Özgün Metin

Vezin: mefâîlün mefâîlün feûlün (hezec). Kısa hezec kalıbı neşirde adıyla anılmaz; teşhis bize aittir.

Eger meyl itmese nâza güzeller
Göñül aldurmaz idi ehl-i diller
Dehânuñuñ beyânı muhtasardur
Mutavveldür saçuñda muhtasarlar
Harâmî gamzeñ ü tarrâr zülfüñ
Göñül şehrinde bilmen ne ararlar
Senüñ vasluñ metâı cân degermiş
İşidürüz görenler şöyle dirler
Dile zülfüñde gamzeñden irişür
Gice içinde korhulu haberler
Kalur ayakda zülfüñe uyanlar
Saçuñ sevdâ iden başdan çıkarlar
Gül-i dünyâda yokdur bûy-i rahat
Hemân ‘Avnî irişür derd-i serler

Günümüz Türkçesiyle

1. Güzeller naza meyletmeseydi, gönül ehli gönüllerini kaptırmazdı.

2. Ağzının açıklaması kısadır (Muhtasar'dır); saçında ise kısa söyleyişler bile uzundur (Mutavvel'dir).

3. Haramî bakışın ile yankesici zülfün, bilmem gönül şehrinde ne ararlar.

4. Senin vuslatının metaı cana değermiş; görenler böyle der, biz de işitiyoruz.

5. Zülfünde (zülfünün gecesinde) bakışından gönüle korkulu haberler ulaşır.

6. Zülfüne uyanlar yarı yolda kalır; saçını sevda edinenler baştan çıkar.

7. Dünya gülünde rahat kokusu yoktur; Avnî, (onu koklayana) ancak baş ağrıları ulaşır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın kısa vezinle yazılmış gazellerindendir: hezec bahrinin "mefâîlün mefâîlün feûlün" kalıbı, on bir heceli mısralarıyla sade ve konuşma diline yakın bir söyleyişe uygun düşer. Redif yoktur; kafiye "güzeller, ehl-i diller, muhtasarlar, ararlar, dirler, haberler, çıkarlar, derd-i serler" kelimelerindeki "-ler / -lar" çokluk ekine ve öncesindeki seslere dayanır. Kafiyenin gevşekliği, gazelin süsten çok akıcılık peşinde olduğunu gösterir.

Anlam ve Söz Sanatları

İkinci beyit medrese dünyasından bir şakadır. "Muhtasar" kısaltılmış, "mutavvel" uzatılmış demektir; ağız küçüklüğüyle anlatıldığı için onun açıklaması kısadır, saç ise topuklara uzandığı için kısa bir anlatımı bile uzun sürer. Doğan'ın belirttiği gibi iki kelime aynı zamanda medreselerde okutulan iki belâgat kitabının adıdır: Teftâzânî'nin Telhîsü'l-Miftâh şerhlerinden kısası Muhtasar, uzunu Mutavvel diye bilinir. Beyit böylece sevgilinin güzelliğini bir ders kitabı listesine çevirir.

Üçüncü ve beşinci beyitler aynı tabloyu iki kez çizer. Gönül bir şehirdir; sevgilinin gamzesi elinde kirpik okları ve bakış kılıcı taşıyan bir haramî, zülfü de uzun eliyle can nakdini çalan bir yankesicidir. Doğan'a bakılırsa âşık "ne ararlar" diye sorarken aslında bu yağmadan memnundur. Beşinci beyitte zülüf geceye, gamze haramîye benzer ve gece içinde gönle korkulu haberler gelir; zülüf ile gece, gamze ile korkulu haber arasında düzenli bir leffüneşir vardır.

Altıncı beyit iki deyimle kurulur. "Ayakda kalmak" eski Türkçede işi ilerletemeyip yarıda kalmak, ortada garip bırakılmak demektir; zülfe uyan yolda kalır. "Başdan çıkmak" ise hem aklını yitirmek hem de canından olmaktır. Makta dünyayı bir güle benzetir: keskin kokulu çiçekler koklandıkça baş ağrıtır, dünya gülünde de huzur kokusu yoktur. "Derd-i ser", baş ağrısı ve dert anlamında bilinen bir deyimdir; gazel öğüt vermeden, bu gündelik deyimle kapanır.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 15, s. 178-180 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 5b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar