine me’mûr olarak musâhipleri cümlesinden oldu. “Şems”lerin ikincisi olup nüfûz ve ikbâli artdı. 918’de Sultân Selim-i Evvel’in cülûsuyla Sultân Ahmed’in ikbâl güneşi üfûl etdiğinden İskilip kazâsıyla Amasya’dan çıkarıldı.
Orada bir müddet kadı olarak oturdu. Ba’dehû Mihaliç kazâsına nakledilip tedrîs ve kazâ ile meşgûl olduğu esnâda avlanmak için kazâsına gelen Sultân Selim’e mülâkî oldu. Hilaf-ı kanûn ba’zı evzâından dolayı pâdişâhı gücendirdi. [158]
Aşık Çelebi “Tezkîre”sinde diyor ki; “Molla Bezen, Mihaliç kadısı iken Mısır seferinden avdetinde Sultân Selim şikâra çıkıp üç ehl-i kemâli çağırmış; İshak Üskübî, Bursalı Ca’fer Nihalî, Molla Şemseddîn Bezen huzuruna kılıç bellerinde girmişler. Bu heyetle hilâf-ı kânûn el öptüklerinden Sultân Selim bunları katletmeye azmetmiş iken hürmet-i ilme binâen afv ve sohbet buyurmuşlardır” Mülahhasan.
Sultân müşârün-ileyh bunların ilim ve fâzlını takdir etmekle beraber kanûna riâyetsizliklerinden dolayı gücenmişti. 926’da Sultân Süleyman’ın cülûsundan az sonra Manisa kadısı oldu. Burada hayli müddet kaldı. 939 hudûdunda vefât etdi.
Âlim, fâzıl, edîb, kâmil, vakûr, şâir, usûl ve kelâmda mâhir, hâkim-i fakîh, mütekellim, nebîh bir zât idi. Libâs ve meşrebinde tezyînât gâlib olduğundan “Molla Bezen” diye iştihâr etmişdi. Mahdûmu fuzalâdan Mahmûd Efendi’dir. [159]