Şemseddîn Ahmed Efendi, süslü giyimi yüzünden "Molla Bezen" diye anılan, Şehzade Ahmed'in Amasya'daki hocalarından Bedreddîn Mahmûd Çelebi'nin oğlu bir âlim ve şairdir. Kendisi de şehzadenin hocaları ve musahipleri arasına girmiş, 918'de (1512) Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasıyla Amasya'dan uzaklaştırılmış, İskilip ve Mihaliç kadılıklarından sonra Manisa kadısı olmuş ve 939 dolaylarında (1532-33) ölmüştür. Âşık Çelebi'nin tezkiresinde "Kâdî Bozan" adıyla geçen Mihaliç kadısının o olduğu anlaşılmaktadır; bu tezkire ondan bir beyit de korumuştur.

Hüsameddin'in Kaydı

Amasya Tarihi'nin on birinci cildindeki madde, Âşık Çelebi'den kısaltılarak alınmış bir anekdotu da içine alır:

Şemseddîn Ahmed Efendi-Molla Bezen. Amasyalıdır. Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed muallimi olan Pîr Mezîdzâde Mevlânâ Bedreddîn Mahmûd Çelebi bin Ya'kûb Çelebi bin imâm-ı sultânî Mevlânâ Pîr Mezîd Çelebi mahdûmudur. Amasya fuzalâsından ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve müderris-i be-nâm oldu. Ba'dehû şehzâde-i müşârün-ileyhin hizmet-i tâ'limiyyesine me'mûr olarak musâhipleri cümlesinden oldu. "Şems"lerin ikincisi olup nüfûz ve ikbâli artdı. 918'de Sultân Selim-i Evvel'in cülûsuyla Sultân Ahmed'in ikbâl güneşi üfûl etdiğinden İskilip kazâsıyla Amasya'dan çıkarıldı. Orada bir müddet kadı olarak oturdu. Ba'dehû Mihaliç kazâsına nakledilip tedrîs ve kazâ ile meşgûl olduğu esnâda avlanmak için kazâsına gelen Sultân Selim'e mülâkî oldu. Hilaf-ı kanûn ba'zı evzâından dolayı pâdişâhı gücendirdi. Aşık Çelebi "Tezkîre"sinde diyor ki; "Molla Bezen, Mihaliç kadısı iken Mısır seferinden avdetinde Sultân Selim şikâra çıkıp üç ehl-i kemâli çağırmış; İshak Üskübî, Bursalı Ca'fer Nihalî, Molla Şemseddîn Bezen huzuruna kılıç bellerinde girmişler. Bu heyetle hilâf-ı kânûn el öptüklerinden Sultân Selim bunları katletmeye azmetmiş iken hürmet-i ilme binâen afv ve sohbet buyurmuşlardır" Mülahhasan. Sultân müşârün-ileyh bunların ilim ve fâzlını takdir etmekle beraber kanûna riâyetsizliklerinden dolayı gücenmişti. 926'da Sultân Süleyman'ın cülûsundan az sonra Manisa kadısı oldu. Burada hayli müddet kaldı. 939 hudûdunda vefât etdi. Âlim, fâzıl, edîb, kâmil, vakûr, şâir, usûl ve kelâmda mâhir, hâkim-i fakîh, mütekellim, nebîh bir zât idi. Libâs ve meşrebinde tezyînât gâlib olduğundan "Molla Bezen" diye iştihâr etmişdi. Mahdûmu fuzalâdan Mahmûd Efendi'dir.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in hocası Pîr Mezîdzâde Mevlânâ Bedreddîn Mahmûd Çelebi'nin oğludur; dedesi Ya'kûb Çelebi, onun babası da padişah imamı Mevlânâ Pîr Mezîd Çelebi'dir. Tahsilini Amasya'nın âlimlerinden tamamlayarak dersiâm ve tanınmış bir müderris oldu. Sonra şehzadenin eğitim hizmetine verilerek musahipleri arasına girdi. "Şems"lerin ikincisi olarak nüfuzu ve itibarı arttı. 918'de I. Selim'in tahta çıkmasıyla Sultan Ahmed'in talih güneşi batınca İskilip kadılığıyla Amasya'dan çıkarıldı. Orada bir süre kadı olarak oturdu. Sonra Mihaliç kazasına nakledildi; ders okutup kadılık yaptığı sırada avlanmak için kazasına gelen Sultan Selim'le karşılaştı. Kanuna aykırı bazı davranışları yüzünden padişahı gücendirdi. Âşık Çelebi tezkiresinde şöyle der: "Molla Bezen Mihaliç kadısıyken Sultan Selim Mısır seferinden dönüşte ava çıkıp üç bilgin ve olgun kişiyi çağırmış; Üsküplü İshak, Bursalı Ca'fer Nihâlî ve Molla Şemseddîn Bezen huzuruna kılıçları bellerinde girmişler. Bu kılıkla, kanuna aykırı olarak el öptükleri için Sultan Selim onları öldürmeye niyetlenmişken ilme saygısından affetmiş ve onlarla sohbet etmiştir." Bu, özettir. Padişah onların ilmini ve faziletini takdir etmekle birlikte kanuna uymamalarına gücenmişti. 926'da Sultan Süleyman'ın tahta çıkışından kısa bir süre sonra Manisa kadısı oldu. Orada epeyce kaldı. 939 dolaylarında öldü. Âlim, faziletli, edip, olgun, ağırbaşlı, şair, fıkıh usulünde ve kelamda usta, fıkıh bilen bir hâkim, iyi konuşan ve uyanık bir zattı. Giyiminde ve tavrında süs ağır bastığı için "Molla Bezen" diye tanınmıştı. Oğlu âlimlerden Mahmud Efendi'dir.

Hayatı

Şemseddîn Ahmed babasının izinden yürümüştür. Bedreddîn Mahmûd Çelebi, II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed'in Amasya'daki hocalarındandı; oğlu da önce müderris olmuş, sonra aynı şehzadenin eğitim heyetine ve meclisine girmiştir. Doğum tarihi kayıtlarda yoktur. Hüsameddin'in "Şems'lerin ikincisi" sözü açıklanmamıştır. Şehzadenin çevresinde Şemseddîn adını taşıyan birden çok kişi bulunduğu ve onun bunların ikincisi sayıldığı düşünülebilir; kaynak bu konuda sessizdir. Şehzade Ahmed'in meclisinde bulunan öteki şairler sitedeki Şehzade Ahmed Meclisinin Şairleri yazısında anlatılır.

Hüsameddin 918'de (1512) Selim'in tahta çıkışıyla gelen değişikliği "Sultan Ahmed'in ikbal güneşinin batması" diye anlatır. Şemseddîn Ahmed bu sırada İskilip kadılığına gönderilmiş, sonra Mihaliç'e nakledilmiştir. Sultan Selim ile ilgili olay bu Mihaliç yıllarına düşer. Süleyman'ın 926'da (1520) tahta çıkmasından kısa süre sonra Manisa kadılığına getirilmiş, orada uzun süre kalmış ve 939 dolaylarında (1532-33) ölmüştür. Oğlu Mahmud Efendi de Hüsameddin tarafından âlimler arasında sayılır.

Sultan Selim ile Karşılaşma

Hüsameddin'in "mülahhasan", yani kısaltarak aktardığı olay, Âşık Çelebi'nin Meşâ'irü'ş-şu'arâ'sında iki ayrı yerde, Üsküplü İshak Çelebi'nin ve Bursalı Nihâlî Ca'fer Çelebi'nin maddelerinde anlatılır. İshak Çelebi maddesine göre Sultan Selim Arap seferindeyken devlet işlerinden yorulduğu anlarda kendisini eğlendirecek bilgili ve hoş sohbet birkaç musahip istemiş; devlet ileri gelenleri bu hizmete Galata kadısı Bursalı Nihâlî Ca'fer Çelebi'yi, "Mihalıç kâdîsı Kâdî Bozan"ı ve Üsküp müderrisi İshak Çelebi'yi seçmiştir. Üçü yolda birbiriyle şakalaşarak Şâhî menziline varmış, Selim'i ava çıkmışken at üstünde karşılamış ve kılıçları bellerinde olduğu hâlde el öpmüşlerdir. Âşık Çelebi'ye göre padişah bu edepsizliğe öfkelenip önce onları kendi kılıçlarıyla cezalandırmayı düşünmüş, ilme saygısından affetmiştir. Ancak hikâye burada bitmez: sonra çağrıldıkları sohbet meclisinde birbirlerine karşı hezl ve küfürle konuşmaları üzerine Selim "biz musahip istedik, bunlar nasipsiz imiş" diyerek onlara küçük bahşişler verip memleketlerine geri göndermiştir.

Nihâlî maddesi olayı Halep'e yerleştirir ve dönüş yolunda Kâdî Bozan'ın bütün bu talihsizliğin suçunu İshak Çelebi'ye yüklediğini, onun hakkında bir beyit söyleyerek içini soğuttuğunu anlatır. Ardından İshak Çelebi Üsküp medresesine, "müderris Bozan" Mihalıç'a kadı, Ca'fer Çelebi de Galata'ya kadı olarak dönmüştür. Hüsameddin'in özeti iki noktada Âşık Çelebi'den ayrılır: olayı Mısır seferinden dönüşe ve Mihaliç'e gelen padişahın av gezisine bağlar, sonunu da affedilme ve sohbetle bitirir; tezkiredeki gönderilme ve beyit atışması onun özetinde yer almaz.

Adı ve Kimliği

Hüsameddin'in "Molla Bezen" dediği kişi ile Âşık Çelebi neşrindeki "Kâdî Bozan" aynı olaya, aynı kazaya ve aynı iki arkadaşa bağlanır; Hüsameddin de olayı Âşık Çelebi'den aldığını söyler. İki ad arasındaki farkın, Arap harfli yazımın iki türlü okunabilmesinden doğduğu düşünülebilir. Bu bizim çıkarımımızdır: Filiz Kılıç'ın neşri adı "Bozan" diye okur, Hüsameddin ise "Bezen" okur ve lakabı Şemseddîn Ahmed'in süse düşkünlüğüne, yani "bezenmek" fiiline bağlar.

Bir başka güçlük Hüsameddin'in kendi eserindedir. Üçüncü ciltte Şehzade Ahmed'in Amasya valiliğini anlatırken 902 (1496-97) yılı olayları arasında şehzadenin hocası Pîr İmâmoğlu Şerefeddîn Ya'kûb Çelebi'nin öldüğünü ve yerine "Molla Bezen demekle meşhûr olan Bedreddîn Mahmûd Çelebi"nin şehzade hocası olduğunu yazar. Burada lakabın sahibi babadır. Lakabın baba ile oğul arasında paylaşılmış olması da, Hüsameddin'in iki yerden birinde karıştırmış olması da mümkündür; elimizdeki kaynaklar bu ikisi arasında karar vermeye yetmez.

Amasya ile Bağı

Şemseddîn Ahmed Amasyalıdır, tahsilini Amasya'da tamamlamış ve meslek hayatının ilk bölümünü Şehzade Ahmed'in Amasya sarayında geçirmiştir. Babası ve dedeleri de şehzade sarayına ve padişah imamlığına bağlı Amasyalı bir âlim ailesindendir. 918'den sonra Amasya'ya döndüğüne dair bir kayıt yoktur.

Şiiri

Hüsameddin onu şair sayar, ama bir şiirini aktarmaz. Âşık Çelebi'nin Nihâlî maddesinde Kâdî Bozan'ın İshak Çelebi için söylediği bir beyit vardır: "Bizüm nekbetlerin çekdügümüz bu deñlü âfâḳuñ". Beyit, padişahın meclisinden geri çevrilmenin acısını şakayla karışık bir suçlamaya çevirir; beytin kendi sayfası bu kategoridedir. Beytin Şemseddîn Ahmed'e aidiyeti, Kâdî Bozan ile Molla Bezen'in aynı kişi olmasına bağlıdır.

Kronoloji

902 (1496-97): Hüsameddin'in üçüncü cildine göre babası Bedreddîn Mahmûd Çelebi, Şehzade Ahmed'in hocası olur.

918 (1512): I. Selim'in tahta çıkmasıyla İskilip kadılığına gönderilir.

926 (1520): Kanuni'nin tahta çıkışından kısa süre sonra Manisa kadısı olur.

939 dolayı (1532-33): Ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar