Özgün Metin

Âh dirdim bir zamân sevdâ ile cân aglasun
Kalmadı cânımda tâkat şimdi cânân aglasun
Dehr bir sâkî gibi sundu bana gam bâdesin
Hâlime baksın değil hüşyâr mestân aglasun
Zevk-i vuslatdan cüdâ mahzûn esîr-i mihnetim
Derdile bî-çâre gönlüm itsün efgân aglasun
Kerbelâ-yı gamda medhûş eyledi hayret beni
Âh mâtem-zâre düştüm gözlerim kan aglasun
Âteş-i hasretle yandım kurtuluş yok Nelmiyâ
Hâlime âgâh olan her ârif insan aglasun

Günümüz Türkçesiyle

1. Bir zaman "ah, can sevda ile ağlasın" derdim; şimdi canımda takat kalmadı, artık sevgili ağlasın.

2. Felek bir saki gibi bana gam şarabını sundu; ayık olan değil, sarhoşlar hâlime bakıp ağlasın.

3. Kavuşma zevkinden ayrı düşmüş, hüzünlü, sıkıntının esiri olmuşum; çaresiz gönlüm derdiyle feryat etsin, ağlasın.

4. Gam Kerbelâsında hayret beni şaşkına çevirdi; ah, bir matem yerine düştüm, gözlerim kan ağlasın.

5. Ey Nelmî, hasret ateşiyle yandım, kurtuluş yok; hâlimden haberdar olan her anlayışlı insan ağlasın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik bir gazeldir. Redif "aglasun" (ağlasın), kafiye "cân, cânân, mestân, efgân, kan, insan" kelimelerindeki "-ân / -an" sesidir. Matla beytinin iki mısraı aynı kafiye ve redifle biter; mahlas son beyitte "Nelmiyâ" (ey Nelmî) seslenişiyle geçer. Hüsameddin vezni göstermez. Hüsameddin'in aktardığı tahmiste mısraların biraz farklı yazıldığı görülür: tahmiste ikinci beytin ikinci mısraı "hüşyâru mestân", dördüncü beytin ikinci mısraı "düşdüm", son mısra ise "Nelmiya" biçimindedir. Burada gazelin kendi metni esas alınmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, her beytin sonunda tekrarlanan "ağlasın" sözüyle bir ağıt havası taşır. İlk beyitte şair geçmiş ile şimdiyi karşılaştırır: bir zamanlar ağlayan kendi canıydı, şimdi takati kalmadığı için ağlama sırası sevgilidedir. İkinci beyit divan şiirinin meyhane imgelerini tersine çevirir: felek bir sakidir, ama sunduğu şarap gamdır; bu yüzden şairin hâline ağlayacak olanlar ayıklar değil, sarhoşlardır. "Hüşyâr" (ayık) ile "mest" (sarhoş) arasında tezat vardır; "sâkî" ile "bâde" arasında tenasüp kurulur.

Dördüncü beyitteki "Kerbelâ-yı gam" (gam Kerbelası) sözü, Kerbelâ'da Hz. Hüseyin'in şehit edilmesine yapılmış bir telmihtir; Kerbelâ divan şiirinde en büyük acının ve matemin simgesidir. "Mâtem-zâr" (matem yeri) ve "kan ağlamak" bu telmihi tamamlar. Son beyitte "âteş-i hasret" (hasret ateşi) ve "yandım" kelimeleri arasında tenasüp vardır. Gazel, Nelmî'nin öteki şiirlerinde görülen süslü benzetmelerden çok, doğrudan bir yakınma diliyle yazılmıştır.

Tarihî Bağlam

Hüsameddin, Nelmî'nin son günlerinde "ağlasun" redifli gazellerinin çoğaldığını, bu gazeli de son görüşmelerinde kendisine verdiğini anlatır. Gazeli şairin yanında yüksek sesle, terennümle okumuş; Nelmî'nin hüznü ve perişan hâli onu çok etkilemiş, birlikte ağlaşmışlardır. Bu görüşme 1317 (1899-1900) yılında, Hüsameddin'in İstanbul'dan Amasya'ya geldiği aylarda olmuştur. Nelmî aynı yılın Zilhiccesinde Yeşilırmak'a atlayarak hayatına son vermiştir. Hüsameddin onun ölümünü duyunca ağladığını ve gazeli "onun lisanından" tahmis ettiğini yazar; Asrî mahlasıyla imzaladığı bu tahmisin beş bendi Amasya Tarihi'nde gazelin hemen ardından yer alır. Şairin hayatı için Nelmî (Tahsîn Hasan Efendi) yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar