Amasya, aynı manzarayı yıl boyunca farklı ışıklarda gösteren şehirlerdendir. Yeşilırmak'ın açtığı dar vadi, iki yanda dik yükselen yamaçlar ve kuzeyde şehre hâkim Harşena Dağı, kıyıya dizilmiş Yalıboyu evleri ve kayalara oyulmuş kral mezarları, mevsimlerin değişimini düz bir ovada olduğundan çok daha belirgin kılar. Bahar yamaçlardaki bahçeleri çiçeğe kestirir, yaz vadiyi ısıtıp kurutur, sonbahar ağaçları sarıya ve kızıla boyarken elma bahçelerini hasada hazırlar, kış ise nehrin üzerine sis indirir. Bu yüzden "Amasya'ya ne zaman gidilir" sorusunun tek bir cevabı yoktur. Her mevsim şehre başka bir yüz verir ve her birinin kendine ait bir takvimi, hasadı, kutlaması ve gündelik hayatı vardır.

Vadinin İklimi

Amasya, Karadeniz iklimi ile İç Anadolu'nun kara iklimi arasında bir geçiş bölgesinde yer alır. Yazları kara iklimi kadar kurak geçmez ama Karadeniz kıyısı kadar yağışlı da değildir. Kışları kıyı kadar ılıman sayılmaz, buna karşılık iç yaylalar kadar sert de olmaz. Bu dengeyi kuran asıl etken Yeşilırmak vadisidir. Şehir deniz seviyesinden yaklaşık 400 metre yükseklikte, dağların arasına sıkışmış bir boğazda kurulmuştur ve vadi tabanı, çevresindeki yaylalara göre hem daha sıcak hem de daha korunaklıdır. Canik Dağları'nın görece alçak olması deniz etkisinin iç kesimlere kadar sokulmasına izin verir, nehir ise vadi boyunca kendine özgü bir hava akımı ve mikroklima oluşturur. Uluslararası sınıflandırmalarda şehrin iklimi, yazı sıcak ve kurak geçen Akdeniz tipine yakın bir iklim olarak tanımlanır.

Meteoroloji kayıtları bu genel tabloyu rakamlarla doğrular. 1961'den bu yana tutulan ölçümlere göre ocak ayının ortalama sıcaklığı 2,7 derece, temmuz ve ağustosunki ise 23,9 derecedir. Yaz aylarında öğleden sonraları ortalama 31 ile 32 derece arasında seyreden en yüksek sıcaklıklar, gece 17 dereceye kadar iner. Ocakta ise gece ortalaması sıfırın biraz altında, gündüz ortalaması 7 derece civarındadır. Yıllık yağış yaklaşık 460 milimetredir ve bu yağış yıla eşit dağılmaz. En yağışlı aylar mayıs ve aralıktır, her biri ortalama 54 milimetrenin üzerinde yağış alır. Ağustosta ise yağış 10 milimetrenin altına düşer ve ay boyunca ortalama yalnızca iki üç gün yağışlı geçer. Güneşlenme süresi de mevsimler arasındaki farkı açıkça gösterir: temmuzda günde ortalama 9,7 saat olan güneşli süre, aralıkta 2,2 saate kadar iner.

Uç değerler de vadinin karakterini anlatır. Şehirde ölçülen en yüksek sıcaklık 30 Temmuz 2000'de kaydedilen 45,0 derece, en düşük sıcaklık ise 15 Ocak 2008'de ölçülen eksi 21,0 derecedir. En yüksek kar kalınlığı 24 Ocak 2022'de 50 santimetre olarak ölçülmüş, bir gün önce de 71,2 milimetre ile günlük yağış rekoru kırılmıştır. Bu rakamlar istisnadır. Olağan bir yılda şehir merkezinde karlı gün sayısı on iki civarında kalır, kar da çoğunlukla yamaçlarda ve yüksek kesimlerde tutunur, vadi tabanında ise ya hiç tutmaz ya da kısa sürede erir. Nem oranı kışın yüzde 70'e yaklaşırken temmuzda yüzde 50 dolaylarına iner. Gezgin için bu tablonun anlamı açıktır: yaz kuru ve sıcak, kış kısa ama nemli ve kapalı, bahar ile sonbahar ise ılık ve değişkendir.

Vadinin bu cömert iklimi eski çağlardan beri bilinir. Amasyalı coğrafyacı Strabon, memleketinin topraklarını anlatırken bölgenin ağaçlarla dolu olduğunu, bir kısmının at ve başka hayvanlar için otlak sunduğunu ve bütününün yerleşmeye son derece elverişli olduğunu yazar. Şehrin ardından genişleyen ovayı, bugünkü Suluova ve Merzifon düzlüklerini de verimli topraklar olarak anar. İki bin yıl önce yazılan bu satırlar, bugün elma bahçeleri, bamya tarlaları ve sebze ovalarıyla tanınan Amasya'nın tarımsal zenginliğinin kökünü gösterir.

İlkbahar: Vadinin Uyanışı

Mart ayıyla birlikte vadi yavaş yavaş canlanır. Ortalama sıcaklık martta 8 derece civarındayken nisanda 13, mayısta 17 dereceyi geçer. Gündüzler ılıktır, geceler ise hâlâ serindir. Yamaçlardaki karın erimesi ve bahar yağmurları Yeşilırmak'ın suyunu kabartır. Nehrin rejimi düzensizdir ve en gür aktığı dönem ilkbahardır. Şehrin ortasından geçen ırmak bu aylarda bulanık ve hızlı akar, Alçak Köprü'nün altında suyun sesi yazın olduğundan çok daha yüksek duyulur. Mayıs, yılın en yağışlı ayıdır ve sık sık gelip geçen sağanaklar taş sokakları yıkar, mahallelerin kokusunu tazeler.

Baharın Amasya'ya en tanınmış armağanı elma çiçeğidir. Misket elmasının ağaçları çiçeklerini yapraklarla birlikte açar. Beyaz çiçekler ilk açtıklarında çoğunlukla açık pembe görünür, beş taç yapraklıdır ve iki buçuk ile üç buçuk santimetre çapındadır. Tescil belgesinde ağaçların tam çiçeklenme dönemi nisanın son on günü olarak gösterilir. Bu sırada şehrin çevresindeki bahçeler, ovaya açılan düzlükler ve konak avlularındaki yaşlı ağaçlar aynı anda çiçeğe durur. Açmış çiçekler ancak eksi iki dereceye kadar dayanabildiği için, nisan sonunda bastıran geç bir don bütün bir yılın hasadını tehlikeye sokabilir. Bahçe sahiplerinin bu haftalarda hava raporlarını kaygıyla izlemesinin sebebi budur.

İlkbahar, şehri yürüyerek gezmek için de en uygun dönemlerden biridir. Hava ne fazla sıcak ne de soğuktur, öğle saatlerinde bile uzun yürüyüşler yorucu olmaz. Harşena Dağı üzerindeki kaleye, otoparktan sonra yaklaşık üç yüz basamaklık bir tırmanışla çıkılır ve bu tırmanış yazın kavurucu öğle güneşinde zorlaşırken baharda rahatça yapılabilir. Kaleden bakıldığında vadinin tabanında yeşeren bahçeler, nehrin iki yakasına dizilmiş evler ve karşı yamacın taze yeşili birlikte görülür. Kral mezarlarına çıkan yol, Yalıboyu evlerinin arasından ve demiryolunun altından geçerek yamaca tırmanır. Bahar yağmurundan sonra kaya yüzeyi koyulaşır ve mezarların oyulmuş cepheleri daha keskin bir gölge ile belirir.

Bahar, şehrin dışındaki doğa alanlarını da açar. Taşova yakınlarındaki Yukarı Baraklı köyünde bulunan Baraklı Şelalesi, yaklaşık 35 metre yükseklikten akan suyunu kış boyu biriken kardan alır. Kar erimesiyle mart ayından itibaren gürleşen şelale, yaz sonuna kadar akar. Yine Taşova sınırlarındaki Boraboy Gölü, bir heyelanın vadiyi tıkamasıyla oluşmuş doğal bir set gölüdür. Gölün çıkışına sonradan yapılan beş metrelik bent sayesinde göl yüzeyi ilkbaharda kar suları ve yağmurlarla genişler. Bentteki kapaklar, ani kar erimeleriyle su seviyesi aşırı yükseldiğinde fazla suyu boşaltmak için kullanılır. Gölün kuzey yamaçlarını sarıçam ağırlıklı iğne yapraklı ormanlar, güney yamaçlarını ise gürgen ve kayın ağırlıklı yapraklı ormanlar örter. Baharda bu iki ormanın yeşilleri birbirinden açıkça ayrılır.

