Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Vezin neşirde kayıtlı değildir; kalıbı biz tespit ettik.

Sâkîyâ mey vir ki bir gün lâle-zâr elden gider
Çün irer fasl-ı hazân bâğ ü behâr elden gider
Her niçe zühd ü salâha mâil olur hâtırum
Gördügümce ol nigârı ihtiyâr elden gider
Şöyle hâk oldum ki âh itmege havf eyler göñül
Lâ-cerem bâd-ı sabâ ile gubâr elden gider
Gırre olma dilberâ hüsn ü cemâle kıl vefâ
Bâkî kalmaz kimseye nakş u nigâr elden gider
Yâr içün ağyâr ile merdâne ceng itsem gerek
İt gibi murdâr rakîb ölmezse yâr elden gider

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saki, şarap ver; çünkü bir gün lale bahçesi elden gider; güz mevsimi gelince bağ da bahar da elden gider.

2. Gönlüm ne zaman zühde ve sofuluğa meyletse, o güzeli görür görmez irademiz elden gider.

3. Öyle toprak oldum ki gönül ah etmekten korkar; elbette saba yeliyle toz toprak elden gider.

4. Ey güzel, güzelliğine aldanma, vefa göster; nakış da resim de kimseye kalmaz, elden gider.

5. Sevgili için rakiplerle yiğitçe savaşmam gerek; köpek gibi murdar rakip ölmezse sevgili elden gider.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu gazelin matlaı, Fâtih'in şairliğinden söz eden tezkirecilerin örnek olarak seçtiği beyitlerdendir. Latîfî, padişahın Avnî mahlasıyla gazel söylediğini anlattıktan sonra iki "güzel matla" verir ve bunların ilki budur; onun aktarımında mısralar "Sâkiyâ mey vir ki bir dem lâle-zâr elden gider / İrişür fazl-ı hazân bâğ-ı behâr elden gider" biçimindedir. Millet Kütüphanesi'ndeki nüshada gazelin yalnız ilk üç beyti bulunur. Ali Emîrî, kendi kopyasında dördüncü ve beşinci beyitleri Sehî Bey'in tezkiresinden aldığını not eder; Doğan da gazeli bu tamamlanmış hâliyle yayımlar.

Redif "elden gider"dir; kafiye olarak "lâle-zâr, behâr, ihtiyâr, gubâr, nigâr, yâr" kelimeleri "-âr" sesinde buluşur. Ölçüsü remel olan beş beytin her biri bir şeyin elden gidişini anlatır: bahar, irade, toz toprak olmuş beden, güzellik ve sevgili.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, divan şiirinin "fırsatı ganimet bil" çağrısını bahar ile güz karşıtlığıyla söyler: lale bahçesi solmadan, güz gelmeden şarap içilmelidir. Doğan beyitteki unsurları mecazlarla karşılar: saki felek, şarap aşk, lale bahçesi ömür, güz ölüm, bağ ve bahar da hayatın nimetleri ve sevgilidir. Bu okumaya göre beyit, ömür bitmeden aşka sarılmayı öğütler.

İkinci beyitte zühd ile sevgili karşı karşıya gelir. Gönül sofuluğa yöneldikçe sevgili görünür ve irade elden gider; Doğan, sevgiliyi bir put gibi kutsallaştırmanın sofulukla çatışmasını burada görür. Üçüncü beyit zayıflığı abartır: âşık öyle toprağa dönmüştür ki ah etmekten korkar, çünkü ahının rüzgârı saba yeli gibi onu toz olarak savurabilir.

Sehî'den gelen dördüncü beyit güzelliğin geçiciliğini sevgiliye hatırlatır. "Nakş" ve "nigâr" resim, süs ve tasvir demektir; ikisi de gençlik ve güzellik gibi solup giden şeylerin yerine kullanılır. "Nigâr" kelimesinin sevgili anlamına da gelmesi, beytin uyarısını sevgilinin kendisine yöneltir. Beşinci beyit gazelin en sert sözünü taşır: rakip "it gibi murdar"dır ve âşık onunla yiğitçe savaşmazsa sevgiliyi kaybedecektir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 22, s. 218-220 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 8a (ilk üç beyit); 4. ve 5. beyitler Ali Emîrî kopyasında Sehî tezkiresinden). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar