Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Böyledir ‘aşḳ ehli bil her ḥâlde dünyâdan geçer
İstemez bâb-ı rıżâdan ġayr-i eşyâdan geçer
Bî-te‘alluḳdur Ḫudâ’dan başḳa bilmez ‘âşıḳān
Ġarḳ olur envâr-ı ‘aşḳa ẕevk-i uḳbâdan geçer
Râh-ı ‘aşḳ içre bugün Mecnûn olan ‘âşıḳ yarın
Vâṣıl-ı mevlâ olur bî-şüphe Leylâ’dan geçer
Söyleme terk-i melâmet etmeyiz biz ẕâhide
Ṣanma böyle mest olan ‘âlemde sevdâdan geçer
Ẕâhidiñ aldañmanız tesbiḥiniñ peyvendine
Vermese Ḥaḳ rızḳı bir gün lâ der illâdan geçer
Kim yanarsa âteş-i ‘aşḳ içre ger Mir’at-nümâ
Şüphesiz ḳalmaz göñülde ḫavf-i nîrândan geçer
Günümüz Türkçesiyle
1. Bil ki aşk ehli böyledir: her hâlde dünyadan geçer; rıza kapısından başkasını istemez, eşyadan geçer.
2. Âşıklar ilgisizdir, Allah'tan başkasını bilmez; aşkın nurlarına gark olur, ahiret zevkinden (bile) geçer.
3. Bugün aşk yolunda Mecnun olan âşık yarın kesinlikle Mevlâ'ya kavuşur, Leylâ'dan geçer.
4. Zâhide söyle: Biz melâmeti terk etmeyiz; böyle mest olan âlemde sevdadan geçer sanma.
5. Zâhidin tesbihinin dizisine aldanmayın; Hak bir gün rızkı vermese “lâ” der, “illâ”dan geçer.
6. Mir'ât-nümâ, aşk ateşi içinde yanan kimsenin kesinlikle gönlünde ateş korkusu kalmaz, ondan geçer.
Edebî ve Tarihî Yorum
“Geçer” Redifiyle Aşk ve Melâmet
Sahte dervişler bâbının sertliğinden sonra gazel aşkın diline geri döner. Her beyitte âşığın bir şeyden “geçtiği”, yani onu geride bıraktığı söylenir: dünya, eşya, ahiret zevki, Leylâ ve cehennem korkusu; “-dan geçer” redifi bu terki remelin dört tef'ileli kalıbında beyit beyit tekrarlar. Kafiye kelimeleri “dünyâ, eşyâ, ‘uḳbâ, Leylâ, sevdâ, illâ, nîrân” bu terkin basamaklarıdır.
Üçüncü beyitte Mecnun ile Leylâ hikâyesi tasavvufî bir yorumla kullanılır: bugünün Mecnun'u yarın Mevlâ'ya erer ve Leylâ'dan geçer. Beşeri aşkın ilâhî aşka basamak olduğu fikri, eserin başka bir gazelinde Ferhat ve Mecnun'un aşkını “sonuçsuz” sayan sözle karşılaştırılınca ilginç bir denge kurar. Dördüncü beyitteki “terk-i melâmet etmeyiz” sözü, halkın kınamasını göze alan melâmet anlayışına bağlanır.
Gazelin en keskin beyti beşincisidir. Zâhidin tesbih dizisine aldanmamak gerekir; Hak bir gün rızkını kesse o, kelime-i tevhidin “lâ” (yoktur) kısmını söyleyip “illâ” (ancak) kısmından geçer. Bu tevriyeli söyleyişle şair, zâhidin dindarlığının rızka bağlı olduğunu, Allah'ı olumlayan yarıyı bırakıp yalnız olumsuzlamada kalacağını ima eder.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 156-157 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 19a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






