Özgün Metin
Vezin: mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün (hezec). Dört mefâîlünlük kalıp neşirde yazılı değil; tespit bize ait.
Saçuñ sevdâsın itmekde göñül bir bûya kâni‘dür
Benüm baht-ı siyâhumda rakîb aña da mâni‘dür
Melekden hûrdan sebkat ider dildâr hüsniyle
Degüldür âb [u] gil aslı hemânâ sun‘-ı Sâni‘dür
Benüm ‘ışkum senüñ hüsnüñ beyânın kılsa râvîler
Ne deñlü vasf iderlerse ke-mâ-hî cümle vâki‘dür
Nice mahfî dutam esrâr-ı ‘ışkı mekr ü hîleyle
Dutupdur iştihârı halk içinde hayli şâyi‘dür
Bugün mülk ü hazâyin her ne cem‘iyyet ki cem‘ itdüñ
Mey ü mahbûba sarf olmazsa ‘Avnî cümle zâyi‘dür
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül saçının sevdasını çekerken bir kokuyla (ya da bir umutla) yetinir; benim kara bahtımda rakip ona bile engel olur.
2. Sevgili güzelliğiyle melekten ve huriden ileri geçer; aslı su ve çamurdan değildir, sanki Yaratan'ın özel eseridir.
3. Benim aşkımı ve senin güzelliğini anlatıcılar dile getirse, ne kadar vasfetseler hepsi olduğu gibi gerçektir.
4. Aşkın sırlarını hile ve oyunla nasıl gizli tutayım? Ün salmış, halk arasında iyice yayılmıştır.
5. Ey Avnî, bugün mülk ve hazineden ne topladıysan, şaraba ve sevgiliye harcanmazsa hepsi boşa gider.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazelin kafiyesi Arapça kökenli ism-i failler üzerine kurulmuştur: "kâni', mâni', Sâni', vâki', şâyi', zâyi'" kelimelerinin hepsi aynı kalıptadır ve "-â-i'" sesinde birleşir; redif "-dür" ekidir. Dört "mefâîlün"lük hezec kalıbı, bu ağır kelimelere geniş bir alan açar. Beş beyitten dördü âşığın hâlini anlatır, makta ise birden bir öğüde döner.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla iki kelimenin çift anlamıyla iki ayrı biçimde okunur. "Sevdâ" aşk, istek anlamının yanında "çok kara" ve alışveriş demektir; "bû" koku olduğu kadar umut anlamına da gelir. İlk okumada gönül saçın sevdasını çekerken ondan gelecek bir kokuyla yetinir; ikinci okumada saç pazarında alışveriş yapan gönül bir umut kırıntısına razıdır. Her iki durumda da kara baht ve rakip bu küçük payı bile engeller. Saç, sevda, kara baht ve rakip, Doğan'ın belirttiği gibi, hep siyah rengi çağrıştırır ve beyitte bir tenasüp kurar.
İkinci beyitte sevgilinin aslı sorgulanır. İnsan sudan ve çamurdan yaratılmıştır; sevgili ise güzellikte melekleri ve hurileri geçtiğine göre bu topraktan olamaz, Yaratan'ın özel bir eseri olmalıdır. Ayrıca kelime oyunu olarak "Sâni'" (yaratan, sanatkâr) ile "sun'" (eser, sanat) aynı kökten gelir. Üçüncü beyitte anlatıcılar, "râvîler", sahneye çıkar. Şair bu kelimelerle, Doğan'a göre, kendi aşkını tarihteki ünlü aşk hikâyeleri gibi dillere destan bir hikâye olarak gösterir; anlatıcılar ne kadar abartsa söyledikleri gerçeğin kendisidir. Dördüncü beyit bunun sonucunu çıkarır: böyle ün salmış bir aşk artık gizlenemez.
Maktadaki öğüdü mülk ve hazine sahibi bir hükümdar verir: mülk ve hazineler şaraba ve sevgiliye harcanmazsa boşa gitmiştir. Doğan bu kelimelerin tasavvufun mecaz dünyasında okunmasını önerir: mülk ve hazine akıl, şarap ilahî aşk, sevgili de mutlak güzellik sahibi Allah'tır. Bu okumaya göre beyit, bütün birikimin aşk yolunda harcanmasını ister.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 26, s. 247-249 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 9a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






