Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Ey dil cefāya ḳalma ki şāyed zamān ola
Ger ‘ömr ide vefā bize ol mihribān ola
Vir naḳd-i cānı zülfine kim sūd-ı maḥżdur
Boynuma ṣar benüm eger andan ziyān ola
Öldürmez ise ġamzeñ olam vaṣluñ ile şād
Senden murād alam ger ecelden emān ola
Dil ḫod senüñ olupdur eger cevrden ġaraż
Cān almaġ ise ol da yoluñda revān ola
Ḳanḳı ġazelde kim aña Ca‘fer miyānuñı
Kim görse diye şi‘r-i muḫayyel hemān ola

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, cefaya takılıp umudunu kesme; olur ki bir zaman gelir de, ömür vefa ederse, o sevgili bize şefkat gösterir.

2. Can nakdini onun zülfüne ver, çünkü bu katıksız kârdır; bu alışverişten bir zarar doğarsa benim boynuma olsun.

3. Eğer gamzen beni öldürmezse vuslatınla sevinirim; ecelden aman bulursam senden muradımı alırım.

4. Gönül zaten senin oldu; eğer eziyetten maksadın can almaksa, o da senin yolunda akıp gitsin.

5. Ca'fer senin belini hangi gazelde anarsa, onu gören hemen "bu bir hayal şiiridir" der. (Sevgilinin beli yok denecek kadar incedir; onu anlatan şiir de ister istemez hayale dayanır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Ahmedî'ye Nazire

Nazmî'nin Mecma'u'n-nezâ'ir'inde bu gazel, Ahmedî'nin "Her göz ki_anuñ hayâli bu serv-i revân ola" diye başlayan şiirine yazılan nazirelerin başında durur. Câfer Çelebi'den sonra Hamdî Çelebi, Necâtî, Derûnî, Dâ'î, Hayretî, Subhî, Şâmî, Revânî ve Kevserî gelir; grubu Nazmî'nin beş şiiri kapatır. Zemin şiirle Câfer Çelebi'nin gazeli arasında ortak olan vezin, "-ān" kafiyesi ve "ola" redifidir; Câfer Çelebi kafiyeyi zamān, mihribān, ziyān, emān, revān ve hemān kelimeleriyle kurar. İskender-nâme şairi Ahmedî 1412-13'te ölmüştür ve Hüsameddin onu Amasyalı sayar; bir asır sonra Câfer Çelebi'nin onun zeminine nazire yazması, Ahmedî'nin gazellerinin II. Bayezid devri meclislerinde hâlâ okunduğunu gösterir.

Alışveriş Dili

Gazelin ortasında bir ticaret sahnesi kurulur. İkinci beyitte âşık canını nakit para (naḳd) gibi sevgilinin zülfüne yatırır, bunu "sūd-ı maḥż", katıksız kâr diye niteler ve zarar (ziyān) çıkarsa sorumluluğu üstlenir: "boynuma ṣar". Nakit, kâr ve zarar kelimeleri bir arada kullanıldığı için beyitte tenasüp vardır; zülfün siyahlığı ile sevdanın karası da bu pazarlığın arka planında durur. Bu dil, ilk beytin sabır öğüdünü somut bir hesaba çevirir: ömür vefa eder, sevgili şefkat gösterir ve can yatırımı karşılığını bulur.

Üçüncü ve dördüncü beyitler aynı hesabı ölüm ihtimaliyle sürdürür. Âşık ancak gamzenin okundan ve ecelden kurtulursa vuslata erebilecektir; dördüncü beyitte ise pazarlıktan vazgeçer, sevgilinin amacı can almaksa canı onun yoluna akıtmaya razıdır. "Revān" burada hem akıp giden su gibi gitmeyi hem de can (revān) anlamını çağrıştırır.

Mahlas beyti divan şiirinin bilinen bir mazmununa dayanır: sevgilinin beli (miyān) o kadar incedir ki yok sayılır. Bu beli anlatan gazel de ister istemez "şi‘r-i muḫayyel", hayale dayanan bir şiir olur. Söz, kendi sanatıyla da şakalaşır, çünkü muhayyel şiir aynı zamanda imge yüklü, ustaca kurulmuş şiir demektir. Ayasofya nüshası dördüncü beytin ikinci mısraını biraz değiştirir: Erünsal'ın tezine göre orada "ol da yoluñda" yerine "al da yoluña" yazılıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 4 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar