Amasyalıdır. Ahmed Ağa’nın mahdûmudur. İstanbul’a [523] gidip enderûn-ı hümâyûna girdi. Tahsîl ü terbiyye gördükten sonra bostâncılar ocağından yazıcı ve ba’dehû bostâncıbaşı kâtibi oldu. Burada sadr-ı esbak Dâmâd İbrâhim Paşa’ya çatıp bâ-rütbe-i hâcegânî baş mukâta’acı ve 1141’de haremeyn mukâta’acısı oldu.

1143 senesi rebîülâhirinde Patrona Halîl vak’asında sadr-ı müşârün-ileyhin şehâdeti ve Sultân Ahmed’in hal’i üzerine Amasya’ya gönderildi. Ba’dehû Hacı Feyzullâhzâde Gül Ahmed Paşa’nın sadâret kethüdâlığında afv ü ıtlâk edilerek yine İstanbul’a gitdi.

1147’de cizye muhâsebecisi olup Zanalızâde es-Seyyid el-Hâc Ahmed Paşa’nın sadâretinde tezkire-i sadr-ı âlî oldu. 1155 senesi rebîülevvelinde sadr-ı müşârün-ileyhin azlinden sonra ma’zûlen Amasya’ya geldi. Ba’dehû vefât etdi. Kâtib, iş-güzâr idi. Birâderi Kapıcıbaşılardan el-Hâc Hasan Ağa’dır.

Köyceğiz Mahallesi’nde konağı kurbunda güzel bir çeşme yaptırdı. Ba’zı emlâkini bu çeşmenin mesâlihine vakf etdi. Mahdûmu es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi mütevellî oldu. 1193’de bunun vefâtıyla [524] mahdûmu es-Seyyid el-Hâc Hüseyin Ağa mütevellî olduğu hâlde 1220’de vefât etdi. Mahdûmu es-Seyyid Abdullah Ağa tevliyete mutasarrıf oldu.