Şehrin içinde baharın en sakin köşelerinden biri, Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi olarak kullanılan darüşşifadır. İlhanlı döneminden kalan bu yapı, 2011'de müzeye dönüştürülmüştür. Bahçesinde yetiştirilen şifalı bitkilerin hangi hastalıklara iyi geldiği anlatılır ve bitkilerin uyandığı bahar aylarında bahçe en canlı hâlini alır. Darüşşifa, adını II. Mehmed devrinde burada uzun yıllar hekimlik yapan ve tedavide müzik ile su sesinden yararlandığı aktarılan Sabuncuoğlu Şerefeddin'den alır.

Yaz: Uzun Günler ve Haziran Kutlamaları

Haziran ile eylül arası, Amasya'nın en kalabalık dönemidir. Sıcaklık haziranda ortalama 21, temmuz ve ağustosta 24 dereceye yaklaşır. Öğleden sonraları termometre çoğu gün 30 derecenin üzerine çıkar, sıcak hava dalgalarında ise 40 dereceyi aşabilir. Buna karşılık nem düşüktür ve vadide akşamları serinlik erken başlar. Yaz günleri uzundur, güneş geç batar ve şehir ışıklandırması uzun akşamlar boyunca seyredilir. Gece olduğunda kral mezarları, Yalıboyu evlerinin cepheleri ve kale burçları ışıklarla aydınlatılır. Nehrin karşı kıyısından bakıldığında, kayaya oyulmuş mezarların hemen altında dizilen evler ve en üstte kalenin çizgisi, vadinin karanlığında katman katman belirir. Bu manzara, şehre gelenlerin büyük kısmının hafızasında yer eden Amasya görüntüsüdür.

Yaz sıcağı gündelik hayatın ritmini değiştirir. Sabah erken saatler, ışığın vadiye yandan girdiği ve sokakların henüz serin olduğu saatlerdir. Fotoğraf çekmek ve kalabalığa yakalanmadan dolaşmak isteyenler bu saatleri seçer. Öğle sıcağı ise kalın taş duvarlı yapılarda geçirilir. Darüşşifanın gölgeli avlusu, Yörgüç Paşa'nın oğlu Mustafa Bey'in 1436'da yaptırdığı ve hâlâ hizmet veren Mustafa Bey Hamamı, müzelerin serin salonları ve II. Bayezid Külliyesi'nin avlusu bu saatlerin sığınaklarıdır. 1485 ile 1486 yılları arasında inşa edilen külliyenin önündeki iki ulu çınarın yapıyla yaşıt olduğu söylenir ve yazın bu ağaçların gölgesi avlunun en çok aranan yeridir. Akşam serinliği bastırınca şehir yeniden sokağa döner. Nehir kıyısındaki kafeler dolar, Şehzadeler Gezi Yolu boyunca yürüyenler artar, nehirde tekne gezileri en canlı dönemini yaşar.

Haziranın ikinci yarısı, Amasya'nın yılın en önemli kutlamasına ayrılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, 12 Haziran 1919'da Amasya'ya gelmiş ve şehrin girişindeki Cülüs Tepe mevkiinde karşılanmıştı. Karşılama heyetinin başında bulunan Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi'nin onu "Paşam, bütün Amasya emrinizdedir" sözleriyle selamladığı anlatılır. On gün sonra, 22 Haziran 1919'da, Millî Mücadele'nin ilk açık bildirgesi sayılan Amasya Genelgesi burada yayımlandı. Bu iki tarih her yıl 12 ile 22 Haziran arasında düzenlenen Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali ile anılır. Festival, Cülüs Tepe'de karşılamanın temsilî olarak canlandırılmasıyla açılır. Müftü Tevfik Efendi ile Mustafa Kemal'in şehir merkezine yürüyüşü yeniden yapılır, ardından Yavuz Selim Meydanı'na kadar uzanan bir yürüyüş düzenlenir. Meydanda saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından Atatürk'ün Amasya'ya gelişinde halka hitaben yaptığı konuşma okunur. Merzifon'daki hava üssünden kalkan savaş uçaklarının gösteri uçuşu, halk oyunları, konserler ve sergiler on gün boyunca Yavuz Selim Meydanı ile Şehzadeler Gezi Yolu üzerinde sürer.

Yaz, Amasya'nın en zahmetli hasadının da mevsimidir. Amasya Çiçek Bamyası mayıs başında ekilir, bitki bir karış boya ulaşınca hasat başlar ve havalar soğuyana kadar her gün sürer. Tescil belgesine göre hasat haziranın ikinci yarısında başlar, en yoğun dönemini temmuz ve ağustosta yaşar ve ekim sonuna kadar uzanabilir. Bu bamyaya "çiçek bamyası" denmesinin sebebi, meyvenin daha tam gelişmeden, çiçek açtıktan hemen sonra toplanmasıdır. Ortalama bir santimetre boyundaki açık yeşil meyveler her sabah erken saatte tek tek koparılır. Bir gün geç kalınırsa çiçek kapanır ve meyve sertleşir. Gövdesi kırmızı çizgili yeşil olduğu için yörede "kızıl bacak" diye de anılan bu bamyanın tüyleri toplayanların ellerini deler. Eskiden parmaklara bez sarılır, bugün eldiven kullanılır. Toplanan bamyalar iğneyle ipe dizilir ve gölgede kurutulur. Kuruyunca altın sarısına dönen bu diziler, kışın pişirilmek üzere saklanır.

Çiçek bamyasının Amasya'daki geçmişi belgelerle izlenebilir. 1893'te yazılmış bir Osmanlı eserinde Amasya'da 975 okka, yani yaklaşık 1250 kilogram bamya üretildiği kaydedilmiş, 1901'de ise İstanbul'a, saray mutfağına Amasya bamyası gönderildiği belgelenmiştir. Ürün 2018'de coğrafi işaret tescili almış, Merkez, Taşova ve Göynücek ilçeleri ile komşu Tokat ve Çorum ilçeleri üretim alanı olarak belirlenmiştir. Bamyanın tanıtımı için Taşova'da ilk kez 1994'te düzenlenen Taşova Çiçek Bamyası Kültür ve Sanat Festivali o tarihten beri her yıl yapılır. Kuzu eti, domates, soğan, tereyağı ve limonla pişirilen etli çiçek bamyası yemeği de 2021'de ayrıca tescil edilmiştir. Pişirme sırasında eklenen limon suyu bamyanın salyalanmasını önler ve yemeğin suyunu berrak tutar.

Yaz sıcağından kaçmak isteyenler için şehrin çevresinde yüksek ve serin alanlar vardır. Merzifon'daki Tavşan Dağı Yaylası yaklaşık 1600 metre yüksekliktedir ve sıcak aylarda yöre halkının piknik ve mangal için toplandığı bir buluşma yeridir. Yaylada yamaç paraşütü yapılır ve dönem dönem şenlikler, panayırlar düzenlenir. Boraboy Gölü'nün ormanlık çevresi, yaz sıcağından bunalan ova köylerinin insanları için öteden beri serin bir sığınaktır. 1970'lerde ilk basit tesislerin kurulduğu alan, 2017'de yetmiş bin kişiyi ağırlamıştır. Şehir merkezine yaklaşık 33 kilometre uzaklıktaki Yedikuğular Kuş Cenneti ise 800 hektarlık bir sulak alandır. Karabatak, turna, yeşilbaş, angıt, sakarmeke ve kılkuyruk gibi yüzü aşkın kuş türünün yaşadığı bu alan tabiat parkı olarak korunur. Yaz akşamları kuş gözlemi ve balık tutmak için ziyaret edilir.

Sonbahar: Renkler ve Elma Hasadı

Amasya'nın en çok fotoğraflanan mevsimi sonbahardır. Eylülde ortalama sıcaklık 20 derece civarında kalır ve yazın kuru sıcağı yerini ılık, berrak günlere bırakır. Ekimde ortalama 15 dereceye, kasımda 8 dereceye iner. Yeşilırmak boyundaki ağaçlar ve yamaçlardaki bahçeler ekimden itibaren sarıya, turuncuya ve kızıla döner. Bu renkler Yalıboyu evlerinin açık tonlu cepheleriyle ve suya vuran yansımalarla birleşince vadi, yılın en zengin renk tablosunu sunar. Sonbahar ışığı da yazınkinden daha alçak ve yumuşaktır. Öğleden sonra güneşi Harşena'nın kaya yüzlerine yandan vurur ve kral mezarlarının oyuk cepheleri derin gölgelerle belirginleşir. Boraboy Gölü'nün çevresi bu mevsimde ayrı bir manzara verir. Kuzey yamaçtaki çam ormanı yeşil kalırken güney yamaçtaki kayın ve gürgenler sarıya ve kahverengiye döner, gölün yüzeyi bu iki rengi aynı anda yansıtır. Gölü görmek için en çok önerilen mevsim de sonbahardır.

Sonbahar aynı zamanda Amasya'nın simgesi olan misket elmasının mevsimidir. Bir tarafı parlak kırmızı, öbür tarafı açık yeşil olan bu elma, ince ama sert ve mumlu kabuğu, beyaza çalan sulu ve gevrek eti, kuvvetli kokusuyla tanınır. Ortadan kesildiğinde çekirdek evinin yıldız biçiminde görünmesi de ayırt edici özellikleri arasında sayılır. Tescil belgesine göre meyvenin renginin ve sertliğinin belirginleştiği dönem 15 Eylül ile 30 Ekim arasıdır. Bu dönemde düşen çiy belirleyici rol oynar. Elmanın üzerine sabah çiy düşmesi ve ardından güneş alması, misket elmasına kendine özgü parlak kırmızı rengini verir. Bu nedenle ağacın dış yüzündeki elmalar al bir renge bürünürken iç taraftakiler yeşil kalır. Meyveler eylülün ikinci yarısından itibaren, ağırlıklı olarak da ekim ayında toplanır. Misket elması geç olgunlaşan bir çeşittir ve bir yıl bol ürün veren ağacın ertesi yıl daha az vermesi, yani periyodisite göstermesi de bilinen özelliklerindendir.

Elma Amasya'da çok eski bir üründür. 2013'te Yavru köyü yakınlarında, kaçak kazı yapılan bir alanda gerçekleştirilen kurtarma kazısında Roma dönemine ait bir yapı ve yirmi metrekarelik bir mozaik taban ortaya çıkarıldı. Mozaiğin ortasındaki yaklaşık bir buçuk metre çaplı madalyonda dört meyvesi olan bir elma ağacı ve altında üç keklik işlenmiştir. Amasya Müzesi'nde sergilenen bu mozaik, şehirde elma yetiştiriciliğinin en az iki bin yıllık bir geçmişi olduğunun kanıtı olarak gösterilir. Misket elması 2016'da yapılan başvurunun ardından 14 Mart 2019'da menşe adı olarak coğrafi işaret tescili almıştır. Bugün il genelinde yılda otuz beş bin ton civarında çeşitli elma üretilir ve bunun altı bin ton kadarı misket elmasıdır. Hasat dönemi, bahçelerde ve köylerde yılın en yoğun haftalarıdır. Ekim boyunca şehrin çarşısında ve pazarlarında taze misket elması bulunur, çarşının havası elma kokusuyla dolar.

Sonbahar, yazın toplanan ürünlerin kışa hazırlandığı mevsimdir. Çiçek bamyasının son dizileri ekim sonuna doğru kurur, elmalar depolara taşınır. Misket elması dayanıklı bir meyvedir ve iyi koşullarda saklandığında mayıs ayına kadar bozulmadan kalabilir. Soğuk hava depolarında başka elmalarla aynı odaya konmaz, kendine ayrılmış odalarda saklanır. Köylerde ise çiftçiler elmayı evlerinin alt katlarında "kara depo" adı verilen serin bölmelerde muhafaza eder. Elmanın kabuğu zamanla kendiliğinden yağlanır ve oluşan mumsu tabaka meyvenin raf ömrünü uzatır. Elma dilimlerini kurutmak da meyveyi yıl boyunca tüketmenin yollarından biridir. Kuru elma kış boyunca çerez olarak yenir, elma çayına da girer.

Kış: Sis, Kar ve Kaplıcalar

Kış Amasya'da kısa ama kendine özgü bir mevsimdir. Aralık ve ocakta günler kısalır, güneşli süre günde iki saate kadar iner ve gökyüzü çoğu gün kapalıdır. Nem yükselir ve özellikle sabah saatlerinde nehrin üzerinden sis kalkar. Sis, vadinin dar yapısı nedeniyle uzun süre dağılmaz. Böyle sabahlarda kral mezarları, kale ve karşı yamaçtaki evler yarı yarıya görünür, şehir gün ortasına kadar puslu bir örtünün altında kalır. Kar yağışı yamaçlarda ve yüksek köylerde sık görülse de vadi tabanında genellikle kısa ömürlüdür. Bir iki günlük karın Yalıboyu evlerinin çatılarını ve kayalıkların çıkıntılarını beyaza boyadığı günler, şehrin en nadir ve en çok aranan görüntüleri arasındadır. 2022 ocağındaki gibi yarım metreyi bulan karlar ise istisnadır.

Kış soğuğu Amasya'nın bahçeleri için bir zorunluluktur. Misket elması ağaçları kış dinlenmesine, yani belirli bir süre soğuğa maruz kalmaya ihtiyaç duyar. Soğuklama süresini tamamlamayan ağaçlarda baharda yaprak gözleri sürmez ve ağaç çıplak kalır. Tescil belgesinde misket elmasının soğuklama ihtiyacı 2536 saat olarak verilir. Amasya'da 1970 ile 2014 arasındaki ortalama soğuklama süresinin 2526 saat olması, elmanın bu vadide neden bu kadar iyi yetiştiğini açıklayan etkenlerden biridir. Ağacın odunsu kısımları eksi 40 dereceye kadar dayanır. Bu yüzden elma bahçeleri için asıl tehlike kışın soğuğu sayılmaz, çiçeklerin açtığı nisan sonunda bastıran geç dondur.

Turist kalabalığının çekildiği kış aylarında şehir sakinlerine kalır. Müzeler bu mevsimde daha rahat gezilir. II. Bayezid Külliyesi'nin imaret binasındaki Minyatür Amasya Müzesi, şehrin 1914'teki hâlini gece ve gündüz gösterimleriyle canlandırır. Defterdar Hasan Talat Efendi'nin 1865'te yaptırdığı Hazeranlar Konağı'nda on dokuzuncu yüzyıl Amasya evinin gündelik hayatı sergilenir. Arkeoloji müzesindeki İlhanlı mumyaları, Hitit fırtına tanrısının bronz heykeli ve elmalı mozaik, kış günlerinin kısa ışığında uzun uzun incelenebilir. Tarihî hamamlar da kışın en çok rağbet gören mekânlardır. Kubbeli sıcaklık bölümünün buğusu, dışarıdaki nemli soğuktan sonra şehrin eski bir kış alışkanlığını sürdürür.

Kış aylarının bir başka cazibesi kaplıcalardır. Şehrin yaklaşık 40 kilometre uzağında, Gediksaray yolu üzerindeki Terziköy Kaplıcaları bölgenin en çok ziyaret edilen kaplıcalarındandır. Bikarbonatlı, kalsiyumlu ve sodyumlu bileşime sahip olan suyu havuzlarda 39,5 derece civarındadır ve kısmen karbondioksit içerir. Kaplıcanın yanında Roma dönemine ait bir hamam kalıntısı bulunur. Kar yağarken sıcak suya girmek, özellikle resmî tatillerde ve hafta sonlarında bölgeyi kalabalıklaştırır. Amasya çevresinin şifalı sıcak suları eskiden beri bilinir. Strabon da Amasya topraklarının hemen ötesindeki Phazemonitis bölgesinde sağlığa son derece yararlı sıcak su kaynakları bulunduğunu kaydeder.

Kış sofrası da mevsimin karakterini taşır. Yazın ipe dizilip kurutulan çiçek bamyası, kışın etli bamya yemeğine dönüşür. Kurutulmuş bamyanın tüyleri, pişirilmeden önce ipleriyle birlikte temiz bir bez arasında ovularak temizlenir. Kara depoda saklanan elmalar kış boyunca sofraya gelir, kuru elmadan yapılan sıcak elma çayı soğuk akşamların içeceği olur. Yöre mutfağının toyga çorbası, keşkek ve Amasya çöreği gibi bilinen lezzetleri de kış sofralarında yer bulur.

Ziyaret Zamanını Seçmek

Amasya'ya gidilecek mevsim, gezginin aradığı şeye göre değişir. Renk ve fotoğraf için en verimli dönem, ağaçların döndüğü ve elma hasadının sürdüğü ekim ile kasım başıdır. Şehrin en canlı ve kalabalık hâlini görmek isteyenler için haziran, özellikle de 12 ile 22 Haziran arasındaki festival günleri uygundur. Ancak bu dönemde konaklama yerleri erken dolar ve öğle saatleri sıcaktır. Uzun yürüyüşler, kale tırmanışı ve şelale ile göl gezileri için nisan ile mayıs en rahat aylardır. Elma çiçeğini görmek isteyenler nisanın son haftasını hedeflemelidir. Sessizlik, sis ve kaplıca arayanlar için kış ayları idealdir. Bu mevsimde müzeler ve tarihî yapılar kalabalıktan uzak gezilir. Hangi mevsimde gidilirse gidilsin, şehrin dar vadisi kısa mesafede çok şey görmeye imkân verir. Merkezdeki yapıların çoğu yürüme mesafesindedir. Boraboy, Baraklı, Tavşan Dağı ve Terziköy gibi yerler ise bir günlük gezilerle mevsimin sunduklarına göre programa eklenebilir.

Kronoloji

1893: Bir Osmanlı eserinde Amasya'da 975 okka (yaklaşık 1250 kg) bamya üretildiği kaydedilir.

1901: Amasya bamyasının İstanbul'a, Osmanlı sarayına gönderildiği belgelenir.

12 Haziran 1919: Mustafa Kemal Paşa Amasya'ya gelir, Cülüs Tepe'de Müftü Hacı Hafız Tevfik Efendi tarafından karşılanır.

22 Haziran 1919: Amasya Genelgesi yayımlanır.

1994: Taşova Çiçek Bamyası Kültür ve Sanat Festivali ilk kez düzenlenir.

30 Temmuz 2000: Amasya'da ölçülen en yüksek sıcaklık, 45,0 derece kaydedilir.

15 Ocak 2008: Ölçülen en düşük sıcaklık, eksi 21,0 derece kaydedilir.

2013: Yavru köyü yakınlarındaki kurtarma kazısında Roma dönemine ait elma ağacı figürlü mozaik bulunur.

8 Ocak 2016: Amasya Misket Elması için coğrafi işaret başvurusu yapılır.

2018: Amasya Çiçek Bamyası coğrafi işaret tescili alır.

14 Mart 2019: Amasya Misket Elması menşe adı olarak tescil edilir.

2021: Amasya etli çiçek bamyası yemeği coğrafi işaret tescili alır.

23-24 Ocak 2022: Günlük yağış rekoru (71,2 mm) ve en yüksek kar kalınlığı (50 cm) ölçülür.

Mart 2025: Misket elması ve çiçek bamyası için Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusu yapılır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Strabon, Geographika, XII. kitap, 3. bölüm (H. L. Jones çevirisi, Loeb Classical Library)

Akademik çalışmalar

  • Yüzüncüyıl, K. S., "Amasya Çiçek Bamyası'nın Peşinde", Sofra (2025); Elmacı, S., "Amasya'da Bamya (Okra) Tarımının Coğrafi Esasları", Doğu Coğrafya Dergisi 15/24 (2011)
  • Şenol, E., "Boraboy Gölü (Amasya) ve Çevresinin Rekreasyon Amaçlı Kullanımdan Kaynaklanan Başlıca Sorunları", Doğu Coğrafya Dergisi

Resmî kaynaklar

  • Türk Patent ve Marka Kurumu, Amasya Misket Elması coğrafi işaret tescil belgesi, No: 424 (14.03.2019) ci.turkpatent.gov.tr
  • Türk Patent ve Marka Kurumu, Amasya Çiçek Bamyası coğrafi işaret tescil belgesi, No: 352 (2018) ci.turkpatent.gov.tr

Diğer kaynaklar

  • Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Resmî İklim İstatistikleri: Amasya (ölçüm dönemi 1961-2025) ve İllere Ait Mevsim Normalleri (1991-2020)
  • Orman Genel Müdürlüğü Amasya Orman Bölge Müdürlüğü, "Amasya'da 12-22 Haziran Uluslararası Atatürk, Kültür ve Sanat Festivali Başladı"
  • Amasya'nın coğrafi işaret tescilli misket elması hasadına ilişkin basın haberleri (Eylül 2026)
  • Amasya (Vikipedi, Türkçe ve İngilizce maddeler); Boraboy Gölü; Terziköy Kaplıcaları; Yeşilırmak (Vikipedi)
  • Etstur Let's Go, "Amasya'da Gezilecek Yerler: Amasya'nın Tarihi ve Turistik Rotaları" (2025); Gezmek Güzel Şey, "Şehzadeler Şehri: Amasya" (2021); NeredenNereye Blog, "Büyüleyen Şehir: Amasya" etstur.com

Çevrimiçi kaynaklar