Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Olma münkerlen ṣaḳın hem-dem ebed
Ṣoñra bil eyler seni bir derde bend
Ṭurma bir yerde ‘azîz ṭut nuṣḥ u pend
Hem kelâm etme ṭe‘âmın eyle red
‘Aks-i ḥalinden olur s̱ıḳlet şedîd
Ḳabż eder ḥâli urur ḳalbe kilid
İnḳibâżından olan var çoḳ mürîd
Bil selâmetdir ḳaçıp olmaḳ ba‘îd
Şeyḫ Bahâ’eddîn imâmü’l-‘âşiḳīn
Ṣakınıp ḫalḳdan hemîşe sâlikîn
Birbirinden ḥıfẓ ederdi ḫâliṣīn
Ḳanda ḳaldı münkire olmaḳ ḳarîn
Çünkü sâlik her biri bir başḳa ḥâl
Ba‘żı kere inbisâṭ ba‘żen s̱iḳāl
Birbirinden aḫẕ olur hem intiḳāl
Olmasın çün sâlikân taġyîr-i ḥâl
Var żarar bir dem añın-lan ṭurmadan
Bir cevâb etmek daḫi hem ṣormadan
Hem de aḥbâbıyla aḥbâb olmadan
Çoḳ olur ẓulmet kelâmın añmadan
Bu faḳīr gördüm bir ‘âşıḳ bir zamân
Oldu bir münkirle câlis râḳibân
Tîz hemân bir ḫastalıḳ oldu ‘iyân
Bir teveccüh-ilen selâmet buldu cân
Olsa bir s̱iḳletle müşkil dilde derd
Sen ki ġusl et şarṭı ammâ mâ-i berd
Gitmese pes söyle yâ fe‘âl meded
Ṣoñradan Ḳur’ân tilâvet eyle red
Var ise ‘öẕrüñ olur hem âb-ı germ
Der ‘aḳab gel eyle ecre böyle hem
Def‘i güç bulmaz iseñ bundanda nerm
Tîz ḫaber ver şeyḫiñe sen etme şerm
Ḫalḳ-ilen pek eyleyince iḫtilâṭ
‘Âlemiñ ḥâli ṭutar vermez ṣırâṭ
Ba‘żı kerre ḫasta eyler bi-neşâṭ
Ba‘żı kere ḳalbde ḳalmaz inbisâṭ
Günümüz Türkçesiyle
1. Sakın münkirle asla yoldaş olma; sonra bil ki seni bir derde bağlar.
2. Azizim, (onunla) bir yerde durma, öğüt ve nasihati tut; onunla konuşma da, yemeğini reddet.
3. Onun hâlinin yansımasından şiddetli bir ağırlık olur; hâli daraltır, kalbe kilit vurur.
4. Onun (yol açtığı) daralmadan (kabz) dolayı çok mürîd vardır; bil ki selâmet kaçıp uzak olmaktadır.
5. Âşıkların imamı Şeyh Bahâeddîn, sâlikleri daima halktan sakınırdı.
6. İhlâslı olanları birbirinden korurdu; münkire yakın olmak nerede kaldı.
7. Çünkü sâliklerin her biri başka bir hâldedir; bazen ferahlık (bast), bazen ağırlık.
8. (Hâller) birbirinden alınır ve geçer; sâliklerin hâli değişmesin diye (böyle yapılır).
9. Onunla bir an durmaktan bile zarar vardır; sormadan bir cevap vermekten de;
10. onun sevdikleriyle dost olmaktan da; sözünü anmakla bile çok karanlık olur.
11. Bu fakir (ben) bir zaman bir âşık gördüm; bir münkirle oturup ona yakın oldu.
12. Hemen bir hastalık ortaya çıktı; (şeyhin) bir teveccühüyle can selâmet buldu.
13. Gönülde bir ağırlıkla zor bir dert olursa sen gusül et; şartı soğuk su olmasıdır.
14. Geçmezse “Yâ Fa‘‘âl, meded” de; sonra Kur'an tilâvet ederek onu def et.
15. Bir özrün varsa sıcak su olur; sonra gel, böylece ecir kazan.
16. Bundan da yumuşamayıp def edemezsen hemen şeyhine haber ver, utanma.
17. Halkla pek fazla karışınca âlemin hâli (seni) tutar, geçit vermez.
18. Bazen hasta ve neşesiz eder; bazen kalpte ferahlık kalmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Münkirden Sakınma ve Bir Tanıklık
Münkirle bir yerde durulmaz, konuşulmaz, yemeği yenmez: kitabın en uygulamaya dönük bâblarından biri bu kural üzerine kuruludur. Başlığı da mürîdlerin münkirlerle karışmaktan ve onların yiyip içtiklerinden sakınmasıdır; neşirde 331-349. beyitleri kapsar. Gerekçe tasavvufun hâl anlayışıdır: hâller kişiden kişiye geçer, inkârcının “ḳabż”ı, yani gönül daralması mürîde bulaşır ve kalbe kilit vurur.
Beşinci ve altıncı beyitlerde şair bu kuralı Bahâeddîn Nakşibend'e dayandırır: o, ihlâslı mürîdlerini birbirinden bile korurdu. Yedinci ve sekizinci beyitler gerekçeyi açar: her sâlik farklı bir hâldedir, kimi “inbisâṭ”, ferahlık, kimi ağırlık içindedir; hâller birbirine geçer. On birinci beyit ise kitaptaki birkaç kişisel tanıklıktan biridir: “Bu faḳīr gördüm bir ‘âşıḳ bir zamân.” Şair bir münkirle oturan bir mürîdin hemen hastalandığını ve şeyhin bir teveccühüyle iyileştiğini anlatır.
Bölümün son kısmı bir tedavi reçetesi gibidir: gönülde ağırlık varsa soğuk suyla gusül, geçmezse “Yâ Fa‘‘âl” diye yardım dileme ve Kur'an okuma, özrü olana sıcak su, o da yetmezse utanmadan şeyhe haber verme. Bu sıralama, Nakşibendî risalelerinde görülen pratik tavsiyelerin manzum biçimidir ve kitabın bir tarikat el kitabı olarak kullanıldığını gösterir.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 150-152 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı, beyit 331-349; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 17b-18a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






