Amasya sancağının divan kâtipliği Selâmî Mehmed Bey'in elinden bir kez ayanlar arasındaki çekişme yüzünden çıktı, bir kez de İstanbul'da padişah değişince geri geldi. İki kez bu kalemin başına geçen kâtip şair, 1240'ın (1824-25) başlarında şehri sarsan büyük depremde hayatını kaybetti. Köprübaşı Mahallesi'nin ileri gelen ailelerinden Selâmzâdelere mensuptu; "Selâmî" mahlası da büyük ihtimalle bu aile adından türemiştir. Hakkında bilinenler, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde kendisine ayrılmış birkaç satırdan ibarettir ve madde onu yalnızca "kâtib, şâir" diye tanıtır.

Hüsameddin'in Maddesi

Maddenin tamamı şöyledir:

Selâmî Mehmed Bey-Selâmzâde Amasyalıdır. Alaybeyilerden ve Amasya'nın Köprü-başı Mahallesi eşrâfından el-Hâc Mustafa Bey bin Abdullah Bey'in mahdûmudur. Pederinin irtihâlinde ze'âmetine mutasarrıf olup tahsîl-i ilm ü kitâbet ederek Amasya mukâta'âtı kâtibi oldu. Ba'dehû Amasya sancâğı dîvân kâtibi olup Çapanzâde Süleyman Bey'in tarafdârı oldugundan 1222'de azl edildi. 1223'de Sultân Mahmûd-ı sânînin cülûsunu müte'âkıb yine dîvân kâtibi olarak i'âde-i ikbâl etdi. 1240 senesi evâ'ilinde büyük zelzelede vefât etdi. Kâtib, şâir idi. Mahdûmu Mustafa Bey ve birâderi Abdullah Beg'dir.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Alaybeylerinden ve Amasya'nın Köprübaşı Mahallesi'nin ileri gelenlerinden Hacı Mustafa Bey bin Abdullah Bey'in oğludur. Babası ölünce onun zeametini (büyük dirliğini) devraldı; ilim ve kâtiplik öğrenerek Amasya mukataalarının, yani vergi kaynaklarının kâtibi oldu. Sonra Amasya sancağının divan kâtibi oldu; Çapanoğlu Süleyman Bey'in taraftarı olduğu için 1222'de görevden alındı. 1223'te II. Mahmud'un tahta çıkmasının ardından yeniden divan kâtibi olarak eski itibarına kavuştu. 1240 yılının başlarında büyük depremde öldü. Kâtip ve şairdi. Oğlu Mustafa Bey, kardeşi Abdullah Bey'dir.

Hayatı

Babasından kalan zeamet Selâmî'yi taşra sipahi ve ayan çevresinin içine yerleştirmişti; ama o, babası gibi alaybeyliğe yönelmek yerine kalem yolunu seçti. İlk görevi Amasya mukataalarının kâtipliğiydi. Bu iş, iltizama verilen vergi kalemlerinin defterlerini tutmayı gerektirirdi ve şehrin para ile nüfuz ilişkilerinin tam ortasında dururdu. Ardından sancağın divan kâtibi oldu, yani mutasarrıf ya da mütesellim adına yazılan bütün resmî yazışmaların başındaki kişi.

1222'deki (1807) azil, taraf tutmanın bedeliydi. Hüsameddin aynı ciltte, Avkatlızâde Süleyman Re'fet Bey'in maddesinde, o yılın cemaziyelevvel ayında Canikli Tayyar Mahmud Paşa'nın yeniden Amasya mutasarrıfı olduğunu ve Hüsameddin'in Cebbârzâde'nin, yani Çapanoğlu'nun "bir kolu" dediği Süleyman Re'fet Bey'in nüfuzunun bununla sarsıldığını anlatır. İki maddedeki tarihler yan yana konunca Selâmî'nin, Çapanoğlu taraftarlarının Canikli yönetimince tasfiye edildiği bu dalgada görevini kaybettiği sonucuna varılabilir, ama bu bağlantı metinde yazılı değildir. Bir yıl sonra, 1223'te (1808) II. Mahmud'un tahta çıkışı ve Tayyar Paşa'nın azledilip idam edilmesiyle tablo tersine döndü ve Selâmî yeniden divan kâtipliğine getirildi. Selâmî'nin iki kez el değiştiren kalemi, Çapanoğulları ile Canikli ailesinin Amasya ayanı üzerindeki rekabetinin küçük bir yansımasıdır.

Ölümü de şehrin başına gelen bir felakete bağlıdır. Hüsameddin, onun 1240 yılının "evâil"inde, yani ilk günlerinde olan büyük depremde öldüğünü yazar; hicrî 1240 yılı Ağustos 1824 sonunda başladığına göre bu sarsıntı 1824 sonbaharına düşer. Amasya'nın tarihî depremleri arasında anılan bu yılların afetleri, şehrin köprülerinde ve yapılarında da iz bırakmıştır.

Selâmzâdeler

Hüsameddin'in başka maddeleri, Selâmzâde ailesinin XVIII. yüzyıl başından beri Amasya ayanı arasında bulunduğunu gösterir. 1117 (1705) yılının ilk gününde dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından Selâmzâde Mehmed Bey bin Sâdullâh Bey Amasya'nın baş ayanı olmuştu. Onun oğlu Abdullah Bey yeniçeri serdarlığından mirlivalığa yükselmiş, 1178'de emekliye ayrılmış ve 1181'de (1767-68) ölmüştür; Hüsameddin bu Abdullah Bey'in oğlunun "Yüzbaşı Mustafa Ağa" olduğunu kaydeder. Selâmî'nin babası "Hacı Mustafa Bey bin Abdullah Bey" diye anıldığına göre, Yüzbaşı Mustafa Ağa ile aynı kişi olması ve Selâmî'nin baş ayan Mehmed Bey'in torununun oğlu sayılması akla yakındır; yine de Hüsameddin iki maddeyi birbirine bağlamaz, bu soy zinciri bir çıkarımdır.

Aile sonraki kuşakta da şehirde anılmaya devam eder. Amasya belediye reisliği yapmış Topçuzâde Hacı Halil Efendi, 1258'de (1842) doğmuş ve "Selâmzâde Mustafa Bey'in kerîmesi" ile evlenmiştir. Selâmî'nin oğlunun da Mustafa Bey adını taşıdığı düşünülürse, bu gelin büyük olasılıkla şairin torunudur.

Şiiri

Selâmî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Şairliği, maddenin sonundaki "kâtib, şâir idi" sözünde tek bir kelimeye sığmış; ne bir divan ne mecmualara geçmiş bir gazel ne de bir tarih manzumesi anılır. Divan kâtiplerinin resmî yazışmalarda inşa ve tarih düşürme becerisiyle tanındığı bir dönemde Selâmî'nin şiiri de muhtemelen bu kalem çevresinin içinde kalmış, ama bugüne bir örneği gelmemiştir.

Kronoloji

1117 (1705): Selâmzâde Mehmed Bey bin Sâdullâh Bey Amasya baş ayanı olur.

1181 (1767-68): Selâmzâde Abdullah Bey ölür.

1222 (1807): Selâmî, Çapanoğlu taraftarı olduğu için Amasya sancağı divan kâtipliğinden alınır.

1223 (1808): II. Mahmud'un tahta çıkışının ardından yeniden divan kâtibi olur.

1240 başları (1824 sonbaharı): Amasya'daki büyük depremde ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar