Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Çün Muḥammed server-i peygamberân
Nûr-ı ẕâtından olup ḫalḳ cümle cân
Tâbi‘ olmazsa aña bir kes a cân
Kim olur mesdûd der sübḥân hemân
Ẓâhiri ḥabl-i şerî‘at Aḥmed’iñ
Bâṭını vaṣl-ı ṭarîḳat Aḥmed’iñ
Hem vücûd-ı baḥr-i raḥmet Aḥmed’iñ
Hem ẓuhûr-ı bâ-ḥaḳīḳat Aḥmed’iñ
Vuṣlatu’llâh yoḳ Muḥammedsiz ḫaber
Günde ṣâ’im gece kâ’îm olsa ger
Ol ḳabûl etmez ḥaḳīḳatde eğer
Haḳḳ’a yol bulmaḳ muḥâl müşkil sefer
Reh-nümâyı kibriyâdır ol emîn
Vuṣlatu’llâh ansuz olmaz bil yaḳīn
Ol Resûl on sekiz biñ ‘âlemin
Bil aña muḥtâc cemî‘-i ‘âlem hemîn
Ey deyin ben kim Resûl’ün ümmeti
Ḳande dostluḳ ḳande sünnet ġayreti
Ḳande farżu’llâh iṭâ‘at ḥürmeti
Ḳande istihlâk-i enfes şehveti
Ey şerî‘at ḫâ’ini müflis Yezîd
Ey ṭarîḳat münkiri Ḥaḳ’dan ba‘îd
Ey ḫalâyıḳ müfsidi ey nâ-müfîd
Ey urupdur ḳalbine şeyṭân kilid
Ey ‘adüvva’llâh-ı meşâyıḫ münkeri
Ey şerrâr-ı nâs iblîs rehberi
Ey fesâd ehli fesâdet muḫbiri
Ey teġāfül kâẕibânıñ ekberi
Var olup ‘ilmiñ ve lakin der zebân
Sen seni ḳıldıñ ziyân ey ġāfilân
Ḫâ’ini ḥabl-i şerî‘atiñ her ân
Var ḳıyâmet nâr-ı sûzân gel inan
Günümüz Türkçesiyle
1. Muhammed peygamberlerin efendisi olduğuna, bütün canlar onun zâtının nurundan yaratıldığına göre,
2. ey can, bir kimse ona uymazsa Sübhân'ın (Allah'ın) kapısı ona hemen kapanır.
3. Ahmed'in zâhiri şeriatın ipi, Ahmed'in bâtını tarikatın kavuşturmasıdır.
4. Rahmet denizinin varlığı da Ahmed'indir, hakikatle zuhur da Ahmed'indir.
5. Gündüz oruçlu, gece ibadette olsa bile Muhammed'siz Allah'a kavuşma haberi yoktur.
6. O (Allah) hakikatte kabul etmezse Hakk'a yol bulmak imkânsız, zor bir yolculuktur.
7. O güvenilir olan, ululuk sahibinin yol göstericisidir; kesin bil ki Allah'a kavuşma onsuz olmaz.
8. O, on sekiz bin âlemin Resûlü'dür; bil ki bütün âlem ona muhtaçtır.
9. Ey “Ben Resûl'ün ümmetiyim” diyen, hani dostluk, hani sünnet gayreti?
10. Hani Allah'ın farzına itaat ve saygı, hani nefsin şehvetini tüketmek?
11. Ey şeriat haini, müflis Yezîd; ey tarikat inkârcısı, Hak'tan uzak olan;
12. ey halkı bozan, ey faydasız; ey kalbine şeytan kilit vurmuş olan;
13. ey Allah düşmanı, şeyhleri inkâr eden; ey insanların en şerlisi, iblisin rehberi;
14. ey fesat ehli, fesadın habercisi; ey gaflet içinde yalancıların en büyüğü.
15. İlmin var, ama yalnız dilde; ey gafil, sen kendine zarar ettin.
16. Ey her an şeriatın ipine ihanet eden, kıyamette yakıcı ateş vardır, gel inan.
Edebî ve Tarihî Yorum
Övgüden Hitaba
Övgüyle başlayıp sitemle biten bu kısa bölümün (105-120) başlığı da iki kısımdır: “Medḥ-i Risâlet-penâh”, Peygamber'in övgüsü, ve “Aḥvâlât-ı Bed-gümrâh”, kötü sapkınların hâlleri. Mesnevî de bu iki parçaya ayrılır. İlk sekiz beyit Peygamber'i Allah'a varan tek yol olarak anlatır; üçüncü ve dördüncü beyitlerde “Aḥmed'iñ” redifi dört kez tekrarlanır ve zâhir-bâtın, şeriat-tarikat ikilileri Peygamber'in şahsında birleştirilir.
Dokuzuncu beyitte ton aniden değişir. Şair “Ben Resûl'ün ümmetiyim” diyen birine dönerek ona “ḳande”, hani, diye başlayan sorular yöneltir; ardından on birinci beyitten on dördüncü beyte kadar “Ey …” diye başlayan bir sitem dizisi gelir. Muhatap “şerî‘at ḫâ'ini müflis Yezîd”, tarikat münkiri, meşâyih münkiri, iblisin rehberi diye anılır. Kerbelâ'nın sorumlusu sayılan Yezîd'in adının bir hakaret sözü olarak kullanılması, Şii sempatisinden değil, Ehl-i beyt sevgisini sahabeye düşmanlıkla birleştirenlere karşı bile ortak bir dilden konuşma çabasından doğmuş olabilir; kesin hedefi metin söylemez.
“İlmin dilde kalması”na yöneltilen eleştiri bölümün son sözüdür. Şeyhleri inkâr eden, şeriatı da tarikatı da kendi başına bilen kişi, kitabın sonraki bâblarında farklı adlarla yeniden karşımıza çıkacaktır.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 104-106 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı, beyit 105-120; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 6a-6b). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






