Arapça, Farsça ve Türkçe, yani Hüsameddin'in deyişiyle "elsine-i selâse" ile şiir söyleyen Abdürrahîm Zeyneddîn el-Amâsî, Moğol emirlerinin Anadolu'yu yönettiği yıllarda Amasya'daki müderrisliğini bırakıp Halep'e ve Şam'a göç etti. Orada ders okuttu ve 710 (1310-11) yılından sonra öldü. Amasya'da yetişip Memlûk şehirlerine giden ilk kuşak âlimlerden biri olarak ilgiyi hak eder; ne var ki hakkında bilinenler tek bir kısa maddeden ibarettir ve şiirlerinden geriye bir satır kalmamıştır.
Amasya Tarihi'ndeki Kaydı
Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Abdürrahîm Zeyneddîn el-Amâsî maddesi dört cümledir:
Amasya Kadısı Mevlânâ Mehmed Efendi'nin oğludur. Ulemâdan ikmâl-i tahsîl edib müderris iken Tatar beylerinin müz'îc hareketlerinden bizâr olarak Halep ve Şam'a gitdi. Orada tedrîs-i ulûm edib 710 sâlinden sonra vefât etdi. Kibâr-ı ulemâdan edîb, elsine-i selâsede şâir idi.
Bugünkü Türkçeyle: Babası Amasya kadısı Mevlânâ Mehmed Efendi'dir. Âlimlerin yanında öğrenimini tamamlamış, müderrisken Tatar beylerinin rahatsız edici davranışlarından bıkarak Halep'e ve Şam'a gitmiştir. Orada ders okuttu ve 710 yılından sonra öldü. Büyük âlimlerden, edebiyat ehli bir zattı; üç dilde şiir söylerdi.
Hayatı ve Amasya ile Bağı
Abdürrahîm'in Amasya ile bağı doğrudandır: babası şehrin kadısıydı, kendisi de Amasya'da okuyup müderris olmuştu. Kaynakta doğum yılı, okuduğu medrese ve hocaları yoktur. Hüsameddin'in "Tatar beyleri" dediği kişiler, XIII. yüzyılın sonu ile XIV. yüzyılın başında Anadolu'yu İlhanlılar adına yöneten Moğol komutanları ve emirleridir. Amasya bu dönemde İlhanlı idaresi altındaydı; Hüsameddin'in "müz'îc", yani rahatsız edici, taciz edici diye nitelediği davranışların neler olduğu maddede açıklanmaz.
Amasya'dan Memlûk topraklarına gitmek o yıllarda tek örnek değildi. Hüsameddin'in aynı ciltte anlattığı Amasya kadılkudatı Şemseddîn Mehmed Ebü'l-Fezâil er-Rûmî de 727'de (1326-27) Sivas valisi Timurtaş Bey'in Mısır'a kaçışı sırasında Şam'a gitmiş, orada müderris olarak 729 Muharreminde (Kasım-Aralık 1328) ölmüştü. Hüsameddin onu da üç dilde konuşan bir âlim olarak tanıtır ve Moğol diline vâkıf olduğunu ekler. Abdürrahîm'in göçü bundan yaklaşık yirmi yıl önceye düşer ve kendi başına bir kaçıştır; bir siyasî olaya bağlanmaz.
Halep ve Şam'da ders okuttuğu bilgisi, ölüm tarihinin "710 sâlinden sonra" diye yuvarlak verilmesi ve başlıktaki "Zeyneddîn" lakabıyla "el-Amâsî" nisbesi, Hüsameddin'in bu bilgiyi Arapça bir biyografi kaynağından almış olabileceğini düşündürür. Bu bir tahmindir; Hüsameddin kaynağını belirtmez, bu adla Memlûk dönemi kaynaklarında bir kayda da rastlanmadı.
Şiiri
Hüsameddin'in saydığı üç dilden biri Türkçedir ve XIV. yüzyılın başında Anadolu'da yazılmış Türkçe şiir çok azdır; "elsine-i selâsede şâir" hükmünün dayandığı metinleri görmek bu yüzden değerli olurdu. Abdürrahîm Zeyneddîn'in şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin bir eser adı vermez, maddesine tek beyit de koymaz. Son yılları Halep ve Şam'da geçtiğine göre şiirlerinin çoğunun Arapça olması beklenir; kaynak bu konuda bir şey söylemez.
Kronoloji
710 (1310-11) sonrası: Şam ya da Halep'te ölür.
727 (1326-27): Bir başka Amasyalı âlim, kadılkudat Şemseddîn Mehmed Ebü'l-Fezâil, Şam'a gider.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 488 (Abdürrahîm Zeyneddîn el-Amâsî maddesi; e-kitap s. 508). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page508.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 167-168 (Şemseddîn Mehmed-Ebü'l Fezâil er-Rûmî maddesi; e-kitap s. 408). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page408.html
Çevrimiçi kaynaklar
