Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Görür ki mihr ü vefā eylemez bu māh baña
Bir āh ider dem-i serd ile ṣubḥgāh baña
Derīçeler açıla meşhedüme cennetden
İderse ḫāküme uġrayıcak nigāh baña
Bahār-ı ḥüsnin añup seyr-i sebze-zār itsem
Virür maḥabbeti ‘ıṭrını her giyāh baña
Benüm ki firḳatüñüñ bir günine yoḳ ṣabrum
Eger bu ay u yıl ile olursa āh baña
Günāhı yoḳ dimegil Ca‘feri gel öldür kim
Degül durur seni çoḳ sevmek az günāh baña
Bu gün ki yoḳ daḫi ‘öẕrüm günāhdan ġayrı
Meger ki luṭfuñ ola yine ‘öẕr-ḫvāh baña

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu ayın (sevgilinin) bana sevgi ve vefa göstermediğini gören seher vakti, soğuk soluğuyla benim için bir ah çeker. ("Mihr" hem sevgi hem güneş demektir: ay güneşi göstermez, sabah da soğuk yeliyle âşığın yerine iç çeker.)

2. Eğer (sevgili) mezarımın toprağına uğrayıp bana bir bakış atarsa, yattığım yere cennetten pencereler açılır.

3. Onun güzelliğinin baharını anarak çimenlikleri gezsem, her ot bana onun sevgisinin kokusunu verir.

4. Ben ki senin ayrılığının bir gününe bile dayanamıyorum; eğer bu ayrılık aylarca, yıllarca sürerse vay hâlime.

5. "Onun ne günahı var" deme, gel Ca'fer'i öldür; çünkü seni bu kadar çok sevmek bana az günah değildir.

6. Bugün günahtan başka bir özrüm de kalmadığına göre, ancak senin lütfun yine benim yerime özür dileyen olabilir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şeyhî'nin Zemininde

Câfer Çelebi bu gazeli, Şeyhî'nin bir şiiriyle başlayan uzun bir nazire zincirine halka olarak eklemiştir. Edirneli Nazmî'nin 1523'te derlediği Mecma'u'n-nezâ'ir'de zemin olarak Şeyhî'nin "Kapuñdan özge bulınmadı çün penâh baña" diye başlayan gazeli verilir; onu Ahmed Paşa'nın, sonra "Nazîre-i Tâcî-zâde" başlığıyla Câfer Çelebi'nin şiiri izler, ardından Kâsım, Sürûrî-i Müderris, Sabâyî, Sun'î ve derleyicinin kendi iki naziresi gelir. Hepsi aynı vezinde, "-āh" kafiyesi ve "baña" redifiyle yazılmıştır.

Mecmuadaki metinler yan yana okununca Câfer Çelebi'nin Şeyhî'den çok Ahmed Paşa'nın naziresine yakın durduğu görülür. Ahmed Paşa'nın "Diyâr-ı yârı koyup seyr-i sebzezâr itsem / Çemende dil uzadur her biten giyâh baña" beyti, Câfer Çelebi'de "Bahār-ı ḥüsnin añup seyr-i sebze-zār itsem / Virür maḥabbeti ‘ıṭrını her giyāh baña" olur: aynı kafiye kelimesi, aynı gezinti, yalnız otların tavrı değişmiştir. Ahmed Paşa'da otlar âşığa dil uzatır, Câfer Çelebi'de sevgilinin kokusunu getirir. Ahmed Paşa'nın "Ne suçı var diyü rahm itme öldür Ahmed'i gel" mısraı Câfer Çelebi'nin mahlas beytinde "Günāhı yoḳ dimegil Ca‘feri gel öldür kim" biçiminde karşılık bulur; Ahmed Paşa'nın son mısraındaki "‘özr-hâh baña" kafiyesi de Câfer Çelebi'nin son beytinde aynı yerde durur. Şeyhî'nin "Velî ne çâre ki ‘özrüm durur günâh baña" mısraı ise altıncı beytin "yoḳ daḫi ‘öẕrüm günāhdan ġayrı" sözünde yankılanır. Bu karşılaştırma mecmuadaki metinlere dayanır (mecmuadan yapılan alıntılar Köksal'ın çeviriyazısıyladır); Câfer Çelebi'nin divanındaki nazirelerinin çoğunun Ahmed Paşa'ya yazıldığını Erünsal de belirtir.

Mahlas ve Vezin

Câfer Çelebi mahlasını gazellerinde genellikle son beyitte söyler; Erünsal bunun dışında kalan dört gazel sayar ve bu gazel onların ilkidir. Mahlas beşinci beyittedir, altıncı beyit ise bir tür ek söz gibi gazeli kapatır. Nazmî'nin mecmuasında şiir beş beyittir ve bu son beyit orada yoktur. Erünsal aynı mahlas beytini vezin bakımından da örnek gösterir: "Ca‘feri" kelimesindeki belirtme eki vezin gereği uzun okunur ve bu, şairin bilerek yaptığı bir uzatmadır. Mecmuadaki "Ca‘ferī" yazımı da bu okuyuşu doğrular.

İlk beyitteki "mihr" kelimesi tevriyelidir: sevgi ve güneş. "Bu māh", yani sevgili olan ay, âşığa güneş göstermez; sabah vakti de buna acıyıp soğuk soluğuyla, yani seher yeliyle âşık için ah çeker. Dördüncü beyitteki "bu ay u yıl" ifadesi de aynı ay kelimesini başka bir anlamda, zamanın ölçüsü olarak kullanır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 3 (nüsha yerleri ve farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar