Özgün Metin

Vezin: mef'ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün (hezec). Vezin adı ve kalıbı neşirden değil, bizim taktîimizdendir.

Bir şâha kul oldum ki cihân aña gedâdur
Bir mâha dutuldum ki yüzi şems-i duhâdur
Sevdigüm ise seni günâhum behey âfet
Öldürme beni cevr ile kim ‘ışk belâdur
Baş üzre yir itsem yiridür şu‘le-i âha
Hicrân şebi yâr işigine râh-nümâdur
‘Îde yüzüñ Kadre saçuñ olalı teşbîh
Kadr ile baña ‘îd hemîn subh u mesâdur
Âhum felege irdi yaşum dutdı cihânı
Hâlüme benüm şâhid olan arz u semâdur
‘Avnî dile zulm eyledüm ol dilberi sevdüm
Cevr ile cefâ baña cezâ olsa sezâdur
Bir dilbere düşürdi beni gerdiş-i eflâk
Kim mâh ü güneş yüzi ziyâsında Sühâdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Öyle bir şaha kul oldum ki bütün dünya onun dilencisidir; öyle bir aya tutuldum ki yüzü kuşluk güneşidir.

2. Ey afet, seni sevmekse benim günahım, beni eziyetle öldürme; çünkü aşk zaten bir beladır.

3. Ahımın alevini başımın üstünde tutsam yeridir; ayrılık gecesinde sevgilinin eşiğine giden yolu o gösterir.

4. Yüzün bayrama, saçın Kadir gecesine benzetileli beri, sabah ve akşam bana yalnızca Kadir ile bayramdır.

5. Ahım göğe ulaştı, gözyaşım dünyayı kapladı; hâlime şahit olan yer ile göktür.

6. Ey Avnî, o dilberi sevmekle gönlüme zulmettim; bana eziyet ve cefa ceza olarak verilse yerindedir.

7. Göklerin dönüşü beni öyle bir dilbere düşürdü ki, yüzünün aydınlığında ay ile güneş Süha yıldızı kadar kalır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın en çok alıntılanan matlalarından birini taşıyan gazel, hezec bahrinin ahreb kolunda, "mef'ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün" kalıbında yedi beyittir. Redif "-dur" ekidir; kafiye "gedâ, duhâ, belâ, nümâ, mesâ, semâ, sezâ, Sühâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Gazelin maktası altıncı beyittir: mahlas orada geçer, ardından gelen yedinci beyit gazeli Süha yıldızıyla kapatır. Mahlaslı beytin sonda yer almaması divanlarda zaman zaman görülür.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, şairin kendi makamıyla oynayan beyitlerin en açığıdır. Bütün dünyanın dilencisi olduğu bir şaha kul olmak, ancak dünyanın en büyük hükümdarından da büyük bir sevgiliye bağlanmakla mümkündür; bu sözü bir padişahın söylemesi, kulluğu daha da yüceltir. İkinci mısrada "mâh", "dutulmak" ve "şems" kelimeleri ay ve güneş tutulmasını çağrıştırır: âşık bir aya tutulmuştur, ama o ayın yüzü güneştir. "Şems-i duhâ" (kuşluk güneşi) tamlaması, Doğan'a göre, Şems suresinin ilk ayetine, "Ve'ş-şemsi ve duhâhâ" (Güneşe ve onun kuşluk vaktindeki parıltısına andolsun) sözüne telmihtir.

İkinci beyit sade bir yalvarıştır: sevmek günahsa bile cezası ölüm olmamalıdır, çünkü aşk başlı başına bir beladır. Üçüncü beyitte ahın alevi bir meşaledir; âşık onu başının üstünde taşır, çünkü ayrılık gecesinde sevgilinin kapısına giden yolu o aydınlatır. Dördüncü beyit bir takvim kurar. Yüz bayrama, saç Kadir gecesine benzetildiğinden beri her sabah âşığa sevgilinin parlak yüzünü, her akşam kara ve değerli saçını hatırlatır: sabahlar bayram, akşamlar Kadir gecesidir.

Beşinci beyitte ah göğe, yaş yeryüzüne yayılır ve yer ile gök âşığın tanığı olur. Altıncı beyit sorumluluğu âşığın kendisine yükler: gönlüne zulmeden odur, çünkü o dilberi sevmiştir; cefa görmesi hak ettiği cezadır. Son beyitte "gerdiş-i eflâk", göklerin dönüşü, kaderin dilidir. Süha, Büyükayı takımyıldızında zor seçilen küçük bir yıldızdır; Doğan eskiden göz keskinliğinin onunla sınandığını belirtir. Sevgilinin yüzünün ışığında ay ve güneş bu sönük yıldız kadar küçük kalır.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 18, s. 196-198 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 6b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar