Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın "edîb, şâir" saydığı ve "Ahmedî" diye tanındığını yazdığı Seyyid Zeynelâbidîn Ali Çelebi'nin adı, okuru ilk anda İskendernâme şairi Ahmedî'ye götürür; oysa ikisi farklı kişilerdir. Zeynelâbidîn Ali Çelebi XV. yüzyılda Lâdik yakınındaki Ahmedsaray'da Rifâî zaviyesinin şeyhliğini yapmış, Amasya'da okumuş ve Amasya valisi Şehzade Bayezid'in, yani sonraki II. Bayezid'in ilgisini görmüştür. Safer 879'da (Haziran-Temmuz 1474) öldü. Bu Ahmedî'nin kaleminden çıkmış tek bir dize bilinmiyor.

Hüsameddin'in Kaydı

Madde, onuncu ciltte aynı adı taşıyan birkaç Zeynelâbidîn arasında yer alır ve sitede ayrıca yayımlanmıştır (Zeynelâbidîn Ali Çelebi-Kâsımzâde, es-Seyyid, Ahmedî):

Zeynelâbidîn Ali Çelebi-Kâsımzâde, es-Seyyid, Ahmedî Lâdik kurbunda Ahmedsarây nâhiyesinde medfûn olan es-Seyyid Sadreddîn Kâsım er-Rifâ'î evlâdından es-Seyyid Abdurrahîm Çelebi bin es-Seyyid İzzeddîn Hasan Çelebi bin es-Seyyid Sadreddîn Kâsım bin Sâhibü'l-hâl es-Seyyid Ahmed el-Kebîr er-Rifâ'î mahdûmudur. Ahmedsarây'da doğdu. Amasya'da tahsîl-i ulûm edib avdet ederek pederinin irtihâlinde Ahmedsarây'da Seyyid Kâsım Zâviyesi şeyhi oldu. Ahvâl ü etvâr-ı zâhidânesi Amasya'da vâlî olan Sultân Bâyezîd-i Sânî'nin ma'lûmu oldukta celb ü ikrâm etdi. Ahmedsarây'ı fevka'l-âde şenlendirip 879 senesi saferinde vefât etdi. Meşâyih-i Rifâ'iyyenin sulehâsından ve ulemâsından, zâhid, halûk, mükerrem, edîb, şâir olup "Ahmedî" demekle meşhûr idi. Mahdûm-ı yegânesi es-Seyyid Yahyâ Çelebi yerine kâ'im olup 895 senesi evâsıt-ı şevvâlinde vefât etdi. Pederinin yanında medfûndur.

Günümüz Türkçesiyle: Lâdik yakınındaki Ahmedsaray nahiyesinde gömülü Seyyid Sadreddin Kâsım er-Rifâî'nin soyundan Seyyid Abdurrahim Çelebi'nin oğludur; Hüsameddin silsileyi Seyyid İzzeddin Hasan Çelebi ve Seyyid Sadreddin Kâsım üzerinden, "hâl sahibi" diye andığı Seyyid Ahmed el-Kebîr er-Rifâî'ye bağlar. Ahmedsaray'da doğdu. Amasya'da okuyup memleketine döndü ve babası ölünce Ahmedsaray'daki Seyyid Kâsım Zaviyesi'nin şeyhi oldu. Zahitçe yaşayışı, Amasya'da vali olan Sultan II. Bayezid'in kulağına gidince onu yanına çağırıp ağırladı. Ahmedsaray'ı çok bayındır hâle getirdi ve 879 yılı saferinde öldü. Rifâî şeyhlerinin salihlerinden ve âlimlerinden; dünyadan el etek çekmiş, iyi huylu, cömert, edip ve şairdi, "Ahmedî" diye tanınırdı. Tek oğlu Seyyid Yahyâ Çelebi yerine geçti, 895 şevvalinin ortalarında (Eylül 1490) öldü ve babasının yanına gömüldü.

Maddenin devamı Yahyâ Çelebi'nin oğullarını sayar: babasından birkaç yıl sonra ölen Seyyid Tâceddin, Lâdik'te oturan Seyyid Muhyiddin Mehmed ve Hakala'ya gelip yerleşen Seyyid Sâlih Çelebi. Hüsameddin bu sonuncunun torunlarından "fâzıl-ı meşhûr" Seyyid Muhyiddin Mehmed Efendi'yi de anar.

Amasya ile Bağı

Zeynelâbidîn Ali Çelebi Amasyalı değildir; Hüsameddin'in tarifiyle Ahmedsaray, bugün Samsun'a bağlı olan Lâdik'in yakınındadır. Hüsameddin'in onu Amasya Tarihi'ne almasının üç gerekçesi maddede görülür: Amasya medreselerinde okumuş olması, şehzadeliği sırasında Amasya'da oturan Bayezid'in himayesini görmesi ve Amasya'ya bağlı Hakala'daki Rifâî ailesiyle aynı soydan gelmesi. Hakala zaviyesinin şeyhi Seyyid Yahyâzâde Zeynelâbidîn Çelebi'nin maddesi, bu maddenin hemen önündedir; iki Zeynelâbidîn'i birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi 826'da (1422-23) ölmüş, Hakala'da gömülmüş bir şeyhtir; Ahmedî lakaplı olan ise elli yıl kadar sonra Ahmedsaray'da ölmüştür.

Soy, sonraki kuşaklarda Amasya'ya daha sıkı bağlanır. Hüsameddin, onuncu ciltteki Zeynî Mehmed Efendi-Kâdızâde maddesinde, Niksar kadılığından ayrıldıktan sonra 1099'da (1687-88) ölen bu "şu'arâ-yı kudâttan" kişinin "es-Seyyid Zeynelâbidîn Ahmedî Çelebi evlâdından" olduğunu ve babasının Amasya kadısı Bahâeddin Mehmed Efendizâde Abdülkerim Efendi olduğunu yazar. Altıncı cildin son maddesi de "Ahmed Zeynelâbidîn Çelebi-Ahmed Saraylı" başlığıyla okuru bu maddeye gönderir; Hüsameddin cildi 13 Safer 1350 pazartesi günü bu göndermeyle bitirmiştir.

Ahmedî Adı

XV. yüzyılın başında ölen ve İskendernâme ile tanınan şair Ahmedî'yi Hüsameddin Amasyalı sayar ve onu Tâceddin İbrâhim Çelebi adıyla ayrı bir maddede anlatır; sitede bu şairin kendi sayfası Ahmedî (Tâceddin İbrâhim) başlığı altındadır. Zeynelâbidîn Ali Çelebi'nin "Ahmedî" diye tanınması ise maddeye göre bir şöhret adıdır; doğduğu ve şeyhlik ettiği Ahmedsaray'ın adından ya da bir mahlastan gelip gelmediğini Hüsameddin açıklamaz. Altıncı ciltteki gönderme başlığında "Ahmed Zeynelâbidîn Çelebi" denmesi, adın Ahmed ile de ilişkilendirildiğini gösterir.

Şiiri

Ahmedî mahlaslı şiirler içinde bu şeyhe ait olabilecekler bulunsa bile, aynı adı kullanan büyük şairin gölgesinde onları ayırt etmek mümkün görünmemektedir. Hüsameddin de bu konuda yol göstermez: "edîb, şâir" dediği şeyhten ne bir beyit aktarır ne de bir divan anar. Ahmedsaraylı şeyhin kendi şiirlerine ulaşılamamıştır.

Kronoloji

Safer 879 (Haziran-Temmuz 1474): Ahmedsaray'da ölür.

Şevval 895 (Eylül 1490): Oğlu ve halefi Seyyid Yahyâ Çelebi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar