Amasya’da Debbağlar şeyhi Sun’ullah Efendi’nin hâdim ve halîfe-i hâssı olup şeyhinin irtihâlinde Debbağlar şeyhi oldu. Kendisi debbağlıkdan yetişme olduğundan “Tabak Dede” demekle halk dilinde meşhûr olmuşdu. “Debbağ Dede” demekdi. Sulehâdan ve hüsn-i hâl erbâbından olduğundan ba’zı hâlâtı zikrolunurdu. 875 sâline doğru vefât etdi. Halkın mu’tekadı bir zât idi.

İstidrâd

Bana öyle gelir ki, (طاباقتاباق ) kelimesi Arapça debbağ kelimesinin halk dilindeki şekli değildir. Belki [309] “tabamak( تاباماق)” fiilinin ism-i mef’ûlü olan “tâbâk( تاباق)”dır.

Çünkü dilimizde tâb; kuvvet ve metânet manâsıyla müsta’meldir. Tâblı geldi denir. Kuvvetli geldi demek olur.

Tâb; iyi, açık, düz manâsına da gelir. Tâb nesne denir. İyi, hoş, latîf, parlak demek olur.

Tâb; yer denir. Açık ve düz yer demek olur. Bu manâsıyla Araplar “tâb” demişlerdir. Bunun muhtelita fiili tâbâmakdır.

Tâbâmak; kuvvetlenmek, metîn olmak, iyi, hoş, latîf olmak, parlamak, açılmak, düz olmak, düzlemek manâsına olur. Parlamak ve açılmak manâsıyla İrânîlerde “tâbîden” demişlerdir ki tâbâmak demekdir.

Bunun ismi mef’ûlü “tâbâk” kâbile sîgası “tâbân” intihâiye sîgası “tâbal” ve madde sîgası “tâbâç”dır.

Tâbâk; açılmış, düzlenmiş, kuvvetlenmiş muhkem olmuş olan manâsına olur. Semiz beşûş, şen kimseye de “tâbâk” denir. Birinci manâsıyla Arap dilinde “tabak” ikinci manasıyla “tabâh” denmişdir. [310]

Tâbân; dilimizde ayağın kuvvetli, metîn, düz ve açık yeri olan arka tarafı manâsıyla kullanılır. Yine böyle tarla sapanla açılıp ekildikden sonra üstünü örtüp düzlemeğe de “tâbân” denir. Tarlayı tabanladı denir, ekildikden sonra üstünü örtüp düzledi demek olur. Çünkü tabân; kuvvet ve metâneti, letâfeti, düzlüğü kâbil olan nesne demekdir.

Tâbâl; pek açık, yayvan, nesne demekdir. Bunun muhtelite sigası tâblâdır. Tabela da tâblâdır. Çünkü tâbâl; açılmanın, kuvvetin sonuna varan nesne demekdir ki pek açık nesne demek olur.

Tâbâc; ahmak bir nesneden çakmaz, gülegen kimse ma’nâsınadır. Arablar da buna aynı ma’nâsıyla tabac demişlerdir ki tâbâc demek olur. Çünki tâbâc; letafeti, açılmayı, hoşlanmayı, metâneti, tesviyeyi, çekip uzatan kimse demekdir ki elbetde gülegen, ahmak, bir nesneden çakmaz olur.

Şu sîgalar ve tabanc, tabanca sîgaları pek açık gösteriyor ki dilimizde tâbâmak fiili vardır. Tâbâk, işte bu fiilin mef’ûlüdür. Gâliba [311] Hasan Halife şen, beşûş, açık yüzlü, iyi sözlü bir zât olduğu münâsebetle “Tâbâk Dede” denmiş olmalıdır.