Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Galata gazelinin veznini neşir yazmaz; remel olduğunu biz belirledik.

Bağlamaz firdevse göñlini Kalâtâyı gören
Servi añmaz anda ol serv-i dil-ârâyı gören
Bir Firengî şîvelü ‘Îsâyî gördüm anda kim
Lebleri dirisidür dir idi ‘Îsâyı gören
‘Akl ü fehmin dîn ü îmânın nice zabt eylesün
Kâfir olur hey müselmânlar o tersâyı gören
Kevseri añmaz ol içdügi mey-i nâbı içen
Mescide varmaz o varduğı kilîsâyı gören
Bir Firengî kâfir olduğuñ bilürdi ‘Avnîyâ
Belüñ ü boynuñda zünnâr ü çelîpâyı gören

Günümüz Türkçesiyle

1. Galata'yı gören cennete (Firdevs'e) gönül bağlamaz; orada o gönül süsleyen serviyi gören (cennetin) servisini anmaz.

2. Orada Frenk şiveli bir İsevî gördüm ki, İsa'yı gören "onun dudakları İsa'yı diriltmiştir" derdi.

3. Akıl ve anlayışını, din ve imanını nasıl korusun? Hey Müslümanlar, o Hıristiyanı gören kâfir olur.

4. Onun içtiği saf şarabı içen Kevser'i anmaz; onun vardığı kiliseyi gören mescide varmaz.

5. Ey Avnî, belindeki zünnarı ve boynundaki haçı gören senin bir Frenk kâfiri olduğunu sanırdı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

On dördüncü gazelle birlikte divanın Galata adını anan iki şiirinden biridir. Redif "gören"dir ve beş beytin her biri bir şeyi görmenin sonucunu söyler: Galata'yı gören cenneti anmaz, sevgiliyi gören serviyi unutur, Hıristiyan güzeli gören kâfir olur, kiliseyi gören mescide varmaz, zünnarı ve haçı gören Avnî'yi Frenk sanır. Kafiye "Kalâtâ, dil-ârâ, 'Îsâ, tersâ, kilîsâ, çelîpâ" kelimelerinin "-â" sesindedir; Hıristiyanlıkla ilgili kelimelerin kafiyeye girmesi gazeli tek bir konu etrafında toplar. Vezin, remelin "fâilâtün"lerle yürüyen kalıbıdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada Galata cennete, Firdevs'e karşı konur. İçinde huri gibi güzellerin dolaştığı Galata'yı gören, cennete gönül bağlamaz; orada gördüğü servi boylu sevgili yüzünden cennetin servisini de anmaz. İkinci beyit bir abartma ve hüsnütalildir: Galata'da görülen Frenk şiveli, İsevî güzel öyle canlandırıcıdır ki İsa'yı görenler onun ancak bu sevgilinin dudaklarıyla diriltilmiş olabileceğini düşünür. Ölüleri dirilten peygamber, burada sevgilinin dudağı karşısında ikinci plana düşer.

Üçüncü ve dördüncü beyitler bu cüreti sürdürür. Müslümanlara seslenen şair, Hıristiyan güzeli görenin akıl, din ve iman koruyamayacağını, kâfir olacağını söyler; onun içtiği şarabı içen cennet ırmağı Kevser'i, onun gittiği kiliseyi gören de mescidi unutur. Son beyitte Avnî'nin kendisi Hıristiyan kılığına girer: belinde zünnar, boynunda haç vardır ve onu gören bir Frenk kâfiri sanır.

Tarihî Bağlam

Doğan, Hıristiyanlıkla ilgili unsurları baştan sona kullanan bu gazelin ilk bakışta İslam inancına aykırı gibi göründüğünü kabul eder, ama onu tasavvufun mecaz diliyle okur. Süleyman Uludağ'ın sözlüğüne dayanarak, tasavvufta zünnarın sevgiliye ya da şeyhe hizmet ve itaate azmi, dünyaya gönül vermeyi ya da benliği; "çelîpâ"nın (haç, put) nefsi, vahdeti ya da sevgiliyi; "kâfir"in de tefrika, yani ayrılık âleminde bulunan kişiyi anlattığını hatırlatır ve Fâtih'in birçok mutasavvıf şair gibi coşkun tasavvufî duygularını bu kapalı ve şaşırtıcı ifadelerle dile getirdiğini söyler.

Gazelin yazıldığı İstanbul'da Galata, fetihten sonra da Cenevizli ve öteki Latin tüccarların yaşadığı, kiliseleri ve meyhaneleriyle bilinen bir semtti. Şiirin bu semti bir güzellik ülkesi olarak çizmesi, divan şiirinin tersâ-beçe, yani Hıristiyan güzel mazmununun İstanbul'daki gerçek bir mekâna bağlanmasıdır. Gazelin hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur; ne tarih ne de bir sevgili adı verir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 61, s. 446-448 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 19b). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar