Özgün Metin

Vezin: fâilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Neşirde bulunmayan bu vezin kaydı bizim taktîimize dayanır.

Dür dişüñ fikri gözüm yaşını ummân eyler
Lâ‘l-i nâbuñ hevesi yüregümi kan eyler
Yarım ağız kime bendem dise ol şâh-ı cemâl
Sanasan ânı bütün ‘âleme sultân eyler
‘Işk derdine şifâ olmaz ise Kânûnda
Nûş-dârû-yı lebüñ anı da dermân eyler
Mest çıkmış müje tîğı-y-ile İslâm ehli
Hey meded komañuz ol kâfiri kim kan eyler
Geydürür cânına zevk ile safâ hullelerin
Her kim ol sîm-teni bir gice ‘üryân eyler
Gâh la‘li gibi gözüm yaşını al eyler
Gâh zülfi gibi hâlümi perîşân eyler
‘Avnîyâ yüzüñe sûret gözüñüñ yaşı virür
Kurı bâğa şerefi lâle-i nû‘mân eyler

Günümüz Türkçesiyle

1. İnci dişinin düşüncesi gözümün yaşını okyanus eder; saf lâl dudağının hevesi yüreğimi kan eder.

2. O güzellik padişahı kime yarım ağızla "kulum" dese, sanırsın onu bütün dünyaya sultan eder.

3. Aşk derdine Kânûn'da (İbn Sînâ'nın tıp kitabında ya da kanun sazında) şifa bulunmazsa, dudağının panzehiri onu da tedavi eder.

4. Müslümanlar, kirpik kılıcıyla sarhoş bir kâfir (göz) meydana çıkmış; aman, bırakmayın onu, kan döker.

5. O gümüş tenliyi bir gece soyan kimse, canına zevk ve safa elbiseleri giydirmiş olur.

6. (Sevgili) kimi zaman gözümün yaşını dudağı gibi al eder, kimi zaman hâlimi zülfü gibi perişan eder.

7. Ey Avnî, yüzüne gözünün yaşı renk verir; kuru bağa da gelincik çiçeği şeref verir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Redif "eyler" (eder) fiilidir ve yedi beytin her biri birinin bir şeyi başka bir şeye dönüştürmesini anlatır: göz yaşını okyanus, dudak yüreği kan, bir söz kulu sultan eder. Kafiye "ummân, kan, sultân, dermân, 'üryân, perîşân, nu'mân" kelimelerindeki "-ân" sesidir; dördüncü beyitte "kan" kelimesi kafiyeye bir kez daha girer. Mısralar remelin mahbun kolundan "fâilâtün feilâtün feilâtün feilün" kalıbına uyar; son tefile zaman zaman "fa'lün"e döner.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla iki değerli taşı iki sıvıya bağlar. İnci denizin dibinden çıkar ve diş incinin hayaliyle göz okyanusa döner. Lâl ise maden ocağından çıkar; Doğan'ın aktardığı bir inanca göre lâl topraktan beyaz çıkar, kanlı taze ciğere batırılıp güneşte kızartılırmış. Dudak hevesiyle yüreğin kana dönmesi bu inanca dayanır; "kan" ile maden ocağı anlamındaki Farsça "kân" arasındaki yazılış ve ses benzerliği de beyte bir oyun daha katar. İkinci beyit gazelin en sade ve en çok hatırlanacak beytidir: güzellik padişahının yarım ağızla söylediği bir "kulum" sözü, âşığı bütün dünyanın sultanı yapar.

Üçüncü beyit iki türlü okunur. "Kânûn" önce İbn Sînâ'nın ünlü tıp kitabı el-Kânûn fi't-Tıb'dır: aşk derdinin ilacı bu kitapta yoksa, sevgilinin dudağının panzehiri onu da iyileştirir. Doğan "nûş-dârû" kelimesinin panzehir yanında şarap ve afyon için de kullanıldığını not eder. Kelime aynı zamanda dizler üzerinde çalınan kanun sazıdır. Bu anlamla beyit, kara sevda denen aşk melankolisinin musikiyle tedavi edildiği bilgisine dayanır; Nev'î'nin "Hasta-i 'ışkuz bize kânûn ile tîmâr olur" mısraı, Doğan'ın bu okumaya gösterdiği dayanaktır. O zaman dudağın ilacı, sevgilinin ağzından çıkan hoş bir söz ya da kanun eşliğinde söylenen bir nağmedir.

Dördüncü beyitte göz, siyahlığı, acımasızlığı ve gönül ülkesini yağmalaması yüzünden "kâfir" diye anılır; kirpik kılıcını kuşanıp sarhoş hâlde meydana çıkmıştır ve şair Müslümanları yardıma çağırır. Altıncı beyit iki benzetmeyi dengeli iki mısraya dağıtır: dudak gibi al gözyaşı ve zülüf gibi dağınık hâl. Maktada aşktan sararmış yüz kurumuş bir bağa, yüze inen kanlı yaşlar da bağ kenarında biten kızıl gelinciklere benzetilir; Doğan'ın belirttiği gibi gelincik "lâle-i nu'mân" ya da "şakâyık-ı nu'mâniye" diye de anılır.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 16, s. 184-187 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 6a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar