Özgün Metin
Vezin: fâilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Neşir veznin adını da kalıbını da vermez; ikisi de bizim tespitimizdir.
Görsek ol gonca-lebi çâk-ı girîbân iderüz
Gül yüzüñ yâdına bülbül gibi efgân iderüz
Haste dil kapuña varsa n’ola tîmâr ister
Yine bu derde anuñ derdine dermân iderüz
Mihrüñ ey hüsn[i] bedî‘ ü leb-i la‘li şîrîn
Kıssa-i Hamza gibi ‘âleme destân iderüz
Kâmetüñ şevki ‘alem-veş ne kadar olsa ‘ıyân
Dilde râz-ı dehenüñ sırrını pinhân iderüz
‘Avnîyâ gerçi ölüm dünyede müşkil işdür
Gamze-i dilber ile biz anı âsân iderüz
Günümüz Türkçesiyle
1. O gonca dudaklıyı görsek yakamızı yırtarız; gül yüzünü anarak bülbül gibi feryat ederiz.
2. Hasta gönül kapına varırsa ne olur, tedavi ister; onun bu derdine yine bu kapıda derman buluruz.
3. Ey güzelliği eşsiz ve lâl dudağı tatlı olan, sana olan sevgimizi Hamza kıssası gibi bütün dünyaya destan ederiz.
4. Boyunun arzusu bayrak alemi gibi ne kadar açıkta olsa da, ağzının sırrını gönülde gizli tutarız.
5. Ey Avnî, ölüm dünyada zor bir iştir, ama biz onu sevgilinin gamzesiyle kolay kılarız.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yirmi yedinci gazelde olduğu gibi burada da âşıklar "biz" diye konuşur; "iderüz" redifi her beyitte topluluğun yaptığını söyler. "Girîbân, efgân, dermân, destân, pinhân, âsân" kafiyeleri "-ân" sesindedir. Ölçüde remelin mahbun kolu kullanılmıştır. Üçüncü beyitte okuma farkı vardır: Kemal Edip Ünsel "hüsn-i bedî'" (eşsiz güzellik) okur; Doğan ise mısrada sevgilinin iki sıfatının sıralandığını düşünerek "hüsni bedî'", yani "güzelliği eşsiz" okur ve yazmada "hüsn" kelimesinin sonundaki harfin yanlışlıkla yazılmadığını ileri sürer.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, bülbül ile gül ilişkisini âşık ile sevgiliye taşır: gonca dudak ve gül yüz görüldüğünde yaka yırtılır, bülbül gibi feryat edilir. İkinci beyitte sevgilinin kapısı bir şifahanedir; Gönül, Doğan'a göre, kara sevdaya tutulmuş bir hasta, kapı da bir hastane gibi düşünülmüştür. Derdin dermanı yine derdi veren kapıdadır.
Üçüncü beyit Hz. Hamza'nın kahramanlıklarını anlatan ve halk arasında çok okunan Hamzanâme'ye gönderme yapar; âşıklar sevgilinin güzelliğini o kıssa gibi bütün dünyaya destan edecektir. Dördüncü beyit açık ile gizliyi karşılaştırır. Uzun ve düzgün boy, bir bayrağın tepesindeki alem gibi herkese görünür; ağız ise küçüklüğü yüzünden yok gibidir ve ondan çıkan sözler bir sır gibi saklanır. Şerh bu beyitte ikinci bir katman daha bulur: "şevk" şarabı, "râz-ı dehen" ise esrarı çağrıştırır; şarap kadehi kırmızılığıyla bayrak gibi kendini gösterirken uyuşturucular göğüs üstünde muska gibi gizli taşınır. Ahmet Talât Onay'a dayanarak "dilber dudağı" ve "gamze-i dilber"in esrar için kullanılan adlar olduğunu da ekler.
Makta ölümü kolaylaştırmaktan söz eder. İlk anlam açıktır: sevgilinin gamzesinin oku ve kılıcı ölümden beter acı verdiği için, ona hedef olan âşığa ölüm kolay gelir. Doğan, "gamze-i dilber" adının esrarı da anlattığını hatırlatarak beyitte ağır hastaların acısını dindirmek için uyuşturucu kullanılmasına bir gönderme bulunabileceğini, gamzenin kılıca benzetilmesinden yola çıkarak "hançere düşmek" denen intihara da işaret edilebileceğini söyler. Bu ek okumalar şerhin önerileridir; beytin yüzeyinde yalnızca aşkın ölümü hafifleten gücü vardır.
Kaynakça
- Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 29, s. 260-262 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 10a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
Çevrimiçi kaynaklar






