Özgün Metin
Âferînler şarâb-ı gül-renge
Laʿnet olsun bozaya vü benge
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül renkli şaraba aferinler olsun; bozaya da benge de lanet olsun. (Beng, uyuşturucu etkisi olan bir bitkiden yapılan keyif verici maddedir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beytin iki mısraı "renge" ve "benge" kelimeleriyle kafiyelidir; kısa, kolay akılda kalan ve bir mesnevi beyti ya da bir matla gibi kurulmuş bir söyleyiştir. Tezkire neşri vezni göstermez. Beytin Melîhî'nin kendi şiiri olduğu kesin değildir. Latîfî onu, şairin sarhoşken "şevkle okuduğu" bir beyit olarak verir: "bu beyti şevḳle oḳurdı". Gelibolulu Âlî de aynı sahnede beyti aktarır ve şairin "diyüp söyler" olduğunu yazar; onun metninde ikinci mısra "Laʿnet olsun ġubâr ile benge" biçimindedir. İki tezkireci de beyti Melîhî'nin ağzından verir, fakat onun söylediğini açıkça belirtmez. Beyit Melîhî'ye ait olabileceği gibi, meyhane çevrelerinde dolaşan ve onun sık tekrarladığı bir söz de olabilir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit iki karşıt hükmü yan yana koyar: şaraba övgü, öteki keyif vericilere lanet. "Âferîn" ile "laʿnet", "şarâb" ile "boza ve beng" karşılıklı olarak dizilmiştir; bu karşıtlık tezat sanatıdır. "Gül-reng" sıfatı, divan şiirinde kırmızı şarabın gülle ilişkilendirilmesinin bilinen bir örneğidir. Beytin asıl anlamı, onu çevreleyen hikâyeyle ortaya çıkar. Latîfî'ye göre Fatih Sultan Mehmed Melîhî'ye tövbe ettirdikten sonra şair bir süre şaraba sabretmiş, onun yerine bazen bozaya, bazen bengîye ve başka keyif vericilere başvurmuş, ama hiçbirinde şarabın tadını bulamamıştı. Beyitteki lanet, işte bu yedek içkilere, şarabın yerini tutamayan bozaya ve benge yöneliktir.
Tarihî Bağlam
Latîfî'ye göre Melîhî, yeminini bozmamak için şarabı kendine lavmanla verdirmiş, bu yolla sarhoş olup İstanbul'da Tahtelkale'ye gelmişti. Padişahın onu aramak için her yere adamlar saldığı günlerde, şair halkın arasında coşup şarabın faydasından söz eden Kur'an ayetini, "insanlar için faydalar" sözünü tekrarlamış ve bu beyti şevkle okumuştu. Peşindeki adam da o sırada gelip onu yakalamış ve padişahın huzuruna götürmüştü. Gelibolulu Âlî aynı sahneyi anlatır ve beyti söyledikten sonra şairin bir kapıcı tarafından eteğinden tutulup sürüklendiğini ekler. Hikâyenin sonunda Fatih, şairin yeminine ve nüktesine bakarak onu affetmiştir. Şairin hayatı için Melîhî (Tokatlı) yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 491-492. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
- Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-Ahbâr'ın Tezkire Kısmı, haz. Mustafa İsen, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), e-kitap s. 63-64. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55739,kunhul-ahbarin-tezkire-kismpdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






