Amasya Mevlevîhânesi'nde mutfaktan başlayıp şeyhlik postuna kadar yükselen Üveys Dede, Taşcızâde Mahmûd Çelebi'nin oğluydu ve XVII. yüzyılda yaşadı. Halk arasında ve kaynakta "Veysî Dede" diye de anılır. 1067 (1656-57) yılında mevlevîhânenin şeyhi oldu; bir süre Abdülkâdir Dede ile sırayla görevden alınıp yeniden atandı ve 1075 (1664-65) dolaylarında öldü. Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın ona yakıştırdığı sıfatlar "urefâ-yı Mevleviyye'den, şâir, ârif-i tarîkat" sözleridir. Tek bir şiiri bile bilinmiyor. "Veysî" adının bir mahlas mı yoksa Üveys adının halk ağzındaki kısaltması mı olduğunu madde ayırt etmez.

Hüsameddin'in Kaydı

Amasyalıdır. Taşcızâde Mahmûd Çelebi mahdûmudur. Amasya Mevlevîhânesi Şeyhi Mehmed Ârif Dede hizmetinde tahsîl-i irfân edib aşçıbaşılıktan meydancı ve mesnevîhân olup 1067'de mevlevîhâne şeyhi oldu. Ba'dehû Abdülkâdir Dede ile münâvebe üzere azl ve nasbedilerek 1075 hudûdunda vefât etdi. Urefâ-yı Mevleviyye'den, şâir, ârif-i tarîkat bir zât idi.

Bugünkü dille: Amasyalıdır, Taşcızâde Mahmûd Çelebi'nin oğludur. Amasya Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Ârif Dede'nin hizmetinde tarikat terbiyesi gördü; aşçıbaşılıktan meydancılığa, oradan mesnevîhanlığa yükselip 1067'de (1656-57) mevlevîhânenin şeyhi oldu. Sonra Abdülkâdir Dede ile nöbetleşe azledilip yeniden atanarak 1075 (1664-65) dolaylarında öldü. Mevlevî ariflerinden, şair, tarikat yolunu bilen bir kişiydi.

Mevlevîhânede Bir Ömür

Maddenin kısa cümlesi, bir Mevlevî dervişinin tekke içindeki basamaklarını sıralar. Aşçıbaşı tekke mutfağının başındaki derviş, meydancı semahanenin (meydanın) hizmetlerine bakan derviş, mesnevîhan ise Mevlânâ'nın Mesnevî'sini okuyan görevliydi. Üveys Dede'nin bu üç görevi sırayla geçmesi, tekkede uzun yıllar bulunduğunu düşündürür; ne zaman girdiği bilinmiyor.

Hocası Mehmed Ârif Dede'nin hayatı, Üveys Dede'nin hangi mevlevîhânede yetiştiğini de açıklar. Hüsameddin'in birinci ciltteki mevlevîhâne tarihçesine göre Ârif Dede, 1011 (1602-03) eşkıya baskınında yanan Amasya Mevlevîhânesi'nin şeyhi İbrâhim Çelebi'nin oğludur; on birinci ciltteki kendi maddesi ise onu Mevlevî dervişlerinden Amasyalı Ahmed Dede'nin oğlu diye tanıtır. Durumu eski sadrazam Bayram Paşa'ya arz etmiş, paşa da 1047'de (1637-38) Hükümet Köprüsü yakınındaki, Pervâne Bey'in kurduğu eski mevlevîhâneyi yeniden yaptırıp vakıflarını genişletmiştir. Kendi maddesinde Ârif Mehmed Dede'nin Galata Mevlevîhânesi'nde yetiştiği, Bayram Paşa'nın yaptırdığı tekkeye şeyh olarak geldiği, on bir yıl kadar şeyhlik ettikten sonra 1058'de (1648) öldürülen Amasya mutasarrıfı Hüseyin Paşa yüzünden görevinden uzaklaştırıldığı, İstanbul'a gidip 1061'de (1651) öldüğü yazılıdır. Buna göre Üveys Dede'nin yetiştiği ve sonra yönettiği tekke, Yeşilırmak kıyısındaki bu Pervâne Bey ya da Bayram Paşa Mevlevîhânesi'dir; şehrin dışında, Şeyh Cûî köyündeki küçük mevlevî zaviyesi ayrı bir kurumdur.

1058 ile 1067 Arası

Ârif Dede'nin ayrılışı ile Üveys Dede'nin şeyhliği arasında dokuz yıl vardır. Hüsameddin'in bir başka maddesi bu boşluğu doldurur: Derviş Ahmed Dede'nin oğlu Sâlih Efendi-Dede, Konya'da çile çıkarmış ve Çelebi Efendi'nin beğenisini kazanmış olduğu için 1058'de Amasya Mevlevîhânesi'ne şeyh tayin edilmiş, 1067'de ölmüştür. Üveys Dede'nin aynı yıl şeyh olması, Sâlih Dede'nin ölümü üzerine yerine geçtiğini düşündürür; madde bunu açıkça söylemez. Kitabın bir başka yerinde, Kelîmî Ahmed Efendi'nin hayatı anlatılırken, Amasya Mevlevîhânesi şeyhliğinin 1044'te (1634) Kelîmî'nin vekili Sâlih Dede'ye verildiği de yazılıdır; bunun aynı kişi olup olmadığı belirlenemedi.

Aynı yıllarda Ârif Dede'nin yanında yetişmiş başka dervişler de vardı. Hacı Mehmed Çelebi-Şeyhzâde Ârif Dede'den terbiye görüp mesnevîhan olmuş, 1057'de Şeyh Cûî zaviyesinin şeyhi olmuş ve 1067'de ölmüştü. Bayram Paşa'nın yaptırdığı mevlevîhânenin neyzenbaşısı Hasan Dede-Nâbî Dede de 1067 dolaylarında ölmüştür; Hüsameddin onu da "sâlih, şâir, mûsikî-şinâs" diye anar. Böylece 1067 yılı, tekkenin bir kuşağının ardı ardına kaybedildiği ve Üveys Dede'nin şeyhliğe geldiği yıl olarak görünür.

Abdülkâdir Dede ile Nöbetleşe

Madde, Üveys Dede'nin şeyhliğinin kesintisiz sürmediğini, Abdülkâdir Dede ile "münâvebe üzere", yani sırayla azledilip atandığını söyler. Bu değişikliklerin nedeni yazılmamıştır. Konya'daki Mevlânâ dergâhının Amasya şeyhliğine atama yaptığı Sâlih Dede örneğinden bilindiği için, görevden alma ve yeniden atamaların da oradan ya da şehirdeki nüfuz çekişmelerinden kaynaklanmış olabileceği düşünülebilir; bu bir tahmindir.

Hüsameddin'in birinci ciltteki mevlevîhâne tarihçesi ise şeyhleri başka bir sırayla verir: Bayram Paşa'nın yeniden yaptırdığı tekkede önce Mehmed Ârif Dede, sonra damadı Mahmûd Dede, sonra Abdülkâdir Dede, ardından Alâeddîn Dede şeyh olmuştur. Bu listede ne Sâlih Dede ne de Üveys Dede vardır. İki kaydın nasıl uzlaştırılacağı belli değildir; kısa tarihçe, uzun yıllara yayılan bir şeyhler zincirini kısaca sayarken nöbetleşe görev yapan isimleri atlamış olabilir.

Adı ve Ailesi

Babası Taşcızâde Mahmûd Çelebi hakkında başka bilgi bulunamadı. Taşcızâde adı Hüsameddin'de XVII. ve XVIII. yüzyıl Amasya âyanı arasında sık geçer; kitapta Taşcızâde lakaplı ağalar, bir şehir kethüdası ve bir paşa vardır. Bunların Üveys Dede ile akrabalığını gösteren bir kayıt yoktur. Adaşlarıyla karışmaması için şunu da belirtmek gerekir: sekizinci ciltteki Veysîzâde Hasan Efendi, Gümüşlüzâde ailesinden Halvetî şeyhi Üveys'in torununun oğludur ve bu Mevlevî dedeyle ilgisi yoktur.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Elde kalan tek iz, maddedeki "şâir" sözüdür; Mevlevî dergâhlarında yaygın olan ilahi ya da tarih manzumesi türünden bir örnek de verilmemiştir. Hüsameddin'in kaleme aldığı biçimiyle madde, sözcük açıklamalarıyla birlikte Üveys Dede-Veysî Dede başlığı altında yayımlandı.

Kronoloji

1047 (1637-38): Bayram Paşa, Amasya Mevlevîhânesi'ni yeniden yaptırır; Mehmed Ârif Dede şeyh olur.

1058 (1648): Ârif Dede görevden uzaklaştırılır; Sâlih Dede Amasya'ya şeyh tayin edilir.

1067 (1656-57): Sâlih Dede ölür; Üveys Dede mevlevîhâne şeyhi olur.

1075 (1664-65) dolayları: Ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar