Özgün Metin
Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Sekiz beytin ölçüsü neşirde belirtilmez; kalıbı biz belirledik.
Her kaçan seyr ide bâğa ol gül-i ra‘nâ gelür
Na‘ra-i bülbülle bâğuñ başına gavgâ gelür
Seyr-i gülzâr eylese serv-i revânlarla nigâr
Rastî bu kadd(i) anuñ cümleden a‘lâ gelür
Fitnesiyle gözlerüñüñ göñlüme gavgâ düşer
Zülf-i ‘anber-bâruñ ile başuma sevdâ gelür
Göz diküp nergis yola şimşâd durmış muntazır
Seyr-i bâğa gûyiyâ ol gözleri şehlâ gelür
Âteş-i gam yakmasa tañ mı vücûdum şehrini
Gözlerümden göñlüm üstine iki deryâ gelür
Bu melâhat bu letâfet kim nigârâ sende var
Her niçe ‘âkil varursa kûyuña şeydâ gelür
Lâ‘l-i cân-bahşıyle ‘uşşâka hitâb itse nigâr
Mürdeler üzre sanasan Hazret-i ‘Îsâ gelür
Lâ‘l-i nâbı yâdına hûn-ı ciger nûş eylemek
Kime düşvâr ise ey ‘Avnî baña helvâ gelür
Günümüz Türkçesiyle
1. O alımlı gül (sevgili) ne zaman bahçeyi gezmeye gelse, bülbüllerin naralarıyla bahçenin başına kargaşa gelir.
2. Sevgili yürüyen servilerle (servi boylu güzellerle) gül bahçesini gezse, doğrusu onun boyu hepsinden yüksek görünür.
3. Gözlerinin fitnesiyle gönlüme kargaşa düşer; amber kokulu zülfünle başıma sevda gelir.
4. Nergis gözünü yola dikmiş, şimşir de bekleyip duruyor; anlaşılan o şehlâ gözlü bahçe seyrine geliyor.
5. Gam ateşi vücudumun şehrini yakmıyorsa şaşılır mı? Gözlerimden gönlümün üstüne iki derya akıp gelir.
6. Ey sevgili, sende bu güzellik ve bu incelik varken, mahallene ne kadar akıllı gelse çılgın döner.
7. Sevgili can bağışlayan lâl dudağıyla âşıklara seslenince, sanırsın ölülerin başına Hazret-i İsa gelir.
8. Ey Avnî, saf lâl gibi dudağı anarak ciğer kanı içmek kime zor gelirse gelsin, bana helva gibi gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Sekiz beyitle divanın uzun gazellerinden biridir. Redif "gelür", kafiye "ra'nâ, gavgâ, a'lâ, sevdâ, şehlâ, deryâ, şeydâ, 'Îsâ, helvâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Remelle yazılan gazel bir bahçe gezintisinin sahnelerini sıralar: sevgilinin gelişi, bahçedeki kargaşa, bekleyen çiçekler, âşığın gözyaşı ve sevgilinin sesi.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, önceki gazellerden bilinen bir sahneyi yeniden kurar: sevgili bahçeye geldiğinde bülbüller nara atmaya başlar. Bülbüllerin bu feryadı, Doğan'ın yorumunda, sevgiliyi gören âşıkların çığlığıdır. İkinci beyitte sevgili "serv-i revân", yani yürüyen servilere benzeyen güzellerle gezer; "râstî" kelimesi, servinin dikliğiyle birlikte sözün doğruluğunu da anlatır. Üçüncü beyitte gözlerin "fitne"si gönle kargaşa, zülfün kokusu başa sevda getirir. "Sevdâ" Arapçada "çok kara" anlamına da geldiği için siyah saçla aşk delisi olmak tek kelimede birleşir.
Dördüncü beyit gazelin en canlı tablosudur. Göze benzeyen nergis, sevgilinin yolunu gözler; bağ kenarlarına sıra sıra dikilen, yaz kış yeşil kalan bodur şimşirler de beklemektedir. Doğan, şairin bahçe seyrine çıkan sevgiliyi bir padişaha benzettiğini, nergisleri yol gözleyen halk ya da nöbetçiler, şimşirleri de el pençe divan duran saray görevlileri olarak düşündüğünü söyler. "Şehlâ" gözün ela, süzgün ve hafif şaşı güzelliğidir. Beşinci beyit bir çelişkiyi çözer: gam ateşi bedenin şehrini sarmıştır ama yakamaz, çünkü gözlerden akan iki derya yangını söndürür.
Yedinci beyit İsa mucizesine başvurur. Sevgilinin dudaklarından gelen bir söz ya da vuslat vaadi, ölmüş âşıkları diriltir; sevgili konuştuğunda sanki İsa ölülerin başına gelmiştir. Makta, divanın başka beyitlerinde de rastlanan bir inanca dayanır: lâl taşı kırmızılığını ciğer kanına batırılarak kazanır. Âşık, lâl dudağı anarken kendi ciğerinin kanını içer ve bu acı ona helva gibi tatlı gelir; rakip ve sıradan insan bu tadı bilmez.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 17, s. 191-193 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 6b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






