Amasya'nın görülecek yerlerinin büyük bölümü il merkezinde, Yeşilırmak'ın iki yakasında ve Harşena Dağı'nın eteğinde toplanır. Bu yakınlık şehri bir günde dolaşmayı mümkün kılar, ama müzelere gereken vaktin ayrılması, nehir kıyısında oyalanılması ve dar sokakların sindirilmesi için en az iki gün gerekir. İki günlük düzen kendiliğinden ikiye ayrılır: ilk gün nehir boyundaki yapılar ve müzeler, ikinci gün kale, konaklar ve eski mahalleler. Duraklar burada kısaca tanıtılır, ayrıntılı tarihleri ve kaynak tartışmaları sitedeki ilgili yazılarda yer alır.

Yürüyerek Gezilen Bir Merkez

Amasya'nın merkezi küçüktür ve geniş bir toplu taşıma ağına ihtiyaç duymaz; il merkezindeki duraklar çoğunlukla yürüyerek gezilir. Şehrin içinden geçen Yeşilırmak, rotanın da omurgasıdır. Kuzey kıyısında Yalıboyu evleri sıralanır, evlerin hemen arkasında Harşena Dağı'nın kayalıklarına oyulmuş kral mezarları yükselir, daha yukarıda kale vardır. Güney kıyısında ise çarşı, köprüler ve nehre bakan müzeler bulunur. İki kıyı arasındaki geçişler köprülerden yapılır ve her geçiş, günün bir bölümünü ötekine bağlar.

Ölçüler konusunda ihtiyatlı olmak gerekir, çünkü yürüyüş süresi kişiden kişiye değişir ve elimizdeki kaynaklar dakika vermez. Yan yana duran duraklar yine de bellidir. Şehzadeler Müzesi, Alçak Köprü'nün hemen ayağında yer alır. Kızlar Sarayı denen alan ile kral mezarları aynı yamaçtadır ve Yalıboyu evleri bu yamacın dibinde uzanır. Arkeoloji Müzesi ile Harşena Kalesi arasındaki mesafe haritada kuş uçuşu yaklaşık yedi yüz metredir; ancak kaleye çıkış ağırlıklı olarak dik bir tırmanıştır ve gerçek süre buna göre uzar. Aynalı Mağara ise şehir merkezine yaklaşık üç kilometre uzaklıkta, Harşena Dağı'nın eteğindedir.

Birinci Gün: Nehir Boyu ve Müzeler

Sabah: Yalıboyu ve Kral Mezarları

Güne, kalabalık oluşmadan önce nehrin karşı kıyısından başlamak uygun olur. Yalıboyu evleri, Yeşilırmak'ın kuzey sahilinde, Harşena Kalesi'nin iç kale bölümüne ait sur duvarlarının üzerine ve nehre doğru taşıntılı olarak inşa edilmiştir. Bu surların Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kısımları yaklaşık bir kilometreyi bulur; Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün tarifine göre denize ya da boğaza kıyısı olmadığı hâlde yalı boyu konaklarına sahip tek şehir Amasya'dır. Beyaz sıvalı cepheler, ahşap cumbalar ve yamaca yaslanan çatı silueti sabah ışığında en iyi görünümünü verir. Evlerin arkasındaki kayalıkta Pontus krallarının anıtsal mezarları sıralanır ve ikisi aynı fotoğraf karesine girer. Yalıboyu evlerinin mimarisi ve korunma durumu ayrı bir yazıda ayrıntılı anlatılır.

Kral Kaya Mezarları, Amasya'nın Pontus Krallığı'na başkentlik ettiği çağdan kalmadır. Harşena Dağı'nın güney yamacında, Kızlar Sarayı denen alanda yer alan beş anıt mezarın, kurucu kral I. Mithridates Ktistes'ten I. Pharnakes'e kadar ilk beş krala ait olduğu belirtilir. Yamaç, 2015'te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştır. Kimi gezi kaynakları mezar sayısını yirmi bir olarak verir; bu sayı, anıtsal kral mezarlarına ek olarak yamaçtaki öteki kaya oyma yapıları da kapsıyor olabilir. Mezarların yapısı, kral adlarıyla ilişkisi ve ziyaret düzeni Kral Kaya Mezarları'na ayrılan yazıda ayrıntılı anlatılır. Bu rotada kısa bir bakış ve nehir kıyısından yapılan bir fotoğraf yeterlidir, çünkü aynı yamaçtaki kaleye ikinci gün çıkılacaktır.

Öğleye Doğru: Arkeoloji Müzesi ve Darüşşifa

Amasya Arkeoloji ve Mumya Müzesi, programın ağırlık merkezlerinden biridir. Müzenin geçmişi, 1925'te kurulan müze deposuna ve II. Bayezid Külliyesi'nin medrese binasındaki iki odaya kadar uzanır. Bugünkü binasına 1977'de taşınmış, yeniden düzenlenerek 14 Haziran 1980'de ziyarete açılmıştır. Resmî kayıtlara göre on bir farklı uygarlığa ait yaklaşık yirmi dört bin eser barındırır. Birinci katta Roma dönemine ait Elmalı Taban Mozaiği ile Hitit dönemine ait bronz Fırtına Tanrısı Teşup heykeli sergilenir. Bahçedeki I. Mesud Türbesi'nde ise on dördüncü yüzyıla ait altı mumya durur. Bu mumyalar, Anadolu valisi Şehzade Cumudar, Amasya emiri İşbuga Noyan ve İzzettin Mehmet Pervane ile yakınlarına aittir ve Burmalı Minare Camii ile Fethiye Camii türbelerinden getirilmiştir. İç organları çıkarılmadan mumyalanmaları, onları Eski Mısır uygulamasından ayırır. Müzenin koleksiyonu ve mumyaların öyküsü ilgili yazıda ayrıca ele alınır.

Öğleye doğru Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi'ne geçilir. Yapı, 1308-1309 tarihli bir İlhanlı darüşşifasıdır. Portalındaki Arapça kitabeye göre inşasını, İlhanlı hükümdarı Olcaytu Han'ın eşi İlduş (Yıldız) Hatun'un kölesi olan Anber b. Abdullah yaptırmıştır. Darüşşifa, Anadolu'da müzikle tedavinin uygulandığı ilk merkez olarak anılır. Adını verdiği hekim Sabuncuoğlu Şerefeddin, 1386 dolaylarında doğmuş ve TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre bu darüşşifada on dört yıl hekimlik yapmıştır. Cerrâhiyye-i İlhâniyye adlı eseri, tıp tarihinde cerrahi müdahaleleri minyatür tekniğiyle gösteren ilk eser olarak bilinir. Yapının avlusu ve odaları öğle sıcağında serin bir mola sağlar. Binanın tarihi ve Sabuncuoğlu'nun hayatı ayrı yazılarda ayrıntılı işlenir.

İkindi ve Akşam: Çarşı, Köprü, Şehzadeler Müzesi

Öğle yemeği için çarşı çevresi uygundur. Amasya'nın yerel mutfağında çatal ve helle çorbası, bakla dolması, Amasya çöreği, etli bamya ve yöresel keşkek öne çıkar; şehrin adıyla özdeşleşmiş misket elması ise sezonu denk gelirse yemekten sonra denenecek ilk üründür. Çarşıda bakır işleyen ustaların atölyeleri de dolaşılabilir.

İkindiden sonra nehrin iki kıyısını birleştiren köprülerden biri geçilir. Bu köprülerin en eskisi, kaynaklara göre Roma dönemine tarihlenen Alçak Köprü'dür. Adı, nehrin su seviyesinin yükselmesiyle yapının bir bölümünün su altında kalmasından gelir. Köprünün ayağındaki iki katlı ahşap binada Şehzadeler Müzesi yer alır. Müze, Amasya'nın neden şehzadeler şehri diye anıldığını, şehirde yetişen şehzadelerin heykelleri, dönemin giysileri ve kısa filmlerle anlatır. Şehzadelerin Amasya'daki valiliği ve yetiştirilmeleri Şehzadeler Şehri üzerine yazılan ayrı bir yazıda ayrıntılı işlenir. Şehirdeki bir başka müze, hüsn-i hat sanatının büyük ustası Amasyalı Şeyh Hamdullah adına kurulan Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi'dir; burada çeşitli medeniyetlerin yazı tarihi tanıtılır, ebru ve tezhip örnekleri görülebilir. Şeyh Hamdullah'ın hayatı ve sanatı kendi yazısında anlatılır.

Günün son saatleri nehir üzerinde kısa bir tekne gezisine ve akşam ışıklandırmasıyla aydınlanan kıyıya ayrılabilir. Akşam yemeği için nehre bakan, konak niteliğindeki bir mekân seçmek, ilk günü suyun yanında bitirmenin doğal yoludur. Tekne gezilerinin işleyişi ve saatleri gidilmeden önce yerinde sorulmalıdır.

İkinci Gün: Kale, Konaklar ve Eski Mahalleler

Sabah: Harşena Kalesi

İkinci gün, sabahın serin saatlerinde Harşena Dağı'ndaki Amasya Kalesi ile başlar. Kale, şehrin kuzeyinde, Yeşilırmak'ın üzerinde yükselen sarp kayalıklardadır. Pers, Roma, Pontus ve Bizans dönemlerinde birçok kez saldırıya uğramış, el değiştirmiş ve her seferinde onarılmıştır. Roma ile Pontus arasındaki savaşlarda ciddi biçimde yıkılan kale, Amasya'nın Selçuklular tarafından fethinden sonra 1075'te büyük ölçüde onarılmış ve askerî önemini yitirdiği on sekizinci yüzyıla kadar kullanılmıştır. Sınırları içinde sarnıçlar, su depoları, Osmanlı dönemine ait hamam kalıntıları ve kayaya oyulmuş kral mezarları yer alır. Kalenin ortasındaki, Cilanbolu adıyla anılan kaya dehlizine yaklaşık 181 metre uzunluğunda, 150 basamaklı bir yeraltı merdiveniyle inilir. Tırmanışın büyük bölümü yokuştur ve serin saatte çıkmak işi kolaylaştırır. Yukarıdan vadi, nehir ve iki yakadaki şehir birlikte görülür. Kalenin tarihi ve kazı sonuçları ayrı bir yazıda ayrıntılı işlenir.

Kalenin eteğindeki Kızlar Sarayı alanında 2009'dan beri bilimsel kazı yapılmaktadır. Alandaki buluntular, Pers egemenliği ve Phryg kültürü etkisi taşıyan bir yerleşimin bulunduğunu gösterir. Yapının adı konusunda kimi kaynaklar, on beşinci yüzyılda II. Bayezid döneminde kapı ağası Firuz Ağa, harem ve şehzadeler tarafından kullanıldığını düşünür; bu bilgi kesin değildir. Alanın çok katmanlı tarihi ayrı yazıda ele alınır.

Öğle: Hazeranlar Konağı, Ferhat ve Aynalı Mağara

Kaleden inişte Hatuniye Mahallesi'ndeki Hazeranlar Konağı'na uğranır. Konak, 1865'te Amasya mutasarrıfı Ziya Paşa'nın defterdarı Hasan Talat Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bodrum üzerine iki katlı, ahşap çatkı arası kerpiç dolgulu hımış tekniğinde, orta sofalı dört eyvanlı bir plana sahiptir. Yapı bir ara yıkılma tehlikesi atlatmıştır: yeni sahipleri yerine betonarme bir bina yapmak için konağı gizlice içeriden yıkmaya başlamış, bu girişim fark edilince Kültür Bakanlığı yapıyı 1976'da kamulaştırmıştır. Restorasyon 1979'da tamamlanmış, konak 12 Haziran 1984'te Etnografya Müze Evi olarak ziyarete açılmıştır. Müdürlüğün rehber metnine göre 11 Kasım 2024'ten itibaren onarım ve teşhir çalışmaları nedeniyle ziyarete kapalıdır; gitmeden önce durumunu öğrenmek gerekir. Konağın hikâyesi ve adının kaynağı ayrı yazıda ayrıntılı anlatılır.

Konaktan sonra Ferhat ile Şirin Aşıklar Müzesi ve efsanenin geçtiği anlatılan Ferhat Su Kanalı gezilebilir. İkisi de Amasya-Erzurum yolu üzerindedir ve merkezden yürümek yerine araçla ulaşmak daha uygundur. Helenistik dönemde şehrin su ihtiyacı için açıldığı belirtilen kanal, halk anlatısında aşkı uğruna dağı delen Ferhat'ın eseri sayılır. Amasya Belediyesi'nin yaptırdığı müzede Ferhat ile Şirin ve Kerem ile Aslı heykelleri, ayrıca Dadaloğlu, Köroğlu, Aşık Veysel, Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan gibi halk anlatılarına ve tarihe konu olmuş kişilerin heykelleri bulunur. Aynalı Mağara'ya ise Helenistik dönemden kaldığı düşünülen resimleri nedeniyle uğranabilir; güneşin vurduğu saatlerde duvarlarının parlaması adını verir. Halk arasında Güzelce Kız adıyla da anılır. Peçesini hiç açmayan bir kral kızının, peçesini açmaya cesaret eden yoksul bir gencin yanarak can vermesi ve mezarın bu yüzden parladığı anlatılır; bu bir halk rivayetidir ve belgeye dayanmaz.

İkindi ve Gün Batımı: Mahalleler ve Seyir Noktaları

Öğleden sonra şehrin dar sokaklarında, Hatuniye ve Savadiye mahallelerinde belirli bir hedef gütmeden dolaşmak iyi bir seçimdir. Bu mahallelerin ahşap konakları, nehre bakan cumbaları ve yokuşlu sokakları, durak durak gezilen yapılardan farklı bir tablo sunar. Gün batımı, Ferhat Tepesi'nde ya da Çakallar Seyir Terası'nda, kentin ve Yeşilırmak'ın ışığın düştüğü saatteki görünümüyle izlenir. Bu seyir noktalarına ulaşım için yerel bilgi almak yararlıdır.

Programa Sığabilecek Ek Duraklar

İki günün içinde vakit kalırsa merkezde Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin örneklerini taşıyan birkaç yapı daha vardır. Burmalı Minare Camii, adını minaresinin üzerindeki burma biçimli yivlerden alır. Yapıyı yaptıranlar konusunda kaynaklar ayrışır: kimi anlatımlar 1242'de vezir Ferruh Bey ve Haznedar Yusuf'u gösterir, TDV İslâm Ansiklopedisi ise yapılış tarihinin kesin bilinmediğini, 1237-1247 arasında vezir Ferruh Bey tarafından yaptırıldığının ileri sürüldüğünü belirtir. Arkeoloji Müzesi'ndeki İlhanlı mumyalarının bir kısmı bu caminin türbesinden getirilmiştir. II. Bayezid Külliyesi 1485-1486'da beş bölüm hâlinde inşa edilmiş, bugün yalnızca cami, medrese ve imaret bölümleri ayaktadır. Mehmed Paşa Camii, II. Bayezid'in veziri ve Şehzade Ahmed'in lalası Hızır Paşazâde Mehmed Paşa tarafından yaptırılmış, kitabesine göre inşası Ocak 1486'da tamamlanmıştır. Yörgüç Paşa'nın oğlu Mustafa Bey'in yaptırdığı, 1436 tarihli olarak anılan Mustafa Bey Hamamı bugün de hizmet verir ve sıcaklık, ılıklık ve soğukluk bölümleriyle klasik Osmanlı hamam planını korur. Saat Kulesi 1865'te dönemin sancak yöneticisi Ziya Paşa tarafından yaptırılmış, kısa süre sonra bir yangında zarar görmüş ve aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Bu yapıların her biri sitedeki ayrı yazılarda kendi tarihi ve mimarisiyle anlatılır.

Millî Mücadele ile ilgilenenler için Saraydüzü Kışla Binası'ndaki Millî Mücadele Müzesi, Atatürk'ün Amasya'daki ziyaretlerinde karargâh olarak kullandığı binadır. Amasya Genelgesi'nin hazırlandığı bu kentte her yıl Haziran'da Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali düzenlenir. Festival 1950'den beri yapılmaktadır; ilk yıllarında yalnızca 12 Haziran'da kutlanırken 1961'de 10-12 Haziran arasına, sonraki yıllarda bugünkü 12-22 Haziran arasındaki on günlük biçimine genişlemiştir. Amasya Genelgesi ve şehrin Millî Mücadele'deki yeri ayrı yazıda ayrıntılı anlatılır.

Üçüncü Güne Taşan Seçenekler

İki günlük program yalnızca il merkezini kapsar. Gezi kaynaklarında şehir merkezine uzaklık olarak şu rakamlar verilir: Yedi Kuğular Kuş Cenneti yaklaşık 33 km, Terziköy Kaplıcası yaklaşık 40 km, Merzifon yaklaşık 45 km, Baraklı Şelalesi yaklaşık 50 km, Tavşan Dağı Yaylası 55-60 km, Boraboy Gölü 63 km ve Kız Kayası Kanyonu yaklaşık 70 km. Bu rakamlar kullanılan yola ve başlangıç noktasına göre değişebilir ve yaklaşık kabul edilmelidir. Merzifon'da Taşhan, Bedesten ve Çelebi Sultan Medresesi gibi yapılar bulunur. Taşova'daki Boraboy Gölü bir krater gölü olarak anılır ve tabiat parkı niteliği taşır. Baraklı Şelalesi'nin suyu, kar erimesiyle mart ayından yaz sonuna kadar akar. Bu seçeneklerin her biri en az yarım günlük yol ve vakit ister ve iki günlük merkez programına eklenmek yerine ayrı bir gün olarak düşünülmelidir.

Mevsim ve Konaklama

Amasya, Karadeniz ve İç Anadolu iklimlerinin geçiş noktasında bulunur. Yazı karasal iklim kadar kurak, kışı ise karasal iklim kadar soğuk geçmez; temmuz ve ağustos ortalaması yaklaşık 22,5 derece, ocak ortalaması 2,5 derecedir. Yağış nisan ve mayısta yoğunlaşır ve bu iki ay açık hava gezisi için pek elverişli değildir. Haziran ile eylül arası yürüyüş için rahat bir dönemdir; sonbaharda vadinin aldığı renkler de gezinin ayrı bir yüzünü oluşturur. Yerel ürünler arasında misket elması, elma çayı, elma kurusu, Amasya bamyası ve haşhaş ezmesi öne çıkar.

Konaklama için şehir merkezi tercih edilir. Merkezde üç yıldızlıdan beş yıldızlıya birçok otel bulunmakla birlikte ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği seçenek, eski konakların restore edilmesiyle oluşturulan butik otellerdir. Yalıboyu'ndaki restore edilmiş konaklardan birinde kalmak iki günlük programı bir bütün olarak yaşamayı sağlar; kahvaltı nehre bakan bir cumbada yapılabilir. Gece hayatı sınırlıdır: gençlerin tercih ettiği birkaç kafe dışında akşam saatlerinde açık mekân azdır, bu yüzden programın gün batımından sonra kısa tutulması uygun düşer.

Kronoloji

1075: Amasya'nın Selçuklular tarafından fethinden sonra kale büyük ölçüde onarılır.

1308-1309: İlhanlı darüşşifası, portal kitabesine göre Anber b. Abdullah tarafından yaptırılır.

1386 dolayları: Sabuncuoğlu Şerefeddin doğar.

1436: Mustafa Bey Hamamı'nın yapım tarihi olarak verilir.

1485-1486: II. Bayezid Külliyesi inşa edilir.

Ocak 1486: Mehmed Paşa Camii'nin inşası, kitabesine göre tamamlanır.

1865: Hazeranlar Konağı ve Saat Kulesi yaptırılır.

1925: Amasya müze deposu kurulur.

1976: Hazeranlar Konağı kamulaştırılır.

14 Haziran 1980: Arkeoloji Müzesi bugünkü binasında ziyarete açılır.

12 Haziran 1984: Hazeranlar Konağı Etnografya Müze Evi olarak ziyarete açılır.

2015: Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınır.

Kaynakça

Resmî kaynaklar

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Amasya Müzesi bilgi sayfası.
  • Türkiye Kültür Portalı, "Kızlar Sarayı" ve "Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları".

Diğer kaynaklar

  • Etstur Let's Go, "Amasya'da Gezilecek Yerler: Amasya'nın Tarihi ve Turistik Rotaları" (10 Haziran 2025). etstur.com
  • Gezimanya, "Amasya Gezi Rehberi". gezimanya.com
  • obilet Blog, "Amasya Gezilecek Yerler: Yeşilırmak'ın Kıyısında Keyifli Bir Tatil". blog.obilet.com
  • Nuran Yıldırım, "Sabuncuoğlu Şerefeddin", TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr
  • Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Amasya Kalesi" ve "Hazeranlar Konağı" rehber metinleri.

Çevrimiçi kaynaklar