Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (yaklaşık)
Ṣofiyâ devrâna gel Allâh hû yâ hû diyü
Şevḳ ile meydâne gel Allâh hû yâ hû diye
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sofu, "Allah Hû, yâ Hû" diyerek devrana, zikir halkasına gel. "Allah Hû, yâ Hû" diyerek coşkuyla meydana gel.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beyit bir gazelin matlaıdır. Ölçü remel bahrinin "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına yakındır; ancak "Allâh hû yâ hû" zikir formülü, kalıbın kısa heceleri yerine uzun heceler getirdiği için ölçüye tam oturmaz. Bu, zikir sözlerinin kalıba uydurulmadan, söylendiği gibi şiire alınmasından doğan bir durumdur ve ezgiyle okunan tekke şiirlerinde sık görülür. Vezin tespiti bizimdir. Redif "gel Allâh hû yâ hû diyü"dür; kafiye "devrâna" ile "meydâne" kelimelerindeki "-âna / -âne" sesleriyle kurulur. Makalede redif birinci mısrada "diyü", ikincide "diye" diye yazılmıştır; bu fark cönkteki imladan ya da makaledeki aktarımdan kaynaklanabilir, metin burada makaledeki gibi bırakılmıştır. Hakverdioğlu'nun makalesi cönkteki şiirlerin yalnız ilk nazım birimini verdiği için şiirin geri kalanı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit bir davettir. "Sofi", tasavvuf yoluna girmiş, tekkeye devam eden kişidir; şair onu iki yere çağırır. "Devran", Halvetî ve Kadirî gibi tarikatlarda dervişlerin el ele ya da omuz omuza halka kurup dönerek yaptıkları ayakta zikrin adıdır. "Meydan" ise tekkede zikir ve âyinin yapıldığı, dervişlerin toplandığı yerdir; Bektaşî geleneğinde meydan odası bu anlamda kullanılır. İki mısranın aynı yapıyı tekrar etmesi, devran ile meydan, "gel" ile "şevk ile gel" arasında bir paralellik kurar ve beyte zikrin tekrara dayanan ritmini taşır. Her mısranın "Allâh hû yâ hû" ile bitmesi, şiiri okuyanı ve dinleyeni zikrin içine çeker: gazel bir zikri anlatmakla kalmaz, kendisi de bir zikir cümlesiyle söylenir. "Hû", "O" anlamında Allah'ı anan zamirdir ve tekke zikirlerinin en çok tekrarlanan sözlerinden biridir.
Tarihî Bağlam
Beyit, Metin Hakverdioğlu'nun 2019'da tanıttığı Merzifon Cönkü'nün 64. sayfasındadır; Hakverdioğlu onu makalesinde iki kez, aynı metinle verir (s. 554 ve 556). Bir zikir gazelinin Bâkî'nin gazelleri ve âşıkların koşmalarıyla aynı deftere girmesi, Merzifon'daki şiir meclislerinde tekke ilahilerinin de okunduğunu gösterir. Şairin kimliği bilinmemektedir. Rızâ ve aynı mahlaslı şairler için Rızâ sayfasına bakılabilir.
Kaynakça
- Metin Hakverdioğlu, "Merzifon Cönkü", idil, 8(57), 2019, s. 554, 556 (Cönk, s. 64). https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1552911669.pdf
Çevrimiçi kaynaklar

