Ahmed Remzi Akyürek (1872-1944), Remzî mahlasıyla şiir yazan, divan şiiri geleneği içinde yetişmiş Mevlevî şairlerinin son temsilcilerinden biri ve Üsküdar Mevlevîhânesi'nin son şeyhidir. Kayseri'de doğmuş, Konya, Kastamonu, Halep, Şam ve İstanbul arasında geçen bir hayatın sonunda yine Kayseri'de ölmüştür. Amasyalı değildir ve Amasya'da görev yapmamıştır. Onu bu şehre bağlayan, 1936 sonbaharında yaptığı bir günlük ziyaret, bu ziyaretin ardından Amasyalı şair Ahmed Emrî Yetkin'e mektupla gönderdiği "Amasya İçin" başlıklı gazel ve Emrî'nin Amasya'da tuttuğu bir mecmuaya kopyaladığı şiirleridir. Bağ tek bir şiire ve bir dostluğa dayandığı için bu sayfada hayatı kısa tutulmuş, ağırlık Amasya ile ilişkisine verilmiştir.

Hayatı

Remzî, Kayseri Mevlevîhânesi şeyhi Süleyman Atâullah Efendi'nin oğludur ve mevlevîhânenin içinde dünyaya gelmiştir. Aile, Mevlânâ Dergâhı postnişini Mehmed Said Hemdem Çelebi'nin mürşidi Seyyid Süleyman Türâbî'nin soyundan gelir. Sıbyan mektebini ve rüştiyeyi bitirdikten sonra başta babası olmak üzere Kayserili hocalardan ve şairlerden Arapça, Farsça ve edebiyat okudu. 1892'de İstanbul'a gitti, Divân-ı Muhâsebât'ta çalışırken Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Celâleddin Efendi'ye intisap edip semâ çıkardı. Bir yıl sonra Kayseri'ye dönünce Kayseri İdâdîsi'ne ahlâk ve din bilgisi hocası oldu, bir yandan da medreselerde Farsça, Gülistân, Bostân ve Mesnevî okuttu.

II. Meşrutiyet'ten sonra Konya'da Çelebizâdelere Mesnevî okuttu, Kütahya Ergûniye Mevlevîhânesi'ne şeyh vekili olarak gönderildi. 1909'da Kastamonu, 1913'te Halep Mevlevîhânesi'ne şeyh oldu. Birinci Dünya Savaşı'nda Filistin cephesine giden Mevlevî taburuna katılıp Şam'a ve Medine'ye gitti. 1919'da Halep'in işgali üzerine İstanbul'a döndü ve Üsküdar Mevlevîhânesi'nin şeyhliğine getirildi. Tekkeler 1925'te kapatılınca Üsküdar'daki Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'nde memur oldu ve on yılı aşkın bir süre kitapları tasnif edip fihristlerini çıkardı. Kütüphaneden ayrılışı için kaynaklar farklı tarih verir: TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre 1 Şubat 1937'de istifa edip Ankara'ya gitmiş ve orada Eski Eserler Kütüphanesi'nde müşavirlik yapmıştır; Yakup Şafak ise kütüphaneye Ağustos 1927'de tayin edildiğini ve 1941'e kadar burada çalıştığını yazar. 6 Kasım 1944'te Kayseri'de öldü ve Seyyid Burhâneddin Tirmizî'nin türbesine gömüldü.

Aruz ve hece vezniyle yazdığı dinî ve tasavvufî şiirleri Hazîne-i Fünûn, Mahfil ve Tarih ve Edebiyat gibi dergilerde yayımlandı. Şiirlerinin bir kısmını Bergüzâr adıyla Kastamonu'da bastırdı (1329). Farsça öğretmek için Manzum Kavâid-i Fârisî adlı manzum bir gramer ve Tuhfe-i Remzî adlı manzum bir sözlük hazırladı, Seyyid Burhâneddin ve Kayserili Zeynelâbidin için manzum menkıbeler, seksen beyitlik bir Karaman seyahatnamesi yazdı, Vâhidî'nin Gül ü Bülbül'ünü Gülzâr-ı Aşk adıyla çevirdi. Farsça bir divançesi yazma hâlinde kalmıştır. Türkçe şiirlerini Hasibe Mazıoğlu Ahmet Remzi Akyürek ve Şiirleri (Ankara 1987) adlı çalışmada toplamıştır.

Amasya ile Bağı

Remzî'nin Amasya ile ilişkisi, Amasya müftüsü Abdurrahman Kâmil Efendi'nin oğlu olan şair ve öğretmen Ahmed Emrî Yetkin (1886-1974) üzerinden kurulmuştur. Emrî'nin 1947'de Feridun Nâfiz Uzluk'a yazdığı bir mektupta Mevlevî büyüklerinden tanıdıklarını sayarken söylediği söz, bu ilişkinin niteliğini gösterir:

Remzi Efendi merhum ile musâhabem ve muhâberem var idi.

Günümüz Türkçesiyle: Merhum Remzi Efendi ile sohbetimiz ve yazışmamız vardı.

Bu yazışmanın en somut izi, Amasya Beyazıt Kütüphanesi'nde 1645 numarada kayıtlı, 83 yapraklık bir şiir mecmuasıdır. Kütüphane ve Yazma Eserler Kurumu kayıtlarında eser yanlışlıkla Ahmed Remzi Akyürek'e nispet edilmiştir. Yakup Şafak, el yazısına ve notların içeriğine dayanarak mecmuanın Emrî'ye ait olduğunu göstermiş, yanlış nispetin mecmuada Remzî'nin çok sayıda şiiri bulunmasından kaynaklanmış olabileceğini söylemiştir. Şafak'ın listesine göre mecmuada Remzî'nin yirmiye yakın şiiri vardır. Bunlar arasında Kayserili dostu Gâlib Efendi'nin bir gazeline yazdığı nazire, Gâlib ile birlikte söylediği "müşterek" bir gazel, Nâzım Paşa'nın hece vezniyle yazdığı bir manzumeye tazmini, Âşık Ömer'in "dokunma" redifli gazeline yaptığı taştir ve Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'nde memurken yazdığı bir gazel bulunur. Bir kısmının sonunda Emrî, şiiri hangi kitaptan aldığını not etmiştir.

Mecmuadaki iki not Remzî'nin Amasya'ya gelişini belgeler. Bunlardan biri, mecmuanın 81b sayfasında, Remzî'nin bir gazelinin altına düşülmüştür:

Ahmed Remzi Efendi, damadı Çorum Sıhhiye Müdürü ile birlikte 4 Teşrîn-i Evvel 36 Pazar günü Amasya'ya geldi. O akşam Mevlevî şeyhi mahdûmu Celâl Bey'in hanesinde misafir oldu ve ertesi günü sabahtan Yüzbeyi Köyü'ne gitti ve geldikten sonra Çorum'a gitti.

Günümüz Türkçesiyle: Ahmed Remzi Efendi, Çorum Sağlık Müdürü olan damadıyla birlikte 4 Ekim 1936 pazar günü Amasya'ya geldi. O akşam Mevlevî şeyhinin oğlu Celâl Bey'in evinde misafir kaldı, ertesi sabah Yüzbeyi köyüne gitti, döndükten sonra da Çorum'a geçti.

Notta anılan Mevlevî şeyhi, Şafak'ın gösterdiği kaynağa göre Amasya Mevlevîhânesi'nin son şeyhi Seyyid Mehmed Cemâleddin Dede'dir. Tekkelerin kapatılmasından on bir yıl sonra eski bir Mevlevî şeyhinin Amasya'da yine bir Mevlevî ailesinin evinde ağırlanması, dergâhlar kapandıktan sonra da sürüp giden tarikat bağlarını gösteren küçük bir ayrıntı olarak okunabilir. Ziyaret kısa sürmüştür ve Remzî'nin şehirde kimlerle görüştüğü, Emrî ile bu sırada yüz yüze buluşup buluşmadığı notta yazılı değildir.

Şiiri

Remzî'nin Amasya ile ilgili bilinen tek şiiri, Üsküdar'dan Emrî Efendi'ye gönderdiği sekiz beyitlik "Amasya İçin" gazelidir. Gazel Mehmet Arslan'ın şehirler için yazılmış divan şiirlerini derlediği bildiride tam metniyle yayımlanmıştır. Şafak'ın aktardığına göre Emrî'nin mecmuasında da yer alır ve sonundaki kayıt, şiirin Remzî'nin 22 Ekim 1936 tarihli bir mektubundan alındığını söyler. Ziyaretten on sekiz gün sonra yazılan mektup, ilk beyitteki "şöyle bir gördüm Amasya şehrini rüya gibi" sözüyle uyuşur. Gazelde şehrin camileri, Yeşilırmak, ırmak üzerindeki su dolapları, ağaçlı vadi ve elma övülür, yedinci beyitte "Tal‘at" adlı vali, son beyitte de Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsâmeddîn'in mahlası "Asrî" anılır. Arslan'ın listesinde Remzî'nin Ankara, Çorum, Havza, Niğde ve Üsküdar için yazdığı şiirler de bulunur. Bu, Amasya gazelinin onun sık kullandığı şehir övgüsü türünden bir örnek olduğunu gösterir.

Emrî'nin mecmuasındaki öteki şiirler için Şafak yalnız ilk beyitleri vermiştir. Bunların Amasya ile konu bakımından bir ilgisi yoktur; Remzî'nin Türkçe şiirlerinin tamamı Mazıoğlu'nun çalışmasında yer alır. Amasya gazeli bu kategoride ayrı sayfada, özgün metni, günümüz Türkçesi ve yorumuyla verilmiştir. Şehirle ilgili ayrıntılı notlar Amasya Şiirleri bölümündeki sayfada, gazelin muhatabı Emrî'nin babası olan Amasya müftüsünün şiirleri Abdurrahman Kâmil Efendi: Şair ve Eserleri yazısında yer alır.

Kronoloji

1872: Kayseri Mevlevîhânesi'nde doğar.

1892: İstanbul'a gider, Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Celâleddin Efendi'ye intisap eder.

1909: Kastamonu Mevlevîhânesi şeyhi olur.

1913: Halep Mevlevîhânesi postnişinliğine tayin edilir.

1919: Üsküdar Mevlevîhânesi şeyhi olur.

1925: Tekkeler kapatılır; Remzî Üsküdar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'nde memur olur (Şafak'a göre tayini Ağustos 1927).

4 Ekim 1936: Damadıyla birlikte Amasya'ya gelir, Celâl Bey'in evinde misafir olur, ertesi gün Yüzbeyi köyüne gidip Çorum'a geçer.

22 Ekim 1936: "Amasya İçin" gazelini bir mektupla Emrî Efendi'ye gönderir.

6 Kasım 1944: Kayseri'de ölür.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar