Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ṣayılursa ‘ömrden ey dil şeb-i hicrān baña
Bil ki virmiş Ḥaḳ ta‘ālā ‘ömr-i bī-pāyān baña
Uy eyü ġavġalar itdük ṣulḥa ey bed-ḫū raḳīb
Her ne var ise cihānda hep saña cānān baña
Ḥālüme ḥayrān benüm dildār u ben dīdārına
Bu ne sırdur ben aña ḥayrān u ol ḥayrān baña
Ḫūblarla ‘ışḳ-bāzī göñlüme ḫū oldı ḫū
Kendü ḫūyumdan durur hep bu belā-yı cān baña
Ca‘ferā gülşende ḳızmış na‘ldür her berg-i gül
Yārdan ayru şikence virmege devrān aña

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, ayrılık gecesi ömürden sayılıyorsa bil ki Yüce Allah bana sonu gelmeyen bir ömür vermiş demektir. (Ayrılık geceleri bitmek bilmez; onlar ömre katılırsa ömür de bitmez.)

2. Ey huysuz rakip, epey kavga ettik, artık barışa razı ol: dünyada ne varsa hepsi senin olsun, sevgili benim.

3. Sevgili benim hâlime hayran, ben onun yüzüne; bu ne sırdır, ben ona hayranım, o da bana. (Sevgili âşığın perişanlığına şaşar, âşık sevgilinin güzelliğine vurulur; "hayran" iki anlamda kullanılır.)

4. Güzellerle aşk oyunu oynamak gönlüme huy oldu, huy; bu can belasının hepsi kendi huyumdandır.

5. Ca'fer, gül bahçesinde her gül yaprağı, zamanın sevgiliden ayrı düşene işkence etmek için kızdırdığı bir naldır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Rakiple Pazarlık

Gazelin en canlı beyti ikincisidir. Âşık rakibe bir anlaşma teklif eder: "Uy eyü ġavġalar itdük ṣulḥa", yani "iyi kavga ettik, barışa uy". Ardından paylaşımı yapar: dünyada ne varsa rakibin, sevgili kendisinin olsun. Kaba ve huysuz (bed-ḫū) diye anılan rakibe dünya malını bırakıp sevgiliyi almak, âşığın değer ölçüsünü bir pazarlık diliyle ortaya koyar. Erünsal'ın Câfer Çelebi için söylediği teklifsiz ve gündelik konuşmaya yakın söyleyiş bu beyitte açıkça duyulur; "eyü ġavġalar itdük" bugün de anlaşılan bir sokak sözüdür.

İlk beyit ayrılığın uzunluğunu bir hesap oyunuyla anlatır: ayrılık geceleri ömürden sayılırsa âşığa sonsuz bir ömür verilmiş demektir, çünkü o geceler hiç bitmez. Üçüncü beyit "ḥayrān" kelimesinin iki yüzünü karşı karşıya getirir. Sevgili âşığın hâline şaşkındır, âşık sevgilinin yüzüne meftundur; mısranın sonunda "ben aña ḥayrān u ol ḥayrān baña" diye iki taraf simetrik biçimde sıralanır ve kelime her seferinde başka bir anlam taşır.

Huy ile Hû

Dördüncü beyit ses tekrarına dayanır: "Ḫūblarla ‘ışḳ-bāzī göñlüme ḫū oldı ḫū". Güzeller (ḫūb), huy (ḫū) ve ikinci mısradaki "ḫūyumdan" aynı sesi döndürür; mısra sonundaki "ḫū oldı ḫū" tekrarı söyleyişe bir sitem vurgusu katar. Âşık bu kez suçu sevgiliye ya da feleğe değil kendine yükler: başına gelen can belası, güzellere gönül verme alışkanlığının sonucudur.

Son beyitte gül yaprağı ateşte kızdırılmış bir nala benzetilir. Gülün kırmızılığı kızgın demirin rengini çağırır; ayrılık içindeki âşık için bahçedeki her gül yaprağı zamanın (devrān) elinde bir işkence aletidir. Erünsal'ın 2018 baskısında son mısra "devrān aña" diye biter ve redif burada bozulur; aynı neşrin dayandığı 1977 tarihli tezde mısra "devrān baña" biçimindedir. Gazelin bütün beyitlerinin "baña" redifiyle bittiği düşünülürse tezdeki okuyuş daha tutarlıdır; aktarımda baskıdaki metin esas alınmıştır. Dördüncü beytin "bu belā-yı cān" tamlaması ise tezde kaydedilen farklara bakılırsa Paris, Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshalarında "bu belā ey cān" (bu bela, ey can) hitabına dönüşür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar