Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Yâ ilâhi bâb-ı lüṭfuñdan ‘inâyet gözlerim
İltifât-ı ma‘nevî luṭf et beşâret gözlerim
Gözlerim gözler ‘azîz dergâh-ı bâbıñ lüṭfunu
Bunca müddetdir ḳabûl-i isticâbet gözlerim
Baḥr-i lüṭfuñ bî-nihâyet bende bî-ḥad iḥtiyâc
Sâ’ilim iḥsân buyur ver her ne ḥâcet gözlerim
Bir mu‘ciz ḳıṭmîrim bâbıñda yoḳ benden kilâb
Bir ża‘îf kelbem kapuñda istiḳāmet gözlerim
Seyyid-i Şâh İmâm-ı Enbiyâ ḥaḳḳı Ḫudâ
Ḳıl revâ her ḥâcetim bâb-ı icâbet gözlerim
Çâr-yâr hem şehîdân-ı imâmeyn ‘aşḳına
Maẓhar-ı feyż-i ṭarîḳatde tamâmet gözlerim
Ġavs̱-i a‘ẓam mürşidim ol Şâh-ı ‘İṣmet ḥaḳḳı-çün
Cümle pîrân ḥaḳḳı-çün terfî‘i ḥâlât gözlerim
‘Arżuḥâl etdi saña Mir’ât-nümâ yâ Rab meded
Ḳalmışım tîh-ı żalâletde hidâyet gözlerim
Günümüz Türkçesiyle
1. İlâhî, lütuf kapından inayet gözlüyorum; manevî bir iltifat lütfet, müjde gözlüyorum.
2. Gözlerim, aziz kapının dergâhının lütfunu gözler; bunca zamandır duamın kabulünü gözlüyorum.
3. Lütfunun denizi sonsuzdur, bende sınırsız ihtiyaç var; dilenciyim, ihsan buyur, ne dilek gözlüyorsam ver.
4. Kapında âciz bir Kıtmîr'im (Ashâb-ı Kehf'in köpeği), köpekler benden aşağı değil; kapında zayıf bir köpeğim, istikamet gözlüyorum.
5. Allah'ım, peygamberlerin imamı Şah Seyyid'in (Peygamber'in) hakkı için her dileğimi yerine getir; icabet kapısını gözlüyorum.
6. Dört dost (dört halife) ve iki imamın şehitleri aşkına, tarikat feyzinin mazharı olmakta tamamlanmayı gözlüyorum.
7. Büyük gavs, mürşidim o Şah İsmet'in hakkı için, bütün pîrlerin hakkı için hâllerin yükselmesini gözlüyorum.
8. Yâ Rab, Mir'ât-nümâ sana arzuhal etti, meded; dalâlet çölünde kalmışım, hidayet gözlüyorum.
Edebî ve Tarihî Yorum
“Gözlerim” Redifiyle Bir Dilekçe
“Gözlerim” redifi iki anlamlıdır: hem “bekliyorum, gözlüyorum” hem de “gözlerim”. Kanaat ve dört halife bâbını izleyen bu sekiz beyitlik münacat, remel bahrinin dört “Fâilâtün”lü kalıbındadır. İkinci beytin ilk mısraı bu iki anlamı yan yana koyar: “Gözlerim gözler ‘azîz dergâh-ı bâbıñ lüṭfunu.” Kafiye kelimeleri “‘inâyet, beşâret, isticâbet, ḥâcet, istiḳāmet, icâbet, tamâmet, ḥâlât, hidâyet” bir dilekçenin maddeleri gibi sıralanır.
Dördüncü beyit münacatın en çarpıcı imgesidir. Şair kendini Ashâb-ı Kehf'in mağaranın kapısında bekleyen köpeği Kıtmîr'e benzetir ve kapıda zayıf bir köpek olarak istikamet beklediğini söyler. Kıtmîr, Osmanlı dua ve şiir geleneğinde kendini küçültmenin ve sadakatin bilinen simgesidir.
Beşinci, altıncı ve yedinci beyitler bir tevessül zinciri kurar: Peygamber'in, dört halifenin, “şehîdân-ı imâmeyn”in, yani Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'in, mürşidi Mustafa İsmet Efendi'nin ve bütün pîrlerin hakkı için dua edilir. Şairin mürşidine bağlılığını göstermek için Şensöz'ün alıntıladığı da yedinci beyittir. Dört halife ile iki imamın aynı beyitte birlikte anılması, önceki bâblarda savunulan Sünnî Ehl-i beyt sevgisinin dua dilindeki karşılığıdır.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 163-164 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 21a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






