Sirâcî, Şehzade Mustafa için en çok mersiye yazdığı bilinen on altıncı yüzyıl şairidir: divanında şehzade için yazılmış üç mersiye ve bir methiye bulunur. Bu şiirler 2021'de Maruf Çakır tarafından tanıtılmış ve Şehzade Mustafa için bilinen mersiye sayısı on dokuza yükselmiştir. Şairin kimliği kesin olarak belirlenememiştir; tezkirelerde on altıncı yüzyılda yaşamış tek Sirâcî, Âşık Çelebi'nin andığı Germiyanlı Sirâcî'dir ve Çakır iki şairin aynı kişi olmasını güçlü bir ihtimal olarak görür.
Sirâcî'nin Amasya ile bilinen bağı, Amasya sancakbeyi Şehzade Mustafa'ya duyduğu derin bağlılık üzerinden kurulur. Şehzade 1541'den 1553'e kadar Amasya'yı yönetmişti. Methiyesi, Çakır'ın yorumuna göre şehzadenin ölümünden kısa süre önce yazılmıştır ve şairin şehzadeyi tahtın en layık varisi olarak gördüğünü gösterir. Sirâcî'nin Amasya'da bulunduğuna dair ise bir bilgi yoktur.
Divanı
Sirâcî'nin bilinen tek eseri, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmalar bölümünde NCTY09503 numarayla kayıtlı divanıdır. Çakır'ın tanıtımına göre 102 varaklık divan, elli beşi manzum hadis tercümesi olmak üzere 492 manzume içerir. Yazmanın istinsah kaydında 1055 (1645-46) tarihi bulunur. İlk varaktaki "Hâzâ kitâb-ı dîvân-ı Sirâcî rahmetullâhi ‘aleyh" ibaresi, nüshanın şairin ölümünden sonra yazıldığını gösterir. Divanda Şehzade Mustafa için yazılmış bir methiye (vr. 39a-39b) ve üç mersiye (vr. 14a-14b, 26a-26b, 29a-29b) ile Turhan Bey adlı birine yazılmış dördüncü bir mersiye yer alır. Divandaki şiirler, şairin on altıncı yüzyıl şairlerinden olduğunu ortaya koyar. Çakır, divanda Kanuni Sultan Süleyman'ın adaletini öven beyitler de bulunduğunu belirtir.
Kimliği ve Kaynakların Durumu
Çakır'a göre divanın sahibi Sirâcî'nin kimliği hakkında mahlası dışında bir bilgi yoktur. Tezkirelerde tespit edilen Sirâcî mahlaslı şairlerden yalnızca Germiyanlı Sirâcî on altıncı yüzyılda yaşamıştır. Âşık Çelebi'nin Meşâirü'ş-şuarâ'sı onu "Germiyânîdür" diye tanıtır; şairler arasında kılı kırk yaran ve nüktedan biri olduğunu, belagat ilminde ustalardan ışık aldığını, aruz, kafiye ve şiir türleri üzerinde gereği gibi çalıştığını yazar. Âşık Çelebi, şairin dış görünüşte "tek ü tâz" yürüdüğünü, ama ilim yolunda sağlam adımları olduğunu da söyler. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde Mehmet Fatih Köksal, bu anlatımdan Sirâcî'nin medrese tahsili yaptığı sonucunun çıkarılabileceğini belirtir. Âşık Çelebi'nin aktardığına göre Sirâcî, 1556'da ölen Saçlı Emîr Efendi'ye "Sened-i rûh-ı seyyid-i sânî" mısraıyla tarih düşürmüştür. Köksal, bu tarih yüzünden Sicill-i Osmanî'nin Sirâcî'yi I. Ahmed devri şairleri arasında saymasının doğru olamayacağını yazar ve Edirneli Nazmî'nin Mecma‘u'n-nezâ'ir'inde Kıvâmî'ye, Pervâne Bey Mecmuası'nda Enverî'ye yazdığı birer nazire bulunduğunu kaydeder.
Çakır, Âşık Çelebi'nin Germiyanlı Sirâcî'den aktardığı şiirlerin, aralarında Kanuni'ye sunulmuş bir ıydiyye de bulunan iki parçanın, divanda yer almadığını belirtir; bu yüzden eldeki bilgiler iki şairi kesin olarak birleştirmeye yetmez. Ancak ikisinin de on altıncı yüzyılda yaşamış olması ve ikisinin de Kanuni'ye yazılmış şiirlerinin bulunması, aynı kişi olmaları ihtimalini güçlendirir. Çakır ayrıca methiyenin bir bendinden hareketle Sirâcî'nin tımarlı bir bey olduğunu düşünür; bu da bir yorumdur.
Şehzade Mustafa İçin Yazdığı Şiirler
Sirâcî'nin methiyesi mütekerrir bir müseddestir ve her bendi "Eyâ şehzâde-i tâc-ı civân-baḫt / Ḫudâ erzânî ḳıla tâc ile taḫt" (Ey genç bahtlı, taç sahibi şehzade, Allah tacı ve tahtı sana layık görsün) beytiyle biter. Çakır'a göre şiirde şehzadenin adı doğrudan anılmaz, ama övülen şehzade tahta en layık kişidir ve şairin mersiyelerindeki bağlılık, methiyenin başka bir şehzadeye yazılmadığını düşündürür. Methiyenin beşinci bendi bir ihanetten söz eder; altıncı ve yedinci bentleri Çakır, Anadolu beylerine şehzadeyi kollamalarını buyuran bir emrin Rüstem Paşa tarafından iptal edilmesi olarak yorumlar.
Üç mersiyeden ilki "yansun" redifli bir mütekerrir muhammes, ikincisi beş bentlik bir terkib-i bend, üçüncüsü "Riḥlet itdi ʻâlem-i ʻuḳbâya Sulṭân Muṣṭafâ" nakaratlı yedi bentlik bir murabbadır. Çakır'a göre Sirâcî bu şiirlerde şehzadenin babasına sadık ve dosdoğru olduğunu, bir iftiraya uğradığını ve ölümünün sıradan bir taht mücadelesi değil haksız bir infaz olduğunu söyler. Şair Hürrem Sultan'ı "çarḫ-ı pîre-zen" (kocakarı felek) söyleyişiyle işaret eder, şehzadenin kardeşlerinin kıskançlığını Hz. Yusuf'un kardeşlerine benzetir, olayı Kerbelâ'ya benzetir ve padişahı açıkça gafletle suçlar: "Uydı aʻdâ sözlerine ġaflet ile pâdişâh". İkinci mersiyede Sirâcî, şairlerin bu musibeti dile getirdiğini, kendisinin de figan ve inilti ile anlatacağını söyler; Çakır bunu öteki şairlerin tavrından etkilenmesinin bir ifadesi sayar.
Üç mersiye ile methiyeden yayımlanmış parçalar bu kategoride ayrı yazılar olarak verilmiştir. Divanın öteki şiirleri, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki gazel ve Âşık Çelebi'nin aktardığı beyitler, Amasya ve Şehzade Mustafa ile ilgisi bulunmadığından bu çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Öteki mersiyeler Şehzade Mustafa Mersiyeleri yazımızda, şehzadenin hayatı Şehzade Mustafa biyografisinde anlatılmıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Sirâcî, Dîvân, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, Türkçe Yazmalar, NCTY09503 (Çakır'ın tanıtımıyla).
- Âşık Çelebi, Meşâirü'ş-şuarâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 416-417, "Sirâcî" maddesi.
Akademik çalışmalar
- Maruf Çakır, "Sirâcî'nin Şehzade Mustafa Mersiyeleri", Kocatepe İslami İlimler Dergisi, 4(1), 2021, s. 9-22. https://dergipark.org.tr/tr/pub/kiid/article/892994
Kitaplar
- Mehmet Fatih Köksal, "Sirâcî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2013 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/siraci
Çevrimiçi kaynaklar




