Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Kısa remel kalıbı neşirde belirtilmemiştir; taktîi biz yaptık.

Dîde zahm-ı gamzeden pür-hûndur
Yaşı anuñçün anuñ gül-gûndur
Bezm-i gamda nâya hem-dem oluban
Kaddümi çeng eylemek kânûndur
Dil nice rüsvâ vü şeydâ olmasun
Gözlerüñ fettânına meftûndur
Hüsrevâ bu hadd-i gül-gûnuñ görüp
Saña Ferhâd olmayan mecnûndur
Gözyaşın harcadı vasluñ almadı
‘Avnî bu bâzârda mağbûndur

Günümüz Türkçesiyle

1. Göz, gamzenin açtığı yaradan kanla doludur; bu yüzden yaşı gül renklidir.

2. Gam meclisinde neyle nefesdaş olup boyumu çeng gibi bükmek (aşkta) kanundur.

3. Gönül nasıl rüsvay ve çılgın olmasın? Gözlerinin fitnecisine tutkundur.

4. Ey Hüsrev (sultanım), bu gül renkli yanağını görüp de sana Ferhad olmayan mecnundur (akılsızdır).

5. Gözyaşını harcadı, vuslatını alamadı; Avnî bu pazarda zarara uğramıştır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Remelin kısa, on bir heceli kolunda, "fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbında yazılmış beş beyit "-dur" redifiyle biter. Kafiyede "pür-hûn, gül-gûn, kânûn, meftûn, mecnûn, mağbûn" kelimeleri "-ûn" sesinde buluşur; bu kelimelerin her biri kendi beytinin ağırlık merkezidir. Gazel kısa vezne uygun olarak sıkı ve yoğun bir söyleyiş taşır.

Anlam ve Söz Sanatları

İkinci beyit bir musiki meclisi kurar. Âşık ney gibi inler ve neyle "hem-dem", yani nefesdaş olur; dert yüzünden iki büklüm olmuş boyu, yay biçimli telli bir çalgı olan çenge benzer. Mısranın sonundaki "kânûn" kelimesi kural, usul anlamına gelir: gam meclisinde böyle olmak âdettendir. Doğan kelimenin aynı adlı çalgıya da tevriye yoluyla gönderme yaptığını belirtir; ney, çeng ve kanun bir arada bir çalgı takımı oluşturur.

Dördüncü beyit özel adlarla oynar. "Hüsrev" sevgiliye yöneltilmiş bir hitaptır ve padişah, sultan demektir; aynı zamanda Hüsrev ü Şîrîn hikâyesinin hükümdar kahramanını hatırlatır. Ferhad aynı hikâyede Şîrîn'e âşık olan dağ delicisidir, Mecnun ise Leylâ'nın âşığı ve deli anlamına gelen addır. Doğan'ın gösterdiği bir ince ayrıntı daha vardır: yanak için kullanılan "gül-gûn" (gül renkli) sıfatı, Hüsrev'in Şîrîn'e hediye ettiği atın da adıdır. Böylece beyit, bir hikâyenin bütün kahramanlarını ve eşyasını bir beyte sığdırır: sultan Hüsrev olan sevgiliye Ferhad gibi âşık olmayan, Mecnun, yani akılsızdır.

Makta bir ticaret diliyle kapanır. Avnî gözyaşlarını para gibi harcamış, ama karşılığında vuslat malını alamamıştır; "mağbûn" alışverişte aldatılmış, zarar etmiş kimse demektir. Matladaki kanlı gözyaşı maktada bir sermayeye döner ve gazel, bu sermayenin boşa gittiğini söyleyerek biter.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 25, s. 242-244 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 9a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar