Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Var mı bir yaḥşi güzel ‘âlemde ra‘nâ sen gibi
Var mı bir ḫurşîd ṣûret ḥüsn-i bâlâ sen gibi
Var mı bir mis̱liñ ḫalâyıḳ içre ya beñzer saña
Var mı bir aḥsen cemîl ḫîlḳatde zîbâ sen gibi
Var mı bir ifṣaḥ lisân şîrîn zebânıñdan füzûn
Var mı bir fâṣih dehân ma‘nâda yektâ sen gibi
Var mı bir eşcâr seniñ ḳaddiñ gibi ḳāmet tuta
Var mı bir servî sehî ḳāmetde ṭûbî sen gibi
Var mı bir maḳbûl dergâh-ı Ḫudâ fevḳinde kim
Var mı bir nâil-i merâm maḥbûb mevlâ sen gibi
Var mı bir ẕâtıñ gibi ma‘lûm mu‘ayyen ehline
Var mı bir nâ-ehline müşkîl mu‘ammâ sen gibi
Var mı bir mürsel risâletde saña mânend ola
Var mı bir ḫâtem nebî a‘lâdan a‘lâ sen gibi
Var mı bir maṭlûba maẓhar sen gibi bir enbiyâ
Var mı bir mi‘rac-güzîn ‘Îsâ vü Mûsâ sen gibi
Var mı bir Ferhâd Mecnun sen gibi Mir’ât-nümâ
Var mı bir Mecnûn-ṣıfat mecbur-ı Leylâ sen gibi

Günümüz Türkçesiyle

1. Âlemde senin gibi iyi, güzel, endamlı biri var mı; senin gibi güneş yüzlü, yüce güzellikte biri var mı?

2. Yaratılmışlar arasında senin benzerin ya da sana benzeyen var mı; senin gibi yaratılışta en güzel, en süslü biri var mı?

3. Senin tatlı dilinden daha fasih bir dil var mı; senin gibi mânâda eşi olmayan, düzgün konuşan bir ağız var mı?

4. Senin boyun gibi boy tutan bir ağaç var mı; senin gibi dümdüz bir servi, boyda Tûbâ ağacı gibi biri var mı?

5. Allah'ın dergâhının üzerinde senin gibi makbul biri var mı; senin gibi muradına ermiş, Mevlâ'nın sevdiği biri var mı?

6. Ehline senin zâtın gibi bilinen, belli olan biri var mı; ehil olmayana senin gibi çözülmesi güç bir muamma var mı?

7. Peygamberlikte sana benzeyen bir elçi var mı; senin gibi peygamberlerin sonuncusu, yücelerden yüce biri var mı?

8. Peygamberler arasında senin gibi aranılanın mazharı olan biri var mı; İsa ve Musa arasında senin gibi miraca seçilmiş biri var mı?

9. Mir'ât-nümâ, senin gibi Ferhat, Mecnun var mı; senin gibi Mecnun huylu, Leylâ'ya mecbur biri var mı?

Edebî ve Tarihî Yorum

Soru Kalıbıyla Bir Na't

On sekiz mısraın hepsi “Var mı bir …” sorusuyla açılır ve “sen gibi” redifiyle kapanır. Kalıp o kadar sıkıdır ki şiir bir övgü sayımından çok, cevabı baştan bilinen bir sorular dizisine dönüşür; tekrir sanatının bu kadar ısrarlı kullanımı, na'tın sesli okunduğunda bir nakarat etkisi bırakmasını sağlar. Dokuz beyitte remelin Fâilâtün'ü üç kez tekrarlayıp Fâilün'le biten kalıbı kullanılmıştır; Şensöz'ün redif örneği olarak seçtiği matla da bu gazelindir.

Beyitler Peygamber'in güzelliğini divan şiirinin bildik ölçüleriyle sayar: güneş yüz, tatlı dil, servi ve Tûbâ ağacına benzeyen boy. Altıncı beyit ise kitabın önceki na'tında görülen “mu‘ammâ” fikrine döner: Peygamber ehline açık, ehil olmayana çözülmez bir bilmecedir. Sekizinci beyitte miraç gecesinde İsa ve Musa ile karşılaşmaya gönderme yapılır.

Asıl sürpriz mahlasın geçtiği beyittedir. Şair Peygamber'i Ferhat ve Mecnun'la, yani divan şiirinin büyük âşıklarıyla karşılaştırır ve onu “Mecnûn-ṣıfat mecbûr-ı Leylâ” diye anar. Bu beyitte Peygamber sevilen değil seven olarak düşünülmüş görünür; tasavvufî yorumda Leylâ, ilâhî cemâlin simgesi olarak okunabilir. Eserin başka bir gazelinde Ferhat ve Mecnun'un aşkı “bî-ḥâṣıl”, sonuçsuz diye küçümsendiği için bu karşılaştırma iki türlü anlaşılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar