Abdurrahman Kâmil Efendi, Amasya'nın son devir âlimleri arasında daha çok müftülüğü, Beyazıt Camii kürsüsü ve 1919 yazındaki cuma vaazıyla tanınır. Onun bir de şair yüzü vardır ve bu yüz uzun süre ilgi görmemiştir. Hakkındaki çalışmalar divan sahibi olduğunu söylemekle yetinmiş, şiirlerinin kendisine yer vermemiştir. Avni Erdemir'in 2019'da yayımladığı makale bu boşluğu doldurdu: Millî Kütüphane'deki müellif hattı Divançe'de "Kâmil" mahlasıyla yazılmış on dört Türkçe şiir tespit edildi ve çeviriyazıyla yayımlandı. Bu sayfa, Kâmil Efendi'nin şairliğini, şiirlerinin bulunduğu yazmayı ve bu on dört şiirin her birini tanıtır.
Şiirlerin çoğu, XX. yüzyıla yetişmiş bir müderrisin klasik divan şiirinin şekil ve mazmun dünyasında ne kadar rahat dolaşabildiğini gösterir. Gazel, kaside, mesnevi, muhammes ve müsemmen yazmış, aruzun yedi ayrı kalıbını kullanmış, Arap alfabesinin harflerini sıraya dizen bir elif-nâme kurmuştur. Konusu hemen her şiirde ilâhî aşktır; sevgiliye ait kelimeler tasavvufî bir anlam taşır. Şiirlerden biri, Amasya'nın Şeyhsadi köyünde yatan Şeyh Şâdî için yazılmış elli beş beyitlik mesnevidir ve sitenin Amasya Şiirleri dizisinde yayımlanmıştır.
Hayatı
Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil Efendi 1850'de Amasya'da doğdu; Erdemir, hicrî tarihi 15 Cemâziyelâhir 1266 olarak verir ve bunu 28 Nisan 1850'ye karşılık getirir. Kırım'dan göç eden Mecdîzâde ailesinin çocuğudur; babası kadılık yapmış Ahmed Rif'at Efendi, dedesi Nakşibendî şeyhi Mustafa Mecdî Efendi'dir. Hâfızlığını sıbyan mektebinde tamamladı, Ziya Paşa'nın açtırdığı Rüşdiye'de ve Mehmed Paşa Medresesi'nde okudu, ağabeyi Sâdık Efendi'den kıraat, ferâiz ve aruz, Şirvânî Mîr Hasan Efendi'den tefsir, hadis ve usûl derslerini alarak 1879'da icâzet aldı. Bekir Paşa Medresesi'nde müderrislik, Sultan Bayezid Camii'nde kürsü şeyhliği yaptı; Mayıs 1900'de Amasya müftüsü oldu, 1915'te emekliye ayrıldı, Temmuz 1922'de yeniden atandığı müftülükte ölümüne kadar kaldı. 13 Haziran 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın da bulunduğu cemaate verdiği vaaz ve ertesi gün kurulan Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ndeki ikinci sıradaki üyeliği onu Millî Mücadele tarihinin içine yerleştirir. Ölüm tarihi ve mezarı kaynaklarda farklı verilir: TDV İslâm Ansiklopedisi'ne dayanan anlatılarda 31 Aralık 1941 ve Tekirdede Kabristanı, Erdemir'in Recep Orhan Özel'e dayanan kaydında ise 18 Kânunuevvel 1941 perşembe ve Şamlar Mezarlığı geçer. Hayatının ayrıntısı sitedeki Abdurrahman Kâmil Efendi biyografisinde anlatılmıştır.
Amasya ile Bağı
Kâmil Efendi doğumundan ölümüne kadar Amasyalıdır ve şiirleri de Amasya'nın camilerinde, medreselerinde geçen bir hayatın içinden çıkmıştır. Divançe'nin yazılış sebebini anlatan önsözde, Gümüşlüzâde Ahmed Paşa Camii'nde tefsir dersleri verdiğini, Kâdî Beyzâvî'nin Envârü't-tenzîl ve esrârü't-te'vîl adlı tefsirinden Vâkıa sûresini okuttuğu sırada içinde doğan duyguları dinleyenlerle paylaştığını söyler. Eserin kendisini de "dostların ısrarı ve halkın arzusu" üzerine yazdığını belirtir. Özel bu dersleri Gümüşlü Camii'ne yerleştirir. Hüsameddin'e göre Gümüşlü Camii'ni 818 (1415-16) depreminden sonra Gümüşlüzâde Ahmed Paşa onarmıştır; iki adın aynı camiyi gösterdiği bu yüzden düşünülebilir, ancak bu bizim çıkarımımızdır.
Şiirlerin en uzunu da Amasya'ya bağlıdır. Kâmil Efendi, Şeyh Şâdî Türbesi'nin yeniden yapımıyla görevlendirilince 8 Ağustos 1308 rûmî (20 Ağustos 1892) günü bugün Amasya merkeze bağlı Şeyhsadi köyüne gitmiş, türbeyi ziyaret etmiş ve iki gün sonra elli beş beyitlik bir mesnevi yazmıştır. Şiir bir "sefer-nâme" biçimindedir: kalemden bir sevgiliye mektup yazması istenir, ayrılık içindeki âşık dolaşa dolaşa Şeyh Şâdî köyüne varır, şeyhin kabrine yüz sürer ve dua eder. Bu mesnevinin özgün metni, günümüz Türkçesiyle aktarımı ve türbenin hikâyesi Amasya Şiirleri dizisindeki yazıda verilmiştir; burada tekrar edilmemiştir.
Eserleri
Kâmil Efendi'nin eserlerinin çoğu dinî ilimlere ve Arap diline dairdir. Erdemir'in, Kâmil Şahin'in ve Özel'in kayıtları birleştirildiğinde şu eserler bilinir: 1938'de tamamlanan ahlâk risalesi Nakdü'l-hâtır fî cilâi'n-nâzır (Amasya Yazma Eserler Kütüphanesi 1708/1); Harîrî'nin Makāmât'ındaki güç kelimeleri açıklayan Tebyînü'l-muğlakât ve'l-mühimmât min elfâzi'l-Makāmât (1920-21); Sa'dî-i Şîrâzî'nin Bostân'ına yarım kalmış Arapça bir şerh; kaf harfiyle başlayan adların biyografilerini veren Terâcim-i Ahvâl; Millî Kütüphane'deki üç yazmada toplanan vaazları (Mevâiz); Ahmed Hüsâmeddin Dâğıstânî'nin istihrâca dair eserinin tercümesi Mir'âtü'ş-şüûni'l-hakāik; 1903 tarihli Hâtırât; Büstî'nin Kasîde-i Nûniyye'sine 1904'te yazılan şerh; eksik bir Yâsîn sûresi tefsiri; fetvaları ve Beyazıt Camii'ndeki tefsir derslerinin notları.
Şairliğiyle ilgili tek eser Dîvân-ı Kâmil diye anılan şiir defteridir. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Kâmil Şahin, Arapça ve Farsça şiirlerin de yer aldığı divanın 1884'te tamamlandığını ve sonunda müellifin kendi biyografisinin bulunduğunu yazar. Mustafa Murat Batman da aynı bilgiyi tekrar eder ve eserde ilmiye sınıfından çağdaşlarına yazılmış şiirler bulunduğunu ekler. Erdemir'in üzerinde çalıştığı nüsha ise Millî Kütüphane'dedir ve bu bilgilerin bir kısmıyla örtüşmez.
Divançe: Nüshası ve Yazılışı
Yazma, Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda Yz. A 8993 numarada Divançe adıyla kayıtlıdır. Doksan sekiz sayfalık müellif hattı bir nüshadır; ciltsizdir, sayfalar on dokuz satır hâlinde ta'lik hatla yazılmış, bazı beyitler ve duraklar kırmızı mürekkeple işaretlenmiştir. Dış kapakta sonradan eklendiği anlaşılan "Dîvân-ı Kâmil Mecdîzâde" ibaresi vardır. Doksan sekizinci sayfada Kâmil Şahin'in kurşun kalemle düştüğü, 9 Temmuz 2002 tarihli bir not bulunur: divan hakkında kendisini görmeden kimsenin çalışma yapmamasını, çünkü elinde kâğıtlar hâlinde başka şiirler de olduğunu yazar. Kapaktaki "satın alma: Şahin Kitabevi, 2002" kaydıyla birlikte bu not, nüshanın o yıl Millî Kütüphane'ye satıldığını gösterir. Erdemir, Şahin'le görüştüğünü, ancak sözü edilen bu ayrı şiir kâğıtlarına ulaşamadığını belirtir.
Nüshanın düzeni karışıktır. Seksen birinci sayfadan sonra eserin gözden geçirilmiş başka bir nüshasından koparılmış sayfalar yapıştırılmıştır; bu sayfalar önsözün ve ilk sayfaların tekrarıdır. Eserin ilk şiiri olan mesnevi bu yüzden ikinci sayfada yedi beyit, sonradan eklenen 86b sayfasında on yedi beyit olarak görünür; mahlas beyti de seksen birinci sayfadadır. Erdemir parçaları birleştirerek mesneviyi on dokuz beyit olarak yayımlamıştır.
Yazılış tarihi de tartışmalıdır. Kâmil Şahin ve onu izleyenler 1884'ü verir. Erdemir'e göre önsözdeki "üç yüz iki ramazanı" ibaresi Haziran-Temmuz 1885'e karşılık gelir; eserin son şiiri Şeyh Şâdî mesnevisi olduğuna göre yazım Ağustos 1892'de bitmiş olmalıdır. Erdemir'in bir dipnotunda bitiş tarihi 10 Ağustos 1890 diye geçer; makalenin ana metninde ise 20 Ağustos 1892 yazılıdır ve rûmî 1308 yılı bu ikinci tarihe uyar.
Eserin adı metinde açıkça söylenmez. Önsözde Kâmil Efendi yazma sebebini "sebeb-i tahrîr-i nemîka-i firâk ve mûcib-i tastîr-i vesîka-i iştiyâk", yani ayrılık mektubunu yazmanın ve özlem belgesini satırlara dökmenin sebebi diye anar ve kendini şu beyitle tanıtır:
Dil ü cânı riyâdan pâk u sâde
Muhabbet geştesi bu Mecdîzâde
Gönlü ve canı riyadan arınmış, sade; muhabbet yolunun gezgini bu Mecdîzâde. Erdemir bu ibareden hareketle eserin asıl adının Nemîka-i Firâk ve Vesîka-i İştiyâk olabileceğini düşünür. Eser bir divan da sayılmaz: nesir kısımları nazımdan uzundur, secili ve ağdalı bir nesirle yazılmış tasavvufî düşünceler Türkçe, Arapça ve Farsça şiirlerle desteklenir. Özel bu yüzden esere "divançe" der ve mecazî aşktan ilâhî aşka geçişin manzum-mensur bir anlatımı olarak tanımlar. Eserde Nâbî'den, Fuzûlî'den ve Bursalı Cinânî'den alıntılar da vardır; Kâmil Efendi ilk ikisinin adını verir, Cinânî'nin adını anmaz.
Edebî Kişiliği
Erdemir, başka şairlere ait olabilecek mahlassız parçaları Kâmil'e mal etmemek için yalnız "Kâmil" mahlası taşıyan şiirleri esas almıştır. Bu ölçüyle dört mesnevi, iki kaside, bir muhammes, bir müsemmen ve altı gazel olmak üzere on dört Türkçe şiir çıkar. Mahlas konusunda TDV maddesi farklı bir bilgi verir: orada ailenin Mecitözü'ne nisbetle "Mecîdî" mahlasını taşıdığı söylenir. Divançe'deki Türkçe şiirlerin hepsinde ise mahlas Kâmil'dir; "Mecdîzâde" adı yalnız önsözdeki beyitte geçer.
Defterde bir de muhammes vardır ve Kâmil'in şiiri sanılabilir. "Görmemek yegdür görüp dîvâne olmakdan seni" nakaratıyla biten bu muhammesin birinci, üçüncü ve altıncı bentlerinin Bursalı Cinânî'nin beş bentlik muhammesinin ilk üç bendi olduğunu Erdemir tespit etmiştir. Öteki üç bent Kâmil'e ait olabilir, ama mahlas bendi nüshada eksik olduğu için Erdemir bunları yalnız dipnotta vermiş, on dört şiirin arasına almamıştır. Bu sayfada da o muhammes Kâmil'in şiirleri arasında sayılmamıştır.
Vezin bakımından Kâmil Efendi divan şiirinin sınırları içindedir. Altı şiirde "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün", iki şiirde "feilâtün feilâtün feilâtün feilün", iki mesnevide "müfteilün fâilün müfteilün fâilün" kalıbı kullanılır; ilk mesnevi "fâilâtün fâilâtün fâilün", Şeyh Şâdî mesnevisi "mefâîlün mefâîlün feûlün", bir gazel de "mefâîlün" kalıbının dört tekrarıyla yazılmıştır. İki kaside ise geleneğin dışına çıkar ve iki ayrı kalıpla yazılmıştır. Birinci kasidenin ilk iki beyti ve sonraki beyitlerin ikinci mısraları "feilâtün" kalıbının dört tekrarıyla, öteki birinci mısralar ise "feilâtün feilâtün feilâtün feilün" ile kurulur. Elif-nâme kasidesinin yalnız ilk mısraı "mefâîlün" kalıbındadır, gerisi "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" ile yürür. Erdemir bir şiirin iki ayrı vezinle yazılmasının klasik şiirde nadir görüldüğünü belirtir.
Erdemir'in dikkat çektiği bir başka özellik, bazı hece kusurlarıdır. "Bîh", "hîç", "yâr", "tîz" gibi uzun ünlülü kelimeler zaman zaman bir buçuk hece yerine tek hece sayılır, kapalı heceler açık okunarak zihaf yapılır, Arapça ayın harfi Türkçe söyleyişe uyularak yok sayılır. Erdemir bunları büyük ölçüde zamanla değişen Türk aruzunun Kâmil'in şiirine yansıması olarak açıklar. Örnekleri ikinci mesneviden verir; yalnız bir örneği "G1/7" diye gösterir, oysa alıntılanan "İşte ‘inân-ı ḫıyâr çıḳdı elimden bu dem" beyti makalenin metin kısmında ikinci mesnevinin yedinci beytidir. Şair "sen biliñ", "bunca ḥuḳûḳ" gibi konuşma diline yakın söyleyişlere de yer verir.
Şiirlerin konusu ilâhî aşktır ve Erdemir şiirlerde coşkun bir lirizmin hâkim olduğunu söyler. Divan şairlerinin idealize edilmiş bir güzel için kullandığı kaş, saç, yanak, servi boy, la'l dudak mazmunları burada tasavvufî bir aşkın diliyle söylenir. İlk mesnevi besmele, hamd ve salâtla açılır ve şairin kendine "ashabın izinden yürü, ehl-i sünnet yolunun yolcusu ol" diye seslendiği beyitle biter. İkinci gazelde aşkın ezel meclisinde alna yazılmış bir tuğra olduğu ve "mecaz köprüsünden geçmeden" Hak aşkına varılamayacağı söylenir. Muhammeste ise sevgilinin altın ve gümüşe boyun eğdiğini alaycı bir dille anlatan bir toplum eleştirisi vardır. Müsemmenin nakaratında âşık, canını sevgiliye bir haberciyle göndermeye hazırdır. "Of" redifli gazel, ayrılığın acısını bir iç çekişin tekrarıyla kurar.
Bu şiirler, Kâmil Efendi'nin şiirlerinin tamamı değildir. Oğlu Ahmed Emrî Yetkin, babasının şiirlerinin bir kısmını kendisinin imha ettiğini, bir kısmının da kaybolduğunu anlatmıştır. Neden imha ettiği bilinmiyor. TDV'nin ve Batman'ın sözünü ettiği Arapça ve Farsça şiirler, ilmiye mensuplarına yazılmış şiirler ve Kâmil Şahin'in elindeki şiir kâğıtları da yayımlanmış değildir. Erdemir, kayıp şiirler bulunursa Kâmil'in şairliğinin daha sağlıklı değerlendirilebileceğini yazar. Elimizdeki on dört şiir yine de bir müderrisin vaaz ve ders arasında yazdığı, geleneği iyi bilen, zaman zaman ondan ayrılan bir şiir dünyasının yeterince açık bir resmini verir.
Şiirleri
Erdemir şiirleri yazmadaki sırayla değil, nazım şekillerine göre sıralamıştır. Aşağıdaki numaralar onun sırasıdır; sayfa numaraları Divançe'nin sayfalarıdır. Şeyh Şâdî mesnevisi dışındaki şiirlerin her biri bu kategoride ayrı bir yazıda özgün metni, günümüz Türkçesiyle aktarımı ve yorumuyla yer alır.
- Mesnevi 1 (19 beyit, s. 2, 86b, 81): "Maṭla‘-ı envâr-ı Ḳur'ân-ı Kerîm"; besmele, hamd, salât ve ehl-i sünnet yoluna bağlılık.
- Mesnevi 2 (7 beyit, s. 4-5): "Pend ile meşġûl iken ḳapdı göñül ṭıflını"; öğüt verirken gönlü kapan bir güzelin tasviri.
- Mesnevi 3 (9 beyit, s. 50-51): "Aldım ele nâmeñi"; âşığın mektubuna sevgilinin ağzından verilen cevap.
- Mesnevi 4 (55 beyit, s. 93-98): "Sefer-nâme yaz ey ḫâme o şâha"; Şeyh Şâdî köyünde yazılan mesnevi, Amasya Şiirleri dizisinde.
- Kaside 1 (15 beyit, s. 7-9): "Yine medḥ eyleyeyim bir güzeliñ ḥüsn-i cemâlin"; iki vezinle yazılmış güzel övgüsü.
- Kaside 2, Elif-nâme (15 beyit, s. 47-49): "(Elif) âmâl-i dünyâ riştesin ḳaṭ‘ eyledim cânâ"; her mısraı Arap alfabesinin bir harfiyle başlar.
- Muhammes (6 bent, s. 20-22): "Bir mü'es̱s̱ir nüsḫadır kim nâmı anıñ sîm ü zer" nakaratlı, altın ve gümüş üzerine.
- Müsemmen (5 bent, s. 87-88): "Çekeyim tîġımı ben kendime kendim urayım" nakaratlı; ilk bendi iki mısra eksiktir.
- Gazel 1 (7 beyit, s. 6-7): "Dil yine bir şeh-levendiñ ‘aşḳına sevdâlıdır".
- Gazel 2 (13 beyit, s. 10-12): "ey göñül ... ‘aşḳ" redifli, aşkın tanımları.
- Gazel 3 (5 beyit, s. 61): "görmüş" redifli, vefasızlık şikâyeti.
- Gazel 4 (5 beyit, s. 65-66): "of" redifli ayrılık gazeli.
- Gazel 5 (13 beyit, s. 66-68): "Bu ḳadar ḥasrete ṣabr idemezem sulṭânım".
- Gazel 6 (3 beyit, s. 90): "Çeşm-i lüṭfuñla kime itdiñse cânânım naẓar"; Erdemir'e göre nâkıs bir gazel.
Kronoloji
1850: 28 Nisan'da (15 Cemâziyelâhir 1266) Amasya'da doğdu.
1879: Mîr Hasan Efendi'den icâzet aldı, Bekir Paşa Medresesi müderrisi oldu.
1884: TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre divanını tamamladı.
1885: Ramazan 1302'de (Haziran-Temmuz 1885), Erdemir'e göre Divançe'yi yazmaya başladı.
1892: 20 Ağustos'ta Şeyh Şâdî Türbesi'nin yeniden yapımı için Şeyhsadi köyüne gitti; iki gün sonra Divançe'nin son şiiri olan mesneviyi yazdı.
1900: Mayıs ayında Amasya müftüsü oldu.
1919: 13 Haziran'da Beyazıt Camii'nde Millî Mücadele vaazını verdi.
1922: Temmuz'da yeniden Amasya müftülüğüne atandı.
1941: Aralık ayında Amasya'da öldü (18 ya da 31 Aralık).
2002: Divançe nüshası 9 Temmuz'da Millî Kütüphane'ye satıldı.
2019: Avni Erdemir on dört Türkçe şiiri çeviriyazıyla yayımladı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1-4, Amasya: Amasya Belediyesi, 2022 (e-kitap s. 130, Gümüşlü Camii). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page130.html
Akademik çalışmalar
- Avni Erdemir, "Amasyalı Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi'nin Şairliği ve Türkçe Şiirleri", Amasya İlahiyat Dergisi, 12, Haziran 2019, s. 153-194, doi:10.18498/amailad.579964. https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/article/579964
- Kâmil Şahin, "Yetkin, Abdurrahman Kâmil", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, İstanbul 2013, s. 504-505. https://islamansiklopedisi.org.tr/yetkin-abdurrahman-kamil
- Recep Orhan Özel, "Amasya'da Bir Âlim Yuvası: Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil Yetkin (Ö.1941) ve Oğulları Mehmet Sabri Yetkin (Ö.1963), Ahmet Emrî Yetkin (Ö.1974), Mustafa Niyazi Yetkin (Ö.1959)", Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 6(10), 2018, s. 39-72 (Erdemir 2019 aracılığıyla). amasya.bel.tr
- Mustafa Murat Batman, "Osmanlı'nın Son Döneminden Cumhuriyete Uzanan Bir Âlim: Amasyalı Abdurrahman Kâmil (Yetkin) Efendi", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı, c. 2, Ankara: KIBATEK, 2017, s. 509-515 (Erdemir 2019 aracılığıyla).
Kitaplar
- Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil, Divançe, Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu, Yz. A 8993, 98 s. (müellif hattı).
Çevrimiçi kaynaklar






