Özgün Metin
Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Neşir veznin adını anmıyor; heceleri tartıp kalıbı biz bulduk.
Serv-kaddüñ bendesidür ey niçe âzâdlar
Kâmetüñ efgendesidür serv ile şimşâdlar
Tîşe-i nâhunla ben kim eyleyem cân-kenligi
Kûh-i gamda baña şâkird olımaz Ferhâdlar
Cevrüñüñ vîrânı olmışdur niçe ma‘mûrlar
‘Işkuñuñ ma‘mûrıdur niçe harâb-âbâdlar
Mihnetüñde hem-demümdür zârî [vü] efgânlar
Fürkatüñde mahremümdür nâle vü feryâdlar
‘Işka dayandum belâ vü mihneti fikr itmedüm
San‘atinde gâh olur ‘âciz kalur üstâdlar
Bîsütûn-ı gamda efgân eylesem Ferhâd-veş
Rahm idüp ben zâre gelür kûhdan feryâdlar
Meşrebi âyînesi olsa mükedder zevkden
‘Avnîyâ itmez mürîde fâide irşâdlar
Günümüz Türkçesiyle
1. Nice hür kişiler senin servi boyunun kuludur; servi ile şimşir senin boyunun önünde yere serilmiştir.
2. Ben tırnak kazmasıyla canımı kazarken, gam dağında Ferhadlar bana çırak bile olamaz.
3. Nice bayındır yerler (gönüller) senin eziyetinin yıkıntısı olmuş; nice harabeler de aşkının imarıdır.
4. Senin verdiğin sıkıntıda yoldaşım inleyişlerim ve figanlarımdır; ayrılığında sırdaşım ağlayışlarım ve feryatlarımdır.
5. Aşka güvendim, belayı ve sıkıntıyı düşünmedim; ustaların da kendi sanatlarında kimi zaman aciz kaldığı olur.
6. Gam Bîsütûn'unda Ferhad gibi inlesem, dağdan bu zavallıya acıyıp feryatlar gelir.
7. Ey Avnî, müridin meşrep aynası zevk yüzünden bulanırsa irşatlar ona fayda vermez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Ferhad'ın adı bu gazelde kafiyeye kadar girer: "âzâdlar, şimşâdlar, Ferhâdlar, harâb-âbâdlar, feryâdlar, üstâdlar, irşâdlar" kelimeleri çokluk ekiyle "-âdlar" sesinde birleşir ve yedi beytin redifi yoktur. Remel bahrinin dört tefilelik kalıbı uzun Farsça tamlamalara yer açar; gazelin dili divanın öteki şiirlerine göre daha ağır ve süslüdür.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla "serv" ile "âzâd" kelimelerini yan yana getirir ve okura "serv-i âzâd" tamlamasını hatırlatır. Ahmet Talât Onay'a dayanan Doğan'ın açıklamasına göre servi meyve vermediği için kimse onu taşlamaz, yaprak döküp çıplak kalmaz; öteki ağaçların açma ve solma kaygılarından azade olduğu için ona "hür servi" denir. Avnî bu sıfatla oynar: nice hür insan, hür servi gibi boyu olan sevgilinin kulu olmuştur. Düzgünlükleriyle ün yapmış servi ve şimşir de onun boyu karşısında yere serilir.
İkinci ve altıncı beyitler Ferhad ile Şirin hikâyesine dayanır. Ferhad, Şirin'in aşkı için Bîsütûn dağını külüngüyle delip su akıtmıştır. Âşık ise kendi göğsünü tırnaklarıyla yaralamaktadır; tırnak kazmaya, can da kazılan dağa benzetilir ve bu işte Ferhad ona çırak bile olamaz. Altıncı beyitte aynı dağ bir yankı hüsnütalili için kullanılır: âşık gam Bîsütûn'unda inlediğinde dağdan dönen seslerin sebebi, dağın ona acıyıp feryada katılmasıdır.
Üçüncü beyit yıkıntı ve imar karşıtlığıyla kurulur; "ma'mûr" ile "vîrân", "ma'mûr" ile "harâb-âbâd" yer değiştirir. Sevgilinin cevri bayındır gönülleri yıkar, aşkı ise harabeleri imar eder. Aşkın divan şiirinde mimara benzetildiğini hatırlatan Doğan, Şeyh Gâlib'in "Gönül bir beyt-i ma'mûr u safâdır aşk mi'mârı" mısraını anar. Dördüncü beyit âşığın yalnızlığını bir ev ve meclis olarak çizer: sıkıntı meclisinde inleyişler yoldaş, ayrılık odasında ağlayışlar sırdaştır.
Beşinci beyit bir özür taşır: âşık aşka güvenip başına gelecekleri düşünmemiştir, ama ustalar bile sanatlarında aciz kalabilir. Makta tasavvuf diline geçer. Müridin "meşrep aynası", yani yaratılışı ve ahlakı, dünya zevkleriyle paslanır ve bulanırsa mürşidin irşadı ona yol gösteremez. Doğan beyti, Hak yoluna giren kişinin gönül aynasını zikirle parlatması gerektiği öğüdüne bağlar.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 21, s. 211-214 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 7b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






