Amasya'da Yeşilırmak kıyısındaki Yalıboyu konakları bugün yalnızca fotoğraf çekilen bir cephe değildir. Bu yapıların bir bölümü, uzun restorasyon yıllarının ardından konaklama tesisi olarak kullanılmaktadır. On dokuzuncu yüzyılda bir ailenin haremlik ve selamlık düzenine göre kurulmuş bir evin, yirmi birinci yüzyılda gece konaklayan misafirleri ağırlayan bir işletmeye dönüşmesi, hem koruma hukukunun hem turizm mevzuatının aynı anda devreye girdiği bir süreçtir. Evin mimarisi, plan tipleri ve cumba düzeni ayrı bir konudur ve Yalıboyu Evleri yazısında ele alınır. Burada ise bu evlerin neden, hangi kurallarla ve hangi sınırlar içinde otel, pansiyon ya da konukevi olarak işletilebildiği anlatılmaktadır.
Konaktan Konaklama Tesisine
Bugün ayakta duran Yalıboyu evlerinin büyük bölümü on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısına aittir. Kentin deprem kuşağında bulunması, çeşitli dönemlerde çıkan yangınlar ve ahşabın uzun ömürlü olmaması yüzünden daha eski konut örnekleri günümüze ulaşmamıştır. Yeşilırmak'ın taşkınları ve 1939 Erzincan depremi de yapılara zarar vermiştir. Amasya'da çalışan bir mimarın 2021'de gazeteye verdiği demece göre kentin birinci derece deprem bölgesinde yer alması, 1915 yangını, 1939 depremi ve zaman zaman yaşanan seller konutları olumsuz etkilemiştir; bunlardan en az zarar gören yer ise Hatuniye Mahallesi olmuştur. Yalıboyu evlerinin bugüne ulaşabilmesinde mahallenin bu görece şanslı konumunun payı vardır.
Evlerin on dokuzuncu yüzyıldaki işlevi konut olmuştur. Haremlik ve selamlık olarak iki kütleye ayrılan, avlulu ve bahçeli bu konutlarda aile yaşamı mevsime göre avluyla odalar arasında dönmüş, misafir ağırlama selamlıkta yapılmıştır. Yirminci yüzyılın ortalarına gelindiğinde ise tablo değişmişti. Aileler evlerin iç bölümlerini kiraya vermek için bölmüş, kimi konaklar uzun süre bakımsız kalmış, sahipleri değişmiş, bazı yapılarda betonarme bir binayla yer değiştirme niyetiyle yıkım bile başlamıştır. Hazeranlar Konağı bu sürecin en bilinen örneğidir. Konak 1968'de satılmış, yeni sahipleri yerine betonarme bir yapı yapmak amacıyla onu içeriden yıkmaya başlamış, durum fark edilince yapı 1976'da kamulaştırılmıştır. Onarımı 1979'da tamamlanan konak 1984'te müze ev olarak ziyarete açılmıştır. Evlerin kimi zaman kamunun eline geçerek müzeye çevrilmesi, kimi zaman özel mülkiyette kalarak yeni bir işlev kazanması, Yalıboyu'nda iki ayrı koruma yolunun birlikte yürüdüğünü gösterir.
Konaklama işlevi, kentin 1979'da yedi kentsel sit alanına ayrılmasından ve ardından gelen tescil kararlarından sonraki dönemde belirginleşmiştir. 2012 tarihli bir sektör raporu, Yalıboyu Evleri ile bu evlerin bulunduğu Hatuniye Mahallesi'nin konaklama ve eğlence hizmeti veren tesisleriyle turizme kazandırıldığını belirtir. 2021'de konuşan mimar da Hatuniye'deki Yalıboyu evlerinin değerinin son on yılda turizm bakımından çok arttığını, günümüze az sayıda konak ulaştığı için yerli ve yabancı turistlerin yoğunlaşan talebinin karşılanamadığını ve bunun fiyatları yukarı çektiğini söylemiştir. Bu tespit, konak otelciliğinin neden kalabalık bir sektör olmadığını da açıklar: arz, tarihî yapıların sayısıyla sınırlıdır.
Koruma Mevzuatı ve Kullanım Değişikliği
Yalıboyu evleri 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında korunur. Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu 5 Mayıs 1992'de aldığı kararla yapıları sivil ve anıtsal olarak ayırmış, 126 sivil yapının tescilinin sürmesini öngörmüştür. Bugün Amasya, Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun yetki alanındadır; Amasya Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nün Hatuniye'deki bir konak için hazırladığı rölöve, restitüsyon ve restorasyon projesi bu kurula sunulmuştur. Bir konağı otele çevirmek isteyen kişinin önündeki ilk engel de, ilk muhatap da bu kuruldur.
Kanunun dokuzuncu maddesi bu konuda açıktır. Koruma bölge kurullarının kararlarına aykırı olarak tescilli yapılarda ve sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz; bu yapılar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, yıkma ve kazı gibi işler müdahale sayılır. Konaklama amacıyla yapılacak her işlem, yani odalara banyo açılması, tesisat çekilmesi, ısıtma sisteminin kurulması ya da avluya ek bir bölüm yapılması, bu çerçevede kurulun onayına bağlıdır. Konutun işlevini değiştirmek de kuruldan geçer. Amasya Üniversitesi'nin Hatuniye'deki iki katlı bir konak ve selamlık yapısı için hazırladığı örnek projede, malik yapıyı kullanmaya devam edeceği için tescilli yapının konut işleviyle sürdürülmesine karar verilmiş ve sağlamlaştırma müdahaleleri esas alınmıştır. Her tescilli konağın otele çevrilmesi gerekmediği, işlevin proje düzeyinde malikin amacına ve kurulun onayına göre belirlendiği bu örnekten anlaşılır.
Kanunun ilgili maddeleri tescilli yapıda yapılacak işlerin usulünü de belirler. On sekizinci madde, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının gruplandırılmasını maliklerin başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde koruma bölge kurulunun yapmasını öngörür; gruplandırma yapılmadıkça onarım ve yapı esasları belirlenemez. Rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerinin hazırlanmasında ve uygulanmasında restoratör mimar ya da mimar bulunması zorunludur. Birinci grup kapsamındaki yapıların uygulamasında yapının özelliğine göre kalem işi, ahşap, demir ve taş işlerinde uzmanlaşmış kişiler çalıştırılır. Onaylı proje dışında uygulama yapan sorumlulara beş yıl süreyle koruma kurullarıyla ilgili plan, proje ve uygulama sorumluluğu yapma yasağı getirilmiştir. Tescilli bir konakta ahşap işçiliğinin, kalem işinin ve kafesli cephenin konfor gerekçesiyle sökülememesinin hukuki dayanağı bu hükümlerdir.
Yük, ağırlıklı olarak mülk sahibinin üzerindedir. Kanunun onuncu maddesine göre özel kişilerin mülkiyetindeki taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi kendileri tarafından sağlanır. On birinci madde, malikleri bakım ve onarımı Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın emir ve talimatına uygun yaptıkları sürece kanunun tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanabilir sayar; bakım ve onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aciz kalanların mülklerinin usulüne göre kamulaştırılacağını da hükme bağlar. Hazeranlar Konağı'nın 1976'daki kamulaştırması, kaynaklarda yapının içeriden gizlice yıkılmaya başlanması üzerine yapılmış olarak anlatılır; kamu mülkiyetine geçişin Yalıboyu'ndaki en bilinen örneği odur. Yapıyı kamuya ait olarak kullanmak isteyenler için ise on dördüncü madde, korunması gerekli yapıların intifa haklarının kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere devredilmesini veya gerçek ve tüzel kişilere kiraya verilmesini Bakanlığın iznine bağlar; yapıyı kullananlar da bakım, onarım ve restorasyon masraflarını karşılamakla yükümlüdür.
Maliklere yönelik kısmi destekler de kanunda yer alır. On ikinci madde, özel kişilerin mülkiyetindeki korunması gerekli yapıların korunması, bakımı ve onarımı için Bakanlıkça ayni, nakdi ve teknik yardım yapılacağını söyler. Belediyelerin ve il özel idarelerinin görev alanındaki kültür varlıklarının korunması amacıyla emlak vergisinin yüzde onu oranında Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı tahakkuk ettirilir ve il özel idaresi bünyesindeki özel hesapta toplanarak kamulaştırma, projelendirme ve uygulama işlerinde kullanılır. Aynı madde, Toplu Konut Kanunu uyarınca verilecek kredilerin en az yüzde onunun tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bakım, onarım ve restorasyonuna ilişkin başvurularda kullandırılmasını da öngörür. Amasya'da bu desteklerin hangi konaklara hangi oranda ulaştığına dair derli toplu bir kayıt, incelenen kaynaklarda yer almamaktadır.
Yalıboyu'nda korumanın örgütsel yanı da konaklamanın ön koşuludur. Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 1979 tarihli kararı, kenti yedi kentsel sit alanına bölmüş, Yalıboyu'nun bulunduğu bölgeyi 2 No'lu Alan olarak belirlemiş ve koruma planı hazırlanıncaya kadar küçük onarımlar dışında imar faaliyetlerini durdurmuştur. Kurul 1981'de geçiş dönemi koruma plan kararlarını almış, Yalıboyu evleri için kat yüksekliği ve cephe açıklıklarına sınırlama getirmiştir. 1994'te yerel yönetim ile sivil girişimin bir araya gelmesiyle Yalıboyu Evleri Koruma Projesi (YABEP) başlamış ve seksen ev tescil edilmiştir. 1996'da projenin uzantısı olarak Amasya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Vakfı (AKTAV) kurulmuştur. Ayrıca 2005 tarihli 5366 sayılı Kanun, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen yıpranmış bölgelerin yenileme alanı ilan edilerek yeniden inşa ve restore edilmesini, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulmasını öngörür. Bu kanunun Yalıboyu'ndaki uygulamasına ilişkin bir kayıt elimizdeki kaynaklarda bulunmamaktadır; ancak kanunun amaç maddesi, tarihî dokuda turizm işlevinin yasal olarak öngörüldüğünü gösterir.
Turizm Mevzuatı Açısından Konak Oteller
Koruma kurulunun izni, bir yapıyı otel yapmaya yetmez. İşletmenin turizm mevzuatındaki yeri de ayrıca belirlenir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmeliği, konaklama tesislerini türlerine ve sınıflarına ayırır; belgeler turizm yatırımı belgesi ve turizm işletmesi belgesi olarak iki aşamada verilir. Yatırım belgesi başvurusunda tesis tescilli bir kültür varlığında kurulacaksa buna ilişkin belgenin de sunulması gerekir. Tescilli yapılarda kurulan tesisler için yönetmelik özel bir kapı da açar: tescilli kültür varlığı niteliğindeki yapılarda yer almayan özel tesislere ve pansiyonlara turizm yatırımı belgesi verilemez. Başka bir deyişle özel tesis ve pansiyon kategorileri, yatırım belgesi bakımından pratikte tescilli yapılara bağlanmıştır.
Yönetmeliğin özel tesis tanımı, tarihî yapılarda konaklama işletmeciliğine uygun düşer. Özel tesis, tesisin yer aldığı yapının ya da bulunduğu bölgenin mimarî özgünlük, tarihî değer, doğaya ait özellik, sanatsal değer, yerel ya da başka kültürleri yansıtan yapı veya dekorasyon, üstün kaliteli malzeme gibi özelliklerden en az birini taşımasını arar; işletmeciliğin ise belirli bir ün sahibi olması ya da kültürleri yansıtması beklenir. Deneyimli ya da eğitimli personelin toplam yatak kapasitesinin en az yüzde yirmisine hizmet verebilecek sayıda bulunması gerekir. 2018 değişikliğiyle müstakil yeme-içme tesislerinin özel tesis olarak belgelendirilemeyeceği de hükme bağlanmıştır. Butik otel ise yapısal özelliği, mimarî tasarımı, tefrişi, dekorasyonu ve kullanılan malzemesi bakımından özgünlük arz eden, en az on ve en fazla altmış odalı otel olarak tanımlanır; odaların beş yıldızlı otel odaları için belirlenen nitelikleri taşıması ve kapasiteye yeterli bir lobi ile oturma alanı bulunması istenir.
Tanımlar ile Yalıboyu'nun fiilî durumu arasında ilginç bir mesafe vardır. Yalıboyu evleri bodrum üzerine bir ya da iki katlı, bitişik düzende ve dar parsellere oturan yapılardır; on ila altmış oda ile beş yıldızlı oda niteliklerini ve kapasiteye yeterli lobiyi bir tek konağın içinde sağlamak çoğu zaman güç olacaktır. Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün yayımladığı Bakanlık turizm işletme belgeli tesis listesinde otuz dört kayıttan dördü özel konaklama tesisi, biri butik otel, yedisi pansiyon olarak geçer; geri kalanlar yıldızlı ya da yıldızsız otellerdir. Belediye işletme belgeli konaklama tesisleri listesinde ise kırk iki kayıtın büyük bölümü otel ve pansiyon başlıkları altında, yalnızca biri özel konaklama tesisi olarak yer alır. Hatuniye Mahallesi adresli kayıtlar iki listede de toplam kayıtların yaklaşık yarısını oluşturur ve bu tesislerin çoğu bir iki odadan yirmi üç odaya kadar değişen küçük ölçeklidir. Bu tablo, küçük konakların ya pansiyon ya da belediye belgeli konaklama olarak işletildiğini düşündürür; ancak her konağın hangi belgeyi neden seçtiğini gösteren bir kaynak elimizde yoktur, bu nedenle bu yorum bir çıkarımdır, kayıtlı bir tespit değildir.
Belgenin türü, konuğun karşılaşacağı hizmet standardını da belirler. Bakanlık belgeli tesisler yönetmeliğin asgari niteliklerine tabidir ve sınıflandırma komisyonunca değerlendirilir; belediye belgeli tesisler ise daha basit konaklama ölçütleriyle belgelendirilir. Bir konakta kalmayı düşünen kişinin tesisin hangi belgeyle çalıştığına bakması, hizmetin hangi ölçüler çerçevesinde sunulduğunu anlamasına yardımcı olur.
Amasya'daki Konaklama Arzı
Konak otelciliğinin Amasya turizmindeki ağırlığını değerlendirmek için eldeki en eski bütünlüklü veri 2012'de yayımlanan sektör raporudur. Rapora göre 2011 itibarıyla Amasya il merkezinde turizm işletmesi belgeli on iki, belediye işletme belgeli yirmi dokuz konaklama tesisi bulunuyordu; ilçelerde turizm işletmesi belgeli tesis sayısı üçtü. Bakanlık belgeli tesislerin merkezdeki toplam oda sayısı 306, yatak kapasitesi 633 idi; ilçeler dahil edildiğinde 853'e, il genelinde belediye belgeli tesisler de eklendiğinde 2.162'ye çıkıyordu. Raporun yaptığı araştırmaya katılan işletmelerin gelirlerinin yüzde yetmiş beşi 2011'de yurtiçi turistlerden elde edilmişti ve rapor, özellikle konaklama işletmelerinin son yıllarda artış eğiliminde olduğunu belirtiyordu.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün sayfalarında yayımlanan listeler, ilçeleri de kapsadığı için 2011 verisiyle birebir karşılaştırılamaz; yine de kayıt sayısı iki listede toplam yetmiş altıya ulaşır. Yalnızca Bakanlık belgeli listede otuz dört, belediye belgeli listede kırk iki kayıt yer alır; Hatuniye Mahallesi'nde ve çevresinde Hazeranlar Sokağı, Hacı Tevfik Hafız Sokağı, Yalı Sokak, Derya Sokağı ve Fığani Sokağı gibi adresler listelerde sıkça geçer. Listelerin hazırlanma tarihi sayfada belirtilmediği ve bazı kayıtlar yinelendiği ya da işletme adı değiştiği için kesin bir toplam vermek mümkün değildir. Önemli olan, Yalıboyu'nun konaklama alanının iki eksende büyümesidir: tescilli konakların bir kısmı kendi başına bir işletmeye dönüşmüş, bazı işletmeler ise çevrelerindeki yapıları ek olarak edinerek ya da yeni yapı ekleyerek büyümüştür.
Bu büyümenin bir örneği Hazeranlar Sokağı'ndaki bir konaktır. Anlatıldığına göre 1904 doğumlu bir Amasyalı 1946'da yaklaşık iki yüz yıllık bir konağı satın almış; harem ve selamlık olarak düzenlenmiş bu konağın haremi dört, selamlığı bir odalıdır ve selamlığın altında bir su deposu bulunur. Torunlarından biri konağı onararak çevresine on bir yapı daha ekleyip bugünkü konukevi düzenini oluşturmuştur. Bu anlatının tek tek ayrıntıları bağımsız belgelerle doğrulanmış değildir; ancak bir aile konağının nasıl bir işletmeye dönüşebileceğinin tipik hikâyesini içerir. Aile mülkiyetinin sürmesi, işletmenin bakıma duyduğu ihtiyaçla koruma yükümlülüğünün aynı elde buluşması anlamına gelir.
Evlerin Konaklamaya Uyarlanması
Bir konağın otel odasına dönüşmesinde karşılaşılan sorunların çoğu, evin geleneksel yaşam düzeniyle bugünkü konaklama beklentileri arasındaki farktan kaynaklanır. Yalıboyu evlerinin odaları belirli bir işleve ayrılmış değildi. Aynı oda gün içinde oturma, yemek ve yatma için kullanılır, yatak takımı yüklüklere kaldırılır, sedir hem oturma hem uzanma yeri olurdu. Bu çok amaçlı düzen, bugünkü anlamda sabit bir yatak odası düzeniyle karşılaştırıldığında hem avantaj hem sınırlamadır: oda sayısı ve yatak sayısı, mekânın nasıl donatıldığına bağlıdır.
Banyo sorunu bunların başında gelir. Evlerin çoğunda ayrı bir banyo bulunmaz; odalardaki geniş yüklüklerin bir bölümü gusülhane olarak düzenlenmiştir ve yüklüğün içindeki küçük bölme hem abdest hem yıkanma işini görür. Her odaya banyo ekleme isteği, bu nedenle tarihî planın en fazla zorlandığı noktadır. Hazeranlar Konağı'nda doğu eyvanın ıslak hacimlere ayrılmış olması, geleneksel plan içinde bile bu tür bölümlerin bulunduğunu gösterir. Yukarıda anılan konukevinin anlatımında da banyoların yüklük depolarının içinde yer aldığı söylenir. Her konağın durumu yapıya göre değişir ve kurul kararına bağlıdır.
Isıtma da benzer bir konudur. Konakta odanın ocağında yakılan odunun közü bakır mangala alınarak odaya konur ya da seramik bir Avrupa sobasıyla ısıtma yapılırdı. Yaz aylarında Amasya'da sıcaklığın kırk dereceye vardığı gün yaşamın avluya, kışın sobalı ve ocaklı odalara taşınması evin mevsimsel kullanımını belirler. Bir konukevinin bütün yıl çalışması için ısıtmanın ve soğutmanın çağdaş yöntemlerle sağlanması gerekir; ancak ahşap iskelet, kerpiç dolgu ve kafesli cephe yapısı bu tesisatın dışarıdan görünmeyecek biçimde gizlenmesini zorlaştırır. Cepheye ve çatıya eklenecek her donanım ise koruma kurulunun denetimindedir; kurul 1981 kararında Yalıboyu evleri için kat yüksekliği ve cephe açıklıklarına sınırlama getirmiştir.
Yeniden kullanımın bir başka boyutu haremlik ve selamlık ayrımıdır. Haremlik tümüyle mahrem bir alandı, selamlık ise erkek misafirlerin ağırlandığı, sokağa daha yakın bölümdü. Hazeranlar Konağı'nda selamlığa ve haremliğe ayrı ayrı açılan iki ana girişin bulunması, bu ayrımın yapının planında nasıl somutlaştığını gösterir. Bir konak otele çevrildiğinde bu iki bölümün ayrı işlevlerle kullanılıp kullanılmadığına dair derli toplu bir araştırma incelenen kaynaklarda yer almamaktadır.
Mülkiyet, Mahremiyet ve Ziyaret
Yalıboyu evlerinin çoğu özel mülkiyettedir. Kimi konutlar hâlâ aileler tarafından kullanılır, kimi konaklar restore edilerek butik otel, kafe ve restorana dönüştürülmüştür. Bu çeşitlilik, mahallede ziyaretçi davranışına ilişkin ayrı kurallar gerektirir. Evlere yalnızca dışarıdan bakılabilir ve iç mekânlara girilmemelidir. Otel ya da restoran olarak işletilen konaklara müşteri olarak girilebilir, gezi amacıyla izinsiz girilmez. Özel meskenlerde ev sahiplerinin mahremiyetine saygı gösterilir. 2863 sayılı Kanun da bu dengeyi gözetir: maliklerin, Bakanlıkça görevlendirilen uzmanlara varlığın kontrolü, incelenmesi, rölevesinin yapılması ve fotoğraflanması için izin vermesi zorunludur; ancak görevliler konut dokunulmazlığını ve aile mahremiyetini ihlal etmeyecek biçimde çalışır.
Hazeranlar Konağı ise ayrı bir statüdedir. Müze ev olarak ziyarete açılan yapının onarım ve teşhir-tanzim çalışmaları nedeniyle 11 Kasım 2024'ten itibaren ziyarete kapatıldığı bildirilmiştir. Bir konağın ziyaret edilebilirliği bu nedenle hem işletme türüne hem güncel duruma bağlıdır. Yalıboyu'nu bir bütün olarak görmek isteyenler için en uygun nokta, nehrin güney kıyısındaki yürüyüş yoludur; konaklama tesislerinin pek çoğu bu hattın karşısında, kuzey yakada yer alır.
Açık Kalan Noktalar
Bu konuda belgelenmiş verinin sınırları da belirtilmelidir. Yalıboyu evlerinin kaçının otel, kaçının pansiyon ya da konukevi olarak kullanıldığına dair resmî ve güncel bir sayım incelenen kaynaklarda bulunmamaktadır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün listeleri adres ve tür bilgisi verir, ancak bir kaydın tescilli bir konakta mı, yoksa yeni yapılmış ya da konak görünümlü bir binada mı bulunduğunu belirtmez. Konak otellerin doluluk oranları, konaklayan sayıları ve mevsimsel dağılımlarına ilişkin bağımsız bir istatistik de bulunmamıştır. Kentin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi kapsamında anıldığı söylenir; ancak bu bilgi resmî bir belgeyle doğrulanamamıştır. Bu çerçevede konak otelciliğinin Amasya turizmindeki payına dair söylenenler, çoğunlukla sektör raporunun 2011 verilerine ve il müdürlüğünün güncel listelerine dayanan genel çıkarımlardır.
Kronoloji
1865: Hazeranlar Konağı, Amasya mutasarrıfı Ziya Paşa'nın defterdarı Hasan Talat Efendi tarafından yaptırıldı (kimi anlatımlara göre inşa süreci 1864-1872 arasındadır).
1939: Erzincan depremi kentte hasar yarattı; Hazeranlar Konağı da etkilendi.
1968: Hazeranlar Konağı satıldı ve yeni sahipleri yıkıma girişti.
1976: Hazeranlar Konağı kamulaştırıldı; onarım çalışmaları başladı.
1979: Kent yedi kentsel sit alanına ayrıldı; Yalıboyu Evleri 2 No'lu Alan olarak belirlendi.
1981: Amasya Tarihi Kentsel Sit Alanları Geçiş Dönemi Koruma Plan Kararları alındı.
1984: Hazeranlar Konağı müze ev olarak ziyarete açıldı.
5 Mayıs 1992: Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla Yalıboyu evleri sivil yapılar olarak tescil edildi.
1994: Yalıboyu Evleri Koruma Projesi (YABEP) başladı; seksen ev tescil edildi.
1996: AKTAV kuruldu.
2005: Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik yürürlüğe girdi; 5366 sayılı Kanun kabul edildi (16 Haziran 2005).
2011: Amasya il merkezinde turizm işletmesi belgeli on iki, belediye belgeli yirmi dokuz konaklama tesisi bulunuyordu.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Karacalı, Atlıhan Onat. "Amasya Yalıboyu Evlerinin Mimari Özellikleri Üzerine Bir Değerlendirme ve Bir Öneri." Uluslararası Disiplinlerarası ve Kültürlerarası Sanat Dergisi (IJIIA), 2021, cilt 6, sayı 13, s. 15-25. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ijiia/article/1056726
Resmî kaynaklar
- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (madde 9-12, 14, 16-19). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2863.pdf
- 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5366.pdf
- Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik (2005/8948, değişiklikleriyle). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/3.5.20058948.pdf
- Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Bakanlık Turizm İşletme Belgeli Oteller" ve "Basit Konaklama Turizm İşletmesi Belgeli Oteller" listeleri. https://amasya.ktb.gov.tr/TR-178791/bakanlik-turizm-isletme-belgeli-oteller.html
- Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı, "Yalıboyu Evleri - Amasya". https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/yaliboyu-evler
Diğer kaynaklar
- Amasya Ticaret ve Sanayi Odası, Amasya Turizm Sektör Raporu, Ekim 2012. https://amasyatso.org.tr/yedek/2019/11/Turizm-Sektör-Raporu.pdf
- "Amasya'nın renkli dünyası: Yalıboyu evleri", Sabah, 8 Ekim 2021 (mimar Mustafa Kazancıoğlu'nun demeci). https://www.sabah.com.tr/amasya/2021/10/08/amasyanin-renkli-dunyasi-yaliboyu-evleri
- Amasya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, "Amasya Üniversitesi'nden Arpacıoğlu Konağı'na Örnek Restorasyon Projesi". https://mimarlik.amasya.edu.tr/amasya-üniversitesi-nden-arpacioglu-konagi-na-ornek-restorasyon-proje
Çevrimiçi kaynaklar
- https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2863.pdf
- https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/3.5.20058948.pdf
- https://amasya.ktb.gov.tr/TR-178791/bakanlik-turizm-isletme-belgeli-oteller.html
- https://amasyatso.org.tr/yedek/2019/11/Turizm-Sektör-Raporu.pdf
- https://www.sabah.com.tr/amasya/2021/10/08/amasyanin-renkli-dunyasi-yaliboyu-evleri
- https://mimarlik.amasya.edu.tr/amasya-üniversitesi-nden-arpacioglu-konagi-na-ornek-restorasyon-proje






