Özgün Metin

Âlem-i tevhîdi tenvîr eyleyen bir yâr-ı aşk
Sûziş-i imkâna bâis yâr için bir nâr-ı aşk
Hâlikâ tahmîdi tasvîr eylemek haddim degil
Kalb safâ vârid ancak böyledir âsâr-ı aşk
Acz-i idrâk-i hakîkat ayn-ı idrâk-i safâ
Cilve-i kuds-i hüviyyet söyledür nâ-çâr-ı aşk
Cüst u cûya düşdüm ammâ yârdan yokdur nişân
Neyleyem ki bir devâsız derd imiş her var-ı (?) aşk
Kuvvet-i hikmet temâşâsı basîret sevkidir
Şevk-i ebsâr-i hakîkîye cilâ envâr-ı aşk
Fikrden kalbim uyanmış dîdeler saçmakda nûr
Dûrdan deyyârı tuymuş eyliyor ızmâr-ı aşk
Habbezâ tesîd-i kudret tavr-ı manâdan nidâ
Feyz-i teşyîd-i tecellîden garaz dîdar-ı aşk
Nimetâ/nuemâ tevhîd-i fıtrat görmemiş böyle lika
Âlemi vecde getirdi şu’le-i ezhâr-ı aşk
Nelmî tabîr-i makâm-ı aşkdan ben âcizem
Sabrî bir âlî makâmdır aczidir eşâr-ı aşk

Günümüz Türkçesiyle

1. (Nelmî) Tevhid âlemini aydınlatan bir aşk sevgilisi vardır; sevgili için, yaratılmışlar âleminin yanıp tutuşmasına sebep olan bir aşk ateşi vardır.

2. (Sabrî) Ey Yaratıcı, sana hamdi tarif etmek haddim değildir; kalbe safa gelir, aşkın eserleri ancak böyledir. (İkinci mısraın başı kaynakta "Kalb safâ vârid" biçimindedir; okuma tahminîdir.)

3. (Nelmî) Hakikati idrak etmekten aciz kalmak, safayı idrak etmenin ta kendisidir; kutsal varlığın (hüviyetin) cilvesi, aşkın çaresizini konuşturur.

4. (Sabrî) Arayıp sormaya düştüm, ama sevgiliden bir iz yok; ne yapayım ki aşkın her türlüsü devasız bir dertmiş. ("Var-ı" kelimesi kaynakta soru işaretiyle verilmiştir; anlam tahminîdir.)

5. (Nelmî) Hikmetin gücünü seyretmek basireti, yani iç görüyü harekete geçirir; gerçek gözlerin şevkine cila, aşkın nurlarıdır.

6. (Sabrî) Kalbim düşünceden uyanmış, gözler nur saçıyor; (gönül) uzaktan diyarı (ya da yurt sahibini) sezmiş, aşkı içinde gizliyor. (Mısraın anlamı kesin değildir.)

7. (Nelmî) Ne güzel, kudretin desteği, mana tavrından gelen bir nidadır; tecellinin pekiştirilmesinden doğan feyzin amacı aşkın yüzünü görmektir. ("Tesîd" ve "teşyîd" kelimelerinin okunuşu ve anlamı kesin değildir.)

8. (Sabrî) Ne büyük nimet; yaratılışın birliği (yaratılmışlar) böyle bir yüz görmemiş; aşk çiçeklerinin alevi âlemi vecde getirdi. (Mısraın başı kaynakta "Nimetâ/nuemâ" diye iki okumayla verilmiştir.)

9. (Nelmî) Ben aşk makamını anlatmaktan acizim. (Sabrî) O yüce bir makamdır; aşk şiirleri onun karşısında acizdir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu şiir Nelmî ile Sabrî mahlaslı bir şairin birlikte yazdığı müşterek bir gazeldir. Kaynakta beyitlerin başına "N" (Nelmî) ve "S" (Sabrî) harfleri konmuştur; beyitler sırayla iki şaire aittir. Son beyitte iki mahlas birlikte geçer: birinci mısra Nelmî'nin, ikinci mısra Sabrî'nin sözü gibidir. Redif "aşk", kafiye "yâr, nâr, âsâr, nâ-çâr, var, envâr, ızmâr, dîdâr, ezhâr, eşâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir.

Metin, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki Nelmî maddesinin "Eserlerinden Örnekler" bölümünden alınmıştır; burada şairin kendi eliyle istinsah ettiği divanın Ankara Üniversitesi DTCF Kütüphanesi'ndeki nüshası (M Con nr. 53, vr. 61a) kaynak gösterilir. Kaynakta sekizinci beyitten sonra üç nokta konmuştur; buna göre gazelin bir ya da birkaç beyti verilmemiştir. Bazı kelimeler kaynakta soru işaretiyle ya da iki okumayla verilmiştir ("var-ı (?)", "Nimetâ/nuemâ"); bunlar burada aynen korunmuştur. Vezin aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbına uygun görünmektedir; bu tespit bizimdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Müşterek şiir, iki ya da daha çok şairin aynı vezin, kafiye ve redifte sırayla beyit ya da mısra söyleyerek bir şiiri birlikte tamamlamasıdır; divan edebiyatında şairler arasındaki dostluğun ve meclis sohbetinin bir ürünüdür. Bu gazelin konusu tasavvufî aşktır. Nelmî'nin beyitleri daha çok kavramlarla konuşur: tevhid, hakikat, hüviyet, hikmet, basiret. Sabrî'nin beyitleri ise arayış ve yakınma tonundadır: sevgiliden iz yoktur, aşk devasız bir derttir.

Üçüncü beyitteki "acz-i idrâk", hakikati kavramaktan aciz kalmanın bir kavrayış sayılması düşüncesine dayanır; tasavvuf metinlerinde idrakten aciz olduğunu bilmenin de bir idrak olduğu sıkça söylenir. "İdrâk" kelimesinin aynı mısrada iki kez kullanılması bu düşünceyi öne çıkarır. "Yâr" ile "nâr" (ateş), "nûr" ile "envâr" (nurlar), "dîde" (göz) ile "ebsâr" (gözler) arasında tenasüp vardır. Son beyitte iki şair aynı acizlik duygusunu paylaşarak gazeli kapatır: biri aşk makamını anlatamadığını, öteki bu makamın şiirden yüce olduğunu söyler. Okunuşu ve anlamı kesin olmayan beyitlerdeki aktarım tahminîdir ve bize aittir.

Tarihî Bağlam

TEİS'e göre Nelmî'nin divanında başka şairlerle birlikte yazılmış şiirler vardır ve bu, onun müşterek şiire meraklı olduğunu gösterir. Birlikte şiir yazdığı Sabrî ile İsmetî'nin Nelmî'nin hemşehrisi olması muhtemeldir; ancak bu şairlerin kimliği belirlenememiştir. Divan nüshasını Nelmî 20 Muharrem 1314'te (1 Temmuz 1896) kendi eliyle istinsah etmiştir. Şairin hayatı için Nelmî (Tahsîn Hasan Efendi) yazısına bakılabilir.

Kaynakça

  • İsmail Hakkı Aksoyak, "Nelmî, Tahsîn", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020), "Eserlerinden Örnekler" bölümü (Dîvân-ı Nelmî, DTCF Kütüphanesi, M Con nr. 53, vr. 61a). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/nelmi-tahsin

Çevrimiçi kaynaklar