Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Vezin kaydı neşirde yer almaz; bu satır bizim tespitimizi gösterir.

‘Işk ile vîrân iden göñlini ma‘mûr istemez
Hâtırın mahzûn iden bir lahza mesrûr istemez
Hâk-sâr olup hevâ-y-ile gubâr olan göñül
Hâk-i râh-ı yârdan bir dem özin dûr istemez
Hoş gören âkil fenâ tavrını şöhret gözlemez
Künc-i uzlet isteyen kendüyi meşhûr istemez
Lâ‘l-i nâba meyl kılmaz bağrını pür-hûn iden
Dâmenin pür-eşk iden lû’lû-yı menşûr istemez
‘Işk nakdi bir hazînedür aña yokdur zevâl
Mâlik olan ‘Avnîyâ bir gence gencûr istemez

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlünü aşkla viran eden onun bayındır olmasını istemez; hatırını hüzünlü kılan bir an bile sevinçli olmak istemez.

2. Toprağa düşüp arzu rüzgârıyla toz olan gönül, sevgilinin yolunun toprağından bir an bile uzak kalmak istemez.

3. Fâniliğin yolunu güzel bulan akıllı şöhret gözetmez; uzlet köşesini isteyen kendini meşhur etmek istemez.

4. Bağrını kanla dolduran saf lâle meyletmez; eteğini gözyaşıyla dolduran saçılmış inci istemez.

5. Aşk akçesi tükenmeyen bir hazinedir; ey Avnî, ona sahip olan bir hazineye bekçi olmak istemez.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

"İstemez" redifi bir reddediş listesi kurar: âşık bayındırlık, sevinç, sevgiliden uzaklık, şöhret, mücevher ve hazine istemez. Kafiyede "ma'mûr, mesrûr, dûr, meşhûr, menşûr, gencûr" kelimeleri "-ûr" sesinde birleşir. Remelle yazılmış beş beyit, divanın aşk gazellerinden çok bir zühd ve kanaat şiirine yaklaşır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada gönül bir evdir, hatır da o evde oturan kişidir. Doğan'ın belirttiği gibi divan şiirinde gönül ev, saray ya da ülkeye benzetilir; aşk bu evi yıkmıştır, ama âşık onarılmasını istemez, çünkü viranlık aşkın ta kendisidir. İkinci beyitte toprak olmuş gönül sevgilinin yolundan ayrılmak istemez. Bu beyitten Doğan, âşığın ah rüzgârının ve gözyaşı selinin toprak bedeni yoldan uzaklaştırmasından çekindiği anlamını da çıkarır; böylece yirmi ikinci ve yirmi yedinci gazellerdeki toprak ve rüzgâr imgesi bu kez ters yönde işler.

Üçüncü beyit dünyadan el çekmeyi anlatır. Fânilik tavrını benimseyen akıllı kişi şöhrete göz dikmez; uzlet köşesini isteyen kimse dillere düşmek istemez. Bu beyit, divanın başka yerlerinde aşkın dillere destan olmasıyla övünen âşıktan farklı bir ses taşır. Dördüncü beyitte iki değerli taş yine gözyaşına bağlanır: bağrı kanla dolu âşık için lâl, eteği gözyaşıyla dolu âşık için dizi dizi inci anlamını yitirmiştir; onların yerine kendi kanı ve yaşı geçer.

Makta, aşkı tükenmeyen bir hazineye benzetir. Bu hazinenin sahibi, dünya hazinelerinin bekçisi olmayı küçümser; Doğan'a göre Avnî dünyevî zenginliği gerçekte bir hazine bekçiliği sayar. Beyitte, Doğan'ın ayrıca belirttiği gibi, sûfîlerin kudsî hadis olarak kabul ettiği "Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi sevdim" sözüne bir telmih de vardır. "Gencûr" (hazinedar) kelimesi, hazineleri gerçekten elinde tutan bir padişahın beytinde kendi başına bir anlam yükü taşır.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 28, s. 257-258 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 9b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